Sayfalar

NE ARAMIŞTINIZ?

Yükleniyor...

Takvim Yapraklarını Çöpe Atmak veya Yakmak Günah mı?

Soru: Hocam Takvim yaprakları üzerinde ayet ve hadisler yazılı olduğundan çöpe atamıyorum peki bu takvim yapraklarını ne yapmalıyız?İnternette bir çok kaynakta takvim yapraklarının çöpe atılmaması ve yakılması gerektiği söyleniyor,bende öyle yapıyorum yani takvim yapraklarını yakıyorum ama doğru mu yapıyorum?Cevabınız için Allah razı olsun.

Takvim Yapraklarını Ne Yapmalıyız

Üzerinde dini ayetler ve hadisler bulunan takvim yapraklarını çöpe atmak günahtır.Çoğu kişi sobada yada ateşte yakmanın doğru olduğunu söylese de bu çok yanlış bir uygulamadır,sebebine gelince; aşa size birisi kuranı kerimi yakın dese yakar mıydınız?..Tabi ki hayır bunu hiç bir müslüman yapmaz öyle değil mi?..Peki kuranı kerimde bulunan bir ayeti kuranı kerimin yapraklarından koparıp yakın dese yakarmısınız? Tabi ki hayır!.. Öyleyse takvim yaprağını yakmanın doğru bir şey olduğunu nasıl iddia ediyorsunuz?..Takvim yaprağında da kuranı kerimde yazılan ayetin aynısı yazıyor,kuranı kerimde yazan ayette takvimde yazan ayet değil mi?
Şimdi diyeceksiniz ki "ama hocam biri kuranı kerim,biri takvim,kuranı kerimle takvim aynı şey mi?" Tabi ki aynı şey değil,bu kıyas bile edilemez fakat duruma böyle bakmak ne kadar sığ düşündüğünüzün bir göstergesidir,çünkü burada önemli olan takvim veya takvim yaprağı değil,önemli olan takvim yaprağı üzerinde yazılı olan bir ayet yada hadisin yakılmasıdır...
Kısacası İslam dininde ve Müslüman bir toplumda kutsal olan,saygı duyulan ve değer verilen hiç bir şey çöpe atılmaz ve yakılmaz,kaldı ki bu bu kuranda yazılan bir hadis yada ayetse asla bu şekilde bir saygısızlık yapılmaması gerekir.
Peki hocam ne yapalım diyorlar,işte size cevabı;Gömeceksiniz sevgili din kardeşlerim gömeceksiniz...
Nasıl ki değer verdiğiniz kutsal saydığınız Ananızı veya Babanızı vefat ettiğinde toprağa gömüyorsanız,kutsal saydığımız kuranı kerimin içinde bulunan bir ayetide,takvim kağıdında veya kağıt parçası üzerinde yazılı olarak elinize geçtiğinde veya bulduğunuzda atmıyorsunuz,yakmıyorsunuz,saklıyorsunuz şayet ki saklayamıyorsanız toprağa gömüyorsunuz...
İşte bu kadar basit sevgili kardeşlerim...
Allah yar ve yardımcımız olsun!..

Özgüven İçin Okunacak Esmalar

Soru: Özgüven için hangi esmalar okunmalıdır?

Özgüveni az olanların öz güven için okunması gereken esmalar; Ya Mecid Esması,Ya Hayy Esması,Ya Celil Esması ve Ya Cebbar Esmasıdır,bu esmaların arasında ya celil esması ve el cebbar esması öz güven için okunacak en etkili esmalardır.
Özgüven İçin Okunacak Esmalar

ÖZGÜVEN: Özgüven, bireyin kendisinden memnun olması, kendisi ve çevresiyle barışık yaşaması demektir. Diğer yandan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir.

Karı Kocanın Dudaktan Öpüşmesi Günah mıdır?

Soru: Merhaba hocam bizim komşumuz kocasıyla hiç öpüşmemişler,nedenini sorduğumda dudaktan dudağa öpüşmek haramdır dedi,biz cima sırasında eşimle öpüşüyoruz biz haram olan bir şey mi yapmış oluyoruz,kısacası öpüşmek haram mıdır?..Evli Çiftlerin Dudaktan Dudağa Öpüşmesi Günah mıdır?
karı-kocanın dudaktan öpüsmesi gunahmıdır

Karı kocanın,yani dini ve resmi nikahlı eşlerin dudaktan öpüşmesinde hiç bir sakınca yoktur kadın ve erkek kendisine helal olan eşiyle dudaktan öpüşebilir,fakat evli çiflerede haram olan şeyler vardır.
Örneğin;Kadının eşinin cinsel organını öpmesi yada yalaması veya erkeğin eşinin cinsel organını öpmesi veya yalaması haramdır...
Detaylı Bilgi İçin: Cinsel İlişkide Sınırlar Nelerdir?



Dudaktan Öpüşmek Günah mı?

Konu: Öpüşmek Günah mı-Nihat HATİPOĞLU,Sevgiliyle Öpüşmek Günah mı?,Dudaktan Öpüşmek Günah mı?,Dudakdan Öpüşmek...

sevgililerin dudaktan öpüşmesi gunahmı

Öpüşmek günah değil,haramdır,peki neden haramdır diye sorduğunuzu duyar gibiyim...Öpüşmek insan oğlunu zinaya sürükleyebilecek bir eylemdir.Küçük masum bir öpücükle başlayıp zina ile sonuçlanan ve zina sonucu hamileliğe sebep olan çok küçük yaşlarda iki gencin hayatının kararmasına sebep olacak bir durum söz konusu ise,sizce böyle bir şeyin olması bu eylemin haram olmasına yetmez mi?
Peki öpüşmek gibi bir anlık zevkin böyle kötü sonuçlar doğurabiliyorsa kuranı kemin öpüşmeyi haram kılması normal değil midir?
Bakın sevgili kardeşlerim kuranı kerim insan için faydalı olan hiç bir şeyi haram kılmaz,kuranı kerim insan için insan olma klavuzudur ona ne kadar uyarsanız insan olma yolunda o kadar ilerlersiniz ondan ne kadar uzaklaşırsanız insanlıktan da o kadar uzaklaşırsınız!

Tıp ne diyor insan ağızının üreme organı vajinadan bile daha çok bakteri barındırdığını ve mikrop barındırdığını söylüyor,günümüzde her geçen gün yeni hastalıklar baş gösteriyor ve bunların çoğu tükürükle bulaşabiliyor bu bile kuranı kerimin ne kadar ileri görüşlü ve insanlar için nasıl bir klavuz olduğunu göstermeye yetmiyor mu?
Aralarında nikâh olmayan bir kız ile erkeğin ele ele tutuşması, kucaklaşması, öpüşmesi haramdır.Bu iki iki dörttür.Bu gibi davranışlar kişiyi zinaya yaklaştırıcı unsurlardır. Bunlardan kaçınmak ve uzak durmak gerekir.
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim de "zina yapmayın" dememiş, zinaya yaklaşmayın buyurmuştur:İsrâ, 17/32 : “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.” 

Sevgililerin Öpüşmesi veya Sevişmesi Günah mı?

Dudaktan Öpüşmek Günah mı,Dudakdan Öpüşmek,Öpüşmek Günah mı Nihat Hatipoğlu?,Sevgiliyle Öpüşmek Günah mı?

sevgililerin opusmesi sevismesi gunahmi

Nikah yapmadan kız arkadaşınızla veya nişanlınızla sevişmeniz, öpüşmeniz büyük günahtır. Sevişmek kelimesi zina anlamında kullanılmışsa, en büyük günahlardan biri işlenmiş olur. Ancak sevişmek ile zina etmeden yapılan işlemler anlamında ise, o zaman zina olmamakla beraber Allah'ın yasakladığı bir iş olduğundan zina olmasa da yine haram işlenmiş olur.Sevgililerin öpüşmesi veya namahrem kişileri öpmek günahtır...

Mahrem olmayan kadına dokunmak veya tokalaşmak haramdır.

Peygamber'e (sav) biat eden kadınlar dediler ki:

"Ey Allah'ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız." Peygamber (sav) "Ben kadınların elini tutup tokalaşmam." buyurdu (1).

Hazreti Aişe (ra) biat ile ilgili şöyle buyuruyor:

"Allah'a yemin ederim ki Resûlüllah'ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı." (2).

Peygamber (sav) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

"Sizden biriniz, başına iğne ile dürtülmesi kendisi için helâl olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır."


İslâm dini, kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor; bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor.

Kadın Erkek Birlikteliğinde Dikkat Edilmesi Gereken Konular:

Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürü sağlamasıdır. Eli ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, açık kalmamasıdır. Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için de altını göstermeyecek şekilde kalın ve avret yerlerini örtecek kadar uzun olmalıdır. Bunun için, altını gösterecek şekilde ince ve şeffaf olan bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.

Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir:

Hz. Âişe (ra)'nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma birgün Peygamberimiz (asm)'in huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (asm) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu:


"Ya Esma, bir kadın büluğ çağına erince -yüzünü ve ellerini göstererek- bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz." (Ebû Dâvud, Libas 31)

Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a) tarafından bir rivayette Peygamberimiz (asm), giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların cehennemlik olduklarını, cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler.(Müslim, Libas,125)

lkame bin Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder:


"Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe (ra)'nin huzuruna girdi. Hz. Âişe (ra) başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı." (Muvatta', Libas:4)

Hz. Ömer (r.a.) ise, cam gibi şeffaf olmasa da, giyindiği zaman altını iyice belli eden elbisenin kadınlara giydirilmemesi hususunda mü'minlere ikazda bulunmuştur. (Beyhaki, Sünen, II/235)

İmam Serahsî bu nakilden sonra, kadının giydiği elbise çok ince de olsa yine aynı hükmü taşır, şeklinde bir açıklama getirir. Daha sonra da, "Giyindiği halde açık" olan mealindeki hadisi kaydeder ve şöyle der:


"Bu çeşit bir elbise şebeke (ağ) gibidir, örtünmeyi temin etmez. Bunun için yabancı erkeklerin bu şekilde giyinmiş bir kadına bakması helâl olmaz." (el-Mebsût, X/155)

Elbisenin şeffaf olmasındaki ölçü, tenin rengini belli etmesidir. Dışarıdan bakıldığı zaman elbisenin altından insanın teni görünüyorsa, elbise ince de olsa, kalın da olsa böyle bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz. Bu mesele Halebî-i Sağir'de şöyle belirtilir:


"Elbise altını, tenin rengini belli edecek şekilde ince olursa, bununla avret yeri örtülmüş olmaz. Fakat kalın olsa da, uzva yapışsa ve uzvun şeklini alsa (uzvun şekli görünür hale gelse), bu durumda örtünme hasıl olduğu için men edilmemesi gerekir, namaz caiz olur." (Halebî-i Sağır, s.141)

Mesele diğer mezheplerde de aynı şekilde ifade edilir. Mâliki mezhebinin görüşü şöyledir:

Elbise şeffaf olur, cildin rengini hemen belli ederse, bununla örtünme olmaz. Bu şekilde kılınan namazın mutlaka iade edilmesi gerekir. İnce ve dar olduğu için azanın şeklini belli eden elbiseyi giymek de mekruhtur. Çünkü bu bir şahsiyetsizlik sayılır ve selef ulemasının giyim tarzına muhalif hareket edilmiş olunur.(Menânü'l-Celü, 1/156)

Hanbelî mezhebinin görüşü ise şu şekildedir:

Vacip olan örtünme, cildin rengini belli etmeyecek şekildeki örtünmedir. Eğer giyilen elbise cildin rengini belli edecek tarzda ince olur da bedenin beyazlık ve kırmızılığı görünürse namaz caiz olmaz. Çünkü bununla örtünme gerçekleşmiş olmaz. Şayet rengini örter de, hacmini belli ederse namaz caiz olur. Çünkü örtü kalın da olsa bundan kaçınmak mümkün değildir. (İbni Kudâme, el-Muğnî, 1/337)

Şafiî mezhebinin görüşü ise şöyledir:

Vacip olan, cildin rengini belli etmeyecek elbiseleri giyinmektir. İnceliğinden dolayı cildin rengini belli eden bir elbiseyi giymek caiz olmaz. Çünkü böyle bir elbise ile tesettür gerçekleşmiş olmaz. Yani, inceliğinden dolayı cildin beyazlığını veya siyahlığını gösteren elbise tesettür için kâfi gelmez. Yine, elbise kalın olsa da, dokunuşu itibariyle altından avret yerlerinin bir kısmını gösterse, yine yeterli şekilde örtünme sağlanmamış olur. Diz kapakları ve uyluklar gibi bedenin incelik ve kalınlığını belli eden bir elbise ile kılınan namaz sahihtir, çünkü tesettür sağlanmış demektir. Fakat azaları belli etmeyecek şekilde bir örtü kullanmak müstehaptır. (el-Mecmû, III/170-172)

Bütün bu nakillerden şöyle bir neticeye varmak mümkündür:

Kadının kendine nikah düşen erkeklerin yanında giymiş olduğu elbise, tenin rengini belli edecek ve gösterecek şekilde ince ise, bununla örtünme gerçekleşmiş olmayacağından giyilmesi caiz olmaz. Bu giyecek, bir elbise, gömlek ve etek olduğu gibi, başörtüsü ve çorap da olabilir.

Buna göre tesettürün dinen makbul olabilmesi için bazı şartları vardır, onlara dikkat etmek gerekir:


- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince olmaması,

- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli olmaması,

- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.


Vücudun azalarını iyice belli edecek şekilde giyilen dar pantolon ve dar gömlekle namaz sahih olsa da, bakanların dikkatini çekip tahrik edeceğinden dinen helal olmaz. Merhum İbn-i Âbidin de eserinde bu hususa işaret etmektedir. (Reddü'l-Muhtar, V/238)

Diğer taraftan kadınlar gerekli örtüyü sağlamak zorunda oldukları gibi, erkeklerin dikkatini çekecek bakışlardan, konuşmalardan ve yürüyüş tarzından da sakınmaları gerekir:

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur, 24/31)

İşte hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemlidir. Özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır.

Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile de ilgili olarak, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Onun için bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün Müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde buyuruluyor ki:

"Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler, imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tövbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir. (Elmalılı, Tefsir)

Kadın ve Erkeğin Yalnız Kalması veya Kadın ve Erkek Arasında Temas-Dokunma:

Bir erkek ve kadının nikahsız olarak ellerinin birbirine değmesi ve yalnız kalmaları da caiz değildir.

Mahrem olmayan kadına bakmak haram olduğuna göre, onlara dokunmak veya tokalaşmak mutlaka haramdır. Peygamber (asm)'e biat eden kadınlar dediler ki:"Ey Allah'ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız." Peygamber (asm)"Kadınların elini tutup tokalaşmam.", buyurdu (Ahmed bin Hanbel, Nesâî, İbn Mâce).

Hazreti Aişe (ra) biat ile ilgili şöyle buyuruyor: "Allah'a yemin ederim ki Resûlüllah'ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı." (bk. Buharî, Ahkâm, 49, Neseî, Bîy’a, 18; İbni Mâce, Cihad, 43).

Peygamber (asm) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:

"Sizden biriniz, başına iğne ile dürtülmesi kendisi için helâl olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır."(Taberâni , Mucemu’l-Kebir, XX/ 212)

İslâm dini, kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor. Bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor.(Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar, II/170)

Bir kadının eli, yabancı bir erkeğin eline değmesi zaruret yokken haramdır. Bu itibarla, hiçbir ihtiyaca dayanmayan tokalaşmada bu haramlık söz konusu olur. Yabancı bir erkek yabancı kadınla tokalaşamaz, elini namahremin eline süremez. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm), yabancı bir kadının elini tokalaşmak için tutmanın ateş tutmaktan daha korkunç olduğunu haber vermiş, namahremin elini tutanın cehennem ateşi avuçlayacağına işarette bulunmuştur.

Bu mahzur, bilhassa genç kadın ve erkekler için daha büyük çapta variddir. Hissî tarafları yok olmuş yaşlılar hakkında ise mahzur daha az nisbette variddir. Hatta iki yaşlı kadın ve erkeğin (hislerinin yokluğu halinde) tokalaşmalarında beis olmayacağı ifade edilmiştir. Bu sebeble, yaşlı kadınların elleri öpülebilir. Yaşlılıkları, yâni hissi bakımdan ölmüş oluşları, böyle bir ruhsata sebeb olur. Bir erkeğin yabancı bir kadınla tokalaşması ânında cinsî hislerin ayaklanması halinde, aralarında haramlık söz konusu olur, sıhriyet akrabalığı meydana gelebilir. Bu bakımdan kadın-erkek münasebetlerinde çok titiz olmak gerekir. Zira böyle lüzumsuz bir tokalaşma yahut el öpme anlarında doğabilecek hissî heyecan, karşı cinse duyulabilecek süflî duygu, haramlığa sebeb olabilir, bu kadının kızı bu kimseye haram hale gelebilir. Böyle şüpheli halden uzak kalmak ise en sıhhatli bir tedbirdir. Mümkün olduğu kadarıyla uzak kalmaya gayret edilmeli, süflî bir his doğduydu, doğmadıydı gibi vesveseye mahal vermemelidir.

Hepimizin bildiği gibi, bir kızla evlenmeyi düşünmek ve nişanlanmak evlenmek mânâsında değildir. Bunun için kişinin nişanlısıyla gezip dolaşması ve onunla yalnız kalması kesinlikle haram ve büyük bir vebaldir. 

Peygamber (asm):"Herhangi bir kimse, bir kadınla yalnız kaldığı takdirde mutlaka onların üçüncüsü şeytandır."
buyurmuşlardır. Bir çok nişanlılar, tenha yerde yalnız kaldıklarında istenmeyen ve meşru olmayan bir takım menfî neticeler meydana gelmekte ve sonunda herhangi bir nedenle nişan da bozulmaktadır. Geride kalan şey vebal ve iffetsizliktir. Bunun için dinini, dünyasını ve şerefini düşünen kimseler, meşru olmayan bu gibi şeylere dikkat etmeleri gerekir.

MULK SURESİ 14. AYET

Mulk Suresi 14. Ayet Arapça:

 أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

Mülk Suresi 14. Ayet Arapça Okunuşu: 
Elâ ya’lemu men halak(halaka), ve huvel latîful habîr(habîru).
MÜLK SURESİ 14. AYET

Mülk Suresi 14. Ayet Türkçe Okunuşu ve Meali: 
İmam İskender Ali Mihr: Yaratan (yarattığını) bilmez mi? Ve O; Lâtif’tir, Habîr’dir (haberdar olandır).
Diyanet İşleri: Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Abdulbaki Gölpınarlı: Hiç bilmez mi yaratan ve odur kullarına lûtfeden ve her şeyden haberdar olan.
Abdullah Parlıyan: Yaratan hiç bilmez mi? O en ince işleri gören bilen ve herşeyin içyüzünden haberdar olandır.
Adem Uğur: Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Ahmed Hulusi: Yarattığını bilmez mi! O, Latiyf'tir, Habiyr'dir.
Ahmet Tekin: Hikmete dayalı, hesaplı bir düzen içinde, yaratanın yarattıklarını bilmemesi mümkün mü?Allah, hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır ve gizli-açık her şeyden haberdardır.
Ahmet Varol: Yaratan bilmez mi? O latiftir, her şeyden haberdar olandır.
Ali Bulaç: O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir.
Ali Fikri Yavuz: Bilmez mi, O (bütün varlıkları) yaratan? (Şübhesiz gizliyi de bilir, aşikârı da...) O Lâtif’dir, Habîr’dir = her şeyden haberdardır.
Ali Ünal: Yaratan bilmez mi? O, Lâtif (Kendisinden hiçbir şeyin gizli kalmadığı, her şeye bütünüyle nüfuz eden)dir; Habîr (her şeyden hakkıyla haberdar olan)dır.
Bayraktar Bayraklı: Hiç, yaratan bilmez mi? O, en ince işleri bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Bekir Sadak: Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardir.*
Celal Yıldırım: O Yaratan hiç bilmez mi? O, Lâtîf'dir (çok lütuf sahibidir; her şeyin bütün inceliklerini, özelliklerini en iyi bilendir). (Her şeyden) haberlidir.
Cemal Külünkoğlu: Yaratan (yarattığını hiç) bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Diyanet İşleri (eski): Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.
Diyanet Vakfi: Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Edip Yüksel: Hiç Yaratan yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Haberdardır.
Elmalılı Hamdi Yazır: Bilmez mi o yaradan ki o öyle latîf, öyle habîr.
Elmalılı (sadeleştirilmiş): Bilmez mi O yaratan ki, O herşeyi inceden inceye bilen, her şeyden haberdar olandır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Gültekin Onan: O, yarattığını bilmez mi? O, Latiftir, Habirdir.
Harun Yıldırım: Yaratan bilmez mi hiç? Şüphesiz O, Latîf’dir, Habîr’dir.
Hasan Basri Çantay: Yaratıb duran (Allah) mı bilmeyecekmiş? O, lâtıyfdir, her şeyden haberdârdır.
Hayrat Neşriyat: (Hiç) yaratan bilmez mi? Çünki O, Latîf (kalblerdeki bütün incelikleri bilen)dir, Habîr (onlardan haberdâr olan)dır.

İbni Kesir: Yaratan bilmez olur mu hiç? Ve O; Latif'tir, Habir'dir.
Kadri Çelik: O, yarattığını bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
Muhammed Esed: (Her şeyi) yaratan O, nasıl olur da (her şeyi) bilmez? Evet, yalnız O, (hikmetinde) erişilmez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdar olandır!
Mustafa İslamoğlu: Bakın, Yaratan bilmez mi hiç? Zira O ilmiyle her şeye nüfuz eden, her şeyden haberder olandır.
Ömer Nasuhi Bilmen: Yaratmış olan zât bilmez mi? Latîf, habîr olan O'dur.
Ömer Öngüt: Yaratan bilmez olur mu hiç? O Lâtif'tir, her şeyden haberdardır.
Şaban Piriş: Yaratan bilmez mi? O, gizli sırlara da vakıf ve haberdardır.
Sadık Türkmen: O yaratan bilmez mi hiç? Herşeyi inceden inceye bilendir, herşeyden haberdar olandır.
Seyyid Kutub: Yaratan bilmez olur mu? O, latiftir, haberdardır.
Suat Yıldırım: O yarattığı mahlûkunu hiç bilmez olur mu? (İlmi her şeye nüfuz eden, her şeyden haberi olan) latîf ve habîr O’dur.
Süleyman Ateş: Yaratan bilmez mi? O latiftir (bilgisi herşeyin içine geçen, her şeyi) haber alandır.
Tefhim-ul Kuran: O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habîr'dir.
Ümit Şimşek: Yaratan bilmez olur mu? O herşeyi bütün incelikleriyle ve gizlilikleriyle bilen, herşeyden haberdar olandır.

Rüyada Meleklerden Bilgi Almak İçin Dua

Ela yalemü men halak ve hüvel latıyfül habiyr,Ela yalemü men halak ve hüvel latıyfül habiyr Arapçası,Ela yalemü men halak ve hüvel latıyfül habiyr Fazileti,Ela yalemu men halak ve hüvel latıyfül habir,Ela yalemu men halak ve hüvel latıyfül habir Anlamı,Ela yalemu men halak ve hüvel latıyfül habir Ayeti,Ela yalemu men halak ve hüvellatiyfül habir...


Rüyada Meleklerden Bilgi Almak İçin Dua

Rüyanızda Meleklerden Bilgi Almak Rüyanızda istediğinizi görmek için basit bir yöntem veriyorum.

Abdestinizi alarak yatıyorsunuz.Uyumadan önce; "Ela yalemu men halak ve Hüvellatiyfül Habir"
ayetinini okuyorsunuz ve  "Ey bu ismin hizmetlisi melek bana (bilmek ve öğrenmek istediğiniz şeyi şeyi söyleyip) hakkında bilgi ver" deyip yine aynı ayeti tekrar ede ede uyuyorsunuz.

Ancak dikkat edilmesi gereken şey abdestli olmak aksi takdirde rahmani olmayanlar gelip korkutuyor.Birde bu işi korkmadan yapmak lazım.

(Mülk Suresi 14. Ayet: Bilmez mi O yaratan ki, O herşeyi inceden inceye bilen, her şeyden haberdar olandır'alıntıdır)

Rüyada istediğini Görmek için dua. Rüyada istediğin kişiyi görmek istersen, bu kişi kim olursa olsun görebilirsin.Rüyada istediği yeri görmek için ne yapılır. İstediğinizi rüyanızda görebilirsiniz, önemli olan niyet, niyet ne ise akıbette de odur. İyi niyet iyi akıbet inşallah, Rüyada istediğiniz her şeyi görmek için ne yapmalıyız? Evet yanlış duymadınız bu mümkün tabi ki yapmanız gereken öncelikle inanmak, istediğiniz her ne ise onu rüyanızda göreceğinize inanmalısınız sonrasında göreceksiniz.

Değerli ziyaretçi kardeşlerimiz, eğer bir hacetin muradın, dileğiniz varsa ve rüyada bunu görmek istiyorsanız size bunun için bir adap ve dua sunuyoruz.

Bu alt kısımda yazdığım ayet ve okunuşu mülk suresi 14. ayettir. Mülk suresi okuyana ahirette şefaat eden bir sure-i şeriftir. Mülk suresinin fazileti paylaşmakla bitmez, mülk suresi kabirde dahi insanı yalnız bırakmaz ahirette kişiye Şahadet eder. Her gün virt edinip okuyan bu sureyi kısa zamanda dünyevi işleri hayra, bolluğa, kazanca, sıkıntıları feraha döner.

Rüya kısmında nasıl mülk suresinden istifade edilir ve rüyada istediğinizi görmeniz nasıl sağlanır, anlatalım. Aşağıdaki ayeti Arapça olarak bir kağıda yazın gece yatmadan önce güzelce namaz abdesti alın, sonra hemen ardından gusül abdesti, boy abdesti yani alın, sonra hemen banyodan çıkarken yine namaz abdesti alın ve abdestli şekilde yatarken, rüyada görmek istediğini görmek istiyorsan bunun için niyet edin, ve Mülk suresi 14. ayeti yazıp başının altına koy ve neyi görmek istiyorsan niyetini gönlünden geçir sonra 7 defa bu ayeti oku.

Rüyada istediğini görmek için uygulanan bu manevi talimat ile Göreceksin mutlaka arzu ettiğin şeyi rüyanda kesin göreceksin. Önemli not; Mümkünse Abdestli olarak yapman daha hayırlıdır. İlk gecede görürsün oldu ki göremedin umudunu kaybetme Allah gönlünü kalbini sınamıştır, ümidini kaybetmeden tekrar devam edeceksin, 7 geceye kadar bu adabı sürdür ve aynı şekilde her gece gusül almadan da devam edebilirsin amele ilk başlamadan önce bunun yapılması bir kez yeterlidir diğerlerinde namaz abdesti almanız kafi olacaktır. Diyelim ki ilk gece görmediniz ayeti yeniden yazmanıza gerek yok yastığınızın altında kalsın. Ameli bozmadan inanarak devam ederseniz mülk suresi 14. Ayetinin koruyucusu olan meleği de görebilirsiniz.

Rüyada istediğini görmek için dua; Elâ ya’lemu men halak(halaka), ve huvel latîful habîr(habîru).

Mülk suresi 14. Ayet Arapçası:

            أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

İzleyiciler