Özgüven İçin Okunacak Dua

Özgüven İçin Okunacak Dua,Özgüven Duası,Özgüven ve Cesaret İçin Dua,Öz güven Duası...Aradığınız tüm dualar Dua Öğren,Dua Oku'da!..

ozguven icin okunacak dua


Özgüven ve Cesaret İçin Okunacak Dua:

"Euzü bi kelimatillaha't-tammati min gadabihi ve şerri ibadihi ve min hemezatiş-şeytani ve en yehdurun."

Türkçe Meali:

"Allahın bana kızmasından, kulların kötülüklerinden, şeytanın vesveselerinden ve bana kurduğu tuzaklardan Allah'ın tam kelimelerine sığınırım."

Açıklama: Hz. Halid bin Velid (ra) bir gün Peygamber Efendimize (sav) gelerek:

"Ya Resulallah, içimde korku ve sıkıntı var, insanlardan uzaklaşmak istiyorum." dedi. Peygamber Efendimiz (sav) Ona:"Yatacağın zaman bu duayı okursan, o hallerden kurtulursun." buyurmuştur.

Böyle durumlarda bu duaya sabah-akşam temiz bir niyetle en az yedi gün devam edilmelidir.

Özgüven Nedir: Kişinin kendi değeri hakkındaki subjektif değerlendirmesi; kişinin kendi özelliklerinin ne ölçüde olumlu ya da olumsuz olduğu hakkındaki yorumu.Özgüven hem kişinin kendisine ilişkin düşünceleri (Örnek: Zekiyim, Sevilen bir insanım), hem bu düşüncelerin yol açtığı duyguları(Umutsuzluk, Utanç, Gurur), hem de bu duygu ve düşüncelerin ifadesi olan davranışları (Çekingenlik, Dikkat, İddiacılık) içerir.
Özgüveni süreklilik gösteren bir kişilik özelliği olarak ve geçici bir psikolojik durum olarak düşünmek mümkündür. Son olarak, özgüven sınırlı bir alan için geçerli olabileceği gibi (Örnek: Zeytinyağlı sarmayı iyi yapabildiğimi düşünüyorum ve bu becerimle gurur duyuyorum), genel bir kavram olarak da düşünülebilir (Örnek: İyi bir insan olduğumu düşünüyorum ve bu nedenle kendimle her zaman gurur duyuyorum).

Küfretmek Orucu Bozar mı?

Orucu Bozan Durumlar,Kufur Orucu Bozarmı,Orucu Bozan Şeyler,Küfretmek Orucu Bozar mı?,Küfür Orucu Bozar mı(Diyanet)?..Aradığınız tüm soruların cevabı Dua Öğren Dua Oku'da!...

Kufretmek Orucu Bozar mi

Sövmek,Küfür etmek ve Kötü Söz Orucu Bozar mı?

Gıybet, küfür ve kötü söz kötü ahlakın çeşitleridir. Oruçlu olana veya olmayana haram kılınmıştır. Peygamberimiz, "Gıybeti ve yalanı bırakmayan kişinin orucuna Allah'ın ihtiyacı yoktur" buyrur. Bütün bunlarla beraber saydıklarınızın hiçbiri orucu bozmaz. Belki manevi faydasını engeller.

Küfür Orucu Bozar mı?

Kötü söz, gıybet ve küfür müslümanlara yasaklanmış ve haram kılınmıştır. Küfür etmek oruçken de oruçlu değilken de haramdır. Küfür etmek orucu bozmaz fakat oruçluyken haram olan şeylerden birini yapmış olursunuz.

Peygamberimiz ''Gıybeti ve yalanı bırakmayan kişinin orucuna Allah'ın ihtiyacı yoktur'' buyurmuştur.

Orucu Bozup Kaza ve Keffareti Gerektiren Diğer Durumlar;

1. Oruçlu olduğunu bilerek yemek ve içmek (yenilip içilen şey ister gıda, ister ilâç olsun).

2. Oruçlu olduğunu bile bile Cinsel ilişkide bulunmak.

Karı-kocadan biri ötekine zorla cinsel ilişkide bulunduğu takdirde zorla ilişkide bulunana kaza ve keffaret, kendisine zorla ilişkide bulunulan kişiye de kaza lazım gelir.

3. Ağzına giren yağmur, kar ve doluyu kendi isteğiyle yutmak.

4. Sigara içmek, öd ağacı veya anber ile tütsülenip dumanını içeri çekmek.

5. Enfiye çekmek.

6. Buğday ve arpa tanesi yutmak.

7. Dışarıdan bir susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak.

8. Yenmesi alışılmış olan çamur, kil ve kömür gibi şeyleri yemek. (Bazı kimseler bunları severek yerler.)

9. Az miktarda tuz yemek.

10. Karısının veya sevdiği bir kimsenin tükürüğünü yutmak. (Bundan zevk aldığı için kaza ve keffaret gerekir. Başkasının tükürüğünden iğrendiği için bundan keffaret gerekmez.)

11. Kan aldırdıktan veya sadece karısını öptükten sonra orucu bozulduğu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak.

Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, saydığımız şeylerden birini bilerek ve özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmuş olur. Bozulan bu orucu kaza etmesi ve kasten bozduğu için de keffaret tutması gerekir.

Keffareti Düşüren Şeyler;

Keffareti gerektiren bir şeyi yaparak orucunu bozan kimse, aynı gün Oruç tutamayacak derecede hastalanır veya kadın ay hali(adet) yahut da lohusa olursa keffaret düşer, yani keffaret orucu tutması gerekmez. Ancak hastalığın kendi isteği dışında olması şarttır. Kendisi kasten hastalığa sebep olursa keffaret düşmediği gibi sefer mesafesinde bir yolculuğa çıkması ile de düşmez.

Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Şeyler;


1. Pamuk ve kağıt gibi yenmesi mutad olmayan bir şey yutmak,

2. Bir defada çok miktarda tuz yemek,

3. Yenmesi mutad olmayan zeytin çekirdeği yemek. Yenmesi alışılmış olan çekirdeği yemek ise keffareti gerektirir.

4. Taş, toprak, demir, altın ve gümüş gibi şeyleri yutmak.

5.
İçi olmayan ceviz ve badem yutmak. (Bunların içi olanları yenildiği takdirde keffaret gerekir)

6. Burnuna ilaç çekmek.


Bu, Ebu Hanife'nin görüşüdür. Buna göre; tedavi maksadıyla iğne yaptırmak orucu bozar ve kazayı gerektirir. Çünkü iğne vasıtasıyla vücuda verilen ilaç iç kısımlara kadar ulaşmaktadır.

İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre; tabii olan yollar dışında vücudun başka tarafından açılan bir yoldan içeri giden ilaç orucu bozmadığı için iğne yaptırmakla oruç bozulmaz. Çünkü vücuda verilen ilaç ağız gibi tabii bir yoldan değil, deriden açılan başka bir yoldan verilmektedir.

Ancak, ibadetlerde ihtiyatlı hareket etmek esas olduğundan Ramazanda iğne yaptırmak zorunda olan kimse bunu mümkünse iftardan sonra yaptırmalıdır.

Bu mümkün olmaz da gündüz iğne yaptırmak zorunda kalırsa, İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammedin görüşlerini esas alarak orucuna devam eder ve bu orucunu daha sonra kaza etmesi gerekmez.

7. Ağzına aldığı boyalı iplik gibi şeylerin boyası ile rengi değişen tükürüğü yutmak.

8. Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği olmayarak yutmak. (Kendi isteği ile yutarsa keffaret gerekir.)

9. Zorlama ile oruç bozmak.

10.
Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan yemek kırıntısını yutmak.

11. Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçmak.

12. Unutarak yeyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannederek yeyip içmek.

13. Ağız dolusu kusmak. (Kendi isteği ile).

14. Ağız dolusu gelen veya kendi isteğiyle getirdiği kusuntuyu mideye geri çevirmek.

15.
Kendi isteği ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi isteği ile olmazsa oruç bozulmaz. (İçeri çekilen duman sigara dumanı olursa keffaret gerekir.)

16. Güneş batmadığı halde-battı zannederek-iftar etmek.

17. İmsak vakti geçtiği halde daha vakit vardır zannederek yemek.

18. Cinsel ilişki dışında kadına dokunmak veya öpmek sonucu boşalmak.

19. Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak. (Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak sadece kazayı gerektirir.)

20. Ramazan orucuna niyet etmeyerek yeyip içmek. (Keffaret, niyet edilerek başlanan orucu bilerek bozmaktan lâzım gelir. Oruca niyet edilmeyerek yeyip içtiği takdirde sadece o günün orucunu kaza eder.)

Ancak mazeretsiz olarak ramazan orucunu tutmamak büyük günahtır.

21. Misafir iken oruca başlayıp ikamete niyet ettikten sonra yemek.

22.
Mukim iken oruca başlayıp sefer mesafesi yolculuğa niyet ederek bulunduğu yerin sınırlarını geçtikten sonra orucu bozmak.


Küfretmek Abdesti Bozar mı?

Küfür Abdest Bozar mı?,Küfür Abdesti Bozar mı?,Nihat HATİPOĞLU-Küfretmek Abdesti Bozar mı?,Sövmek Abdesti Bozar mı?..Aradığınız tüm soruların cevabı Dua Öğren,Dua Oku'da!..

küfür etmek abdesti bozarmı

İslam dini her türlü kötülük ve incitmeye karşıdır. Çünkü, İslam insanı insan etmeye gayret ediyor. Hakiki insaniyet mertebesine ulaştırır. Bu nedenle İslam, İnsanı her türlü kemalat ve güzelliğe ulaştıracak emirleri verdiği gibi, her türlü rezillikten ve çirkinlikten uzaklaştıracak fiilleri de yasaklamıştır.

Bu külli kaidelerden hareketle diyebiliriz ki, küfür ve sövme dediğimiz karşıdaki insanları rencide ve rahatsız eden her türlü fiil günahtır ve haramdır. Çünkü Müslümanları rencide etmek haramdır ve insanı günahkar eder. Hatta kafir bile masum ve hatasız olsa, onu rahatsız etmek İslam dininde yasaktır. Çünkü, Peygamberimiz (a.s.m) “Kim bir zımmiye eziyet etse, şüphesiz ben onun hasmıyım, düşmanıyım." (Ebu Yusuf, Harac, Matbaatu's Selefiye, 1397 h. Kahire, s.135) diye buyurmuştur.

Hangi durumda olursa olsun sövmek,küfür etmek caiz değildir. İster kafire ister zalime fark etmez, sövmek çirkin bir hareket olup mü'mine yakışmaz.
Küfür etmek günah olsa da abdesti bozmaz.


Abdesti Bozan Şeyler Nelerdir?

1 -Ön ve arka mahalden çıkan her şey - ister az olsun, ister çok - abdesti bozar. Bu şeyler idrar, kazurat, meni, mezi, taş, v.s. gibi maddelerdir.

2 - Arka taraftan gaz çıkması (yellenme).

3 - Çocuk düşürme hâli.

4 - Ön ve arka yolların dışında, bedenin herhangi bir yerinden kan, irin, sarı su gibi akıntıların gelmesi,bu gibi akıntıların abdesti bozması için, çıktığı noktada durmayıp etrafa yayılması lâzımdır. Bu bakımdan sıkıp çıkarılması ile kendiliğinden çıkması arasında abdest bozma açısından fark yoktur. Nasıl çıkarsa çıksın, çıkış noktasını aştıktan sonra abdesti bozarlar. Hacamat yoluyla kan aldırmak, sülük tutmak da, abdesti bozar. Kan, irin ve sarı sudan başka olan akıntılara gelince, bunlar ancak bir dert ve hastalık sebebiyle akıyorlarsa, abdesti bozarlar. Meselâ bir göz hastalığından dolayı gözleri sulanan kimselerin abdesti bozulur. Bir hastalığa bağlı olmayarak gelen akıntılar ise, abdesti bozmazlar. Meselâ, ağlama ve çok gülmekten dolayı akan gözyaşı veya havanın soğukluğu sebebiyle burundan gelen akıntı abdesti bozmaz. Vücuttaki kabarcıklardan çıkan safi su, sahih olan görüşe göre, kan gibidir, abdesti bozar. Diğer bir görüşe göre ise, abdesti bozmaz. Bu ikinci görüşte, uyuz olanlar ve çiçek çıkaranlar için kolaylık vardır. Zaruret halinde bu görüş ile amel edilmesinde bir beis olmadığı, İmam-ı Hulvanî`den nakledilmiştir. Mayasıl ve egzama yaşlığı ve parmak araları pişintisi ise, abdesti bozmaz.

* Şâfiîlere göre, önden ve arkadan başka herhangi bir uzuvdan gelen kan, irin, sarı su gibi akıntılar abdesti bozmazlar.

5- Ağız dolusu kusmak. Kusmuk; yemek, su veya safra gibi bir madde olabilir. Kusuntunun, azar azar geleni dahi bir araya toplanınca ağız dolusu miktarına ulaşıyorsa, abdesti bozar.


6- Ağızdan, tükürüğe eşit veya ona galip gelecek miktarda kan gelmek. Galibiyet veya eşitlik, renkten belli olur: Renk sarı ise, tükürük fazladır. Kırmızılık eşitliği gösterir. Kızıllık ise, kanın galip olduğunu.Tükürük kandan fazla ise, abdest bozulmaz. Ayva, elma, v.s. gibi şeyleri ısırmakla, onlarda kan eseri görülse bile abdest bozulmaz.

7- İnsanın kendine hâkimiyetini kaybettiren uyku abdesti bozar. Bu uyku ister yan üstü yatarak, ister sırtüstü yatarak, ister yüzü koyun yatarak, ister oturup dirseğine dayanarak olsun hüküm aynıdır. Yanında konuşulanları duyacak derecedeki hafif uyuklamalar ise abdesti bozmaz. Bir şey`e dayanarak uyuyan kimsenin, dayanmakta olduğu şey çekildiği takdirde düşecek derecede uykuya dalmışlığı varsa, abdest bozulur.

8 - Az veya çok süreli baygınlık.

9- Namazda gülmek. Tebessümle gülmek ayrıdır. Gülmek seslidir, işitilir. Bu yüzden namazda abdesti bozar. Abdest bozulunca namaz da bozulmuş olur. Tebessüm sessiz olduğu için, namazı da, abdesti de bozmaz. Yalnız kendi duyup işiteceği kadar hafif gülmek ise, namazı bozar, fakat abdesti bozmaz.
* Şâfiîlere göre, namaz içindeki kahkaha ile bile abdest bozulmaz.

10 - Kadınla erkeğin birbiriyle fâhiş mübaşeretleri de abdesti bozar. Fâhiş mübaşeret, erkekle kadının arada hiçbir örtü olmaksızın veya çok ince bir bez olduğu halde mahrem yerlerini birbirine dokundurmaları, temas ettirmeleridir. Bu temas sebebiyle tahrik olup kendilerinden yaşlık (mezi) gelip gelmemesi müsavidir. Abdest her hâlükârda bozulur. İmam-ı Muhammed`e göre, fahiş mübaşeretin abdesti bozması, ancak taraflardan yaşlık (mezi) gelmesi hâlindedir. Yaşlık belirmezse, abdest bozulmaz.

11 - Erkeğin idrar akıntısını kesmek için idrar yoluna soktuğu pamuğun sonradan dışarı çıkması veya çıkarılması hâlinde, abdest bozulur. Pamuğun üzerinde yaşlık bulunup bulunmaması hükmü değiştirmez. Eğer pamuk, idrar yoluna tamamen konulmayıp, kısmen konulmuşsa, içte kalan kısım ıslanmış olsa bile, dışta kalan kısma idrar sızmadıktan sonra abdest bozulmaz. Ancak pamuk çekip çıkarılır veya kendiliğinden düşerse, üzerinde az bir yaşlık bile olması, abdesti bozar.

12 - Kadının tenâsül uzvu içine veya dışına konulan bezin veya pamuğun, ıslanmış olarak dışarı çıkması veya çıkarılması da abdesti bozar. Uzvun dışına konulan pamuğun iç tarafı ıslanmış olunca abdest bozulmuş olur. Pamuğun dışına ıslaklık sızıp sızmaması mühim değildir. Uzvun içine konulan pamuğun iç kısmının ıslanması abdesti bozmaya yetmez. Islaklığın pamuğun dışına da sirayet etmesi şarttır.

13 - Teyemmüm etmiş kimsenin suyu görmesi, teyemmümle alınan abdesti bozar.

14 - Özür sahipleri için namaz vaktinin çıkması ile abdestleri bozulur

15 - Esrar veya içki içerek sarhoş olmak da abdesti bozar. Bu gibi müskiratı kullanmak kesin şekilde haram olmakla birlikte, insanı sarhoş etmeyen miktarı abdesti bozmaz.

SÖVMEK-KÜFÜR ETMEK GÜNAH MIDIR?

Dinimizde Küfür Etmek(Nihat HATİPOĞLU),Küfür Etmenin Günahı Nedir?,İçinden Küfür Etmek Günah mı?,Küfretmek Günah mı?,Küfür Günah mıdır?,Sövmek Günah mıdır?

kufur etmek gunah midir?

Küfür etmek günahtır. İslam dini muhataplarımızla hoş muamele ve diyaloglar içerisinde bulunmamızı emreder.


İslam dini her türlü kötülük ve incitmeye karşıdır. Çünkü, İslam insanı insan etmeye gayret ediyor. Hakiki insaniyet mertebesine ulaştırır. Bu nedenle İslam, insanı her türlü kemalat ve güzelliğe ulaştıracak emirleri verdiği gibi, her türlü rezillikten ve çirkinlikten uzaklaştıracak fiilleri de yasaklamıştır.

Bu külli kaidelerden hareketle diyebiliriz ki, küfür ve sövme dediğimiz karşıdaki insanları rencide ve rahatsız eden her türlü fiil, günahtır ve haramdır. Çünkü Müslümanları rencide etmek haramdır ve insanı günahkar eder. Hatta kafir bile masum ve hatasız olsa, onu rahatsız etmek İslam dininde yasaktır. Çünkü, Peygamberimiz ( a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir zımmiye eziyet etse, şüphesiz ben onun hasmıyım."

Hangi durumda olursa olsun, sövmek caiz değildir. İster kafire, ister zalime farketmez, sövmek çirkin bir hareket olup mümine yakışmaz.

"Ey îmân edenler! Bir topluluk, (başka) bir toplulukla alay etmesin; olur ki (onlar), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Birtakım kadınlar da (başka) kadınlarla (alay etmesinler)! Belki (onlar da) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendinizi (birbirinizi) de ayıplamayın ve birbirinizi (kötü) lâkablar ile çağırmayın! Îmandan sonra fâsıklık ismi (günahla anılmak), ne kötüdür! Artık kim (bu kötü amelinden vazgeçerek) tevbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir!" (Hucurat, 11)
İbn Abbas, Hucurât suresinin 11. ayetini izah ederken "Bir kısmınız bir kısmınıza dil uzatmasın. Muhakkak Allah, çirkin söz kaçıranı, kasden çirkin söz söylemeye yelteneni sevmez" demiştir. (Edebü'l-Müfred, I, 344)

Kötü sözlü olmak müminlik sıfatıyla bağdaşmaz.

İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki:
"Mü'min ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayasızdır." (Tirmizî, Birr 48, (1978)
Şarihler, mü'mine yakıştırılamayan bu vasıflara yer veren insanın tekfir edilmeyeceğini belirtirler. Bu maksatla mü'min kelimesini "kâmil mü'min" diye kayıtlarlar. Şu halde kötü söz sarfetme alışkanlığı olan insan imanını kaybetmez ise de imandaki kemali kaybeder. Mü'min kişinin, şahsî planda hadisi mutlak ifadesiyle anlayıp "ağzımdan çıkan kötü söz imanımı tehlikeye atıyor" diyerek kötü söz sarf etmekten kaçınması gerekir. Kulluk ve Fahr-ı Kâinat'a ümmetlik edebi bunu gerektirir. Fakat kötü söz sarfeden kimseleri tekfire yeltenmemek gerektiği de bilinmelidir. (Kütüb-i Sitte)
"Her kim de bir mü'mine la'net ederse, bu da onu öldürmek gibi(günâh)dir. Her kim de bir mü'mine küfür isnâd ederse, bu da onu öldürmek gibi(günah)dır." (Buhari)

Dilinden laneti düşürmeyenler şefaat hakkını elde edemezler.

Ebu'd-Derda (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki:
"Laneti çok yapanlar kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehid de olamazlar." [Müslim, Birr 85, (2598); Ebu Davud, Edeb 53, (4907).]
Bu hadiste, kıyamet günü mü'minler muhtaç olanlara şefaatte bulunurlarken, dilinden laneti düşürmeyen kimselerin bu şerefe eremeyecekleri, dolayısıyla yakınlarına şefaat edemeyecekleri belirtilmektedir.

Büyük günahların en büyüğü bir kimsenin anne babasına sövmektir.

Abdullah ibn Amr (ra) şöyle demiştir: Resûlullah (asm):
"En Büyük günâhların en büyüğünden birisi, kişinin anasına babasına la'net etmesidir" buyurdu.
Kendisine orada bulunanlar tarafından:
"Yâ Resûlallah! İnsan anasına babasına nasıl la'net eder?" denildi.
Resûlullah:
"O kimse birisinin babasına söver, o da karşılık olarak onun babasına söver; yine o kişi birisinin anasına söver, o da karşılık olarak onun anasına söver" buyurdu. (Buhari)

Peygamber Efendimiz (asm) kötü söz söylemeyi yasaklamıştır.

Resulullah (asm) kötü sözlü olmayı mü'minlik vasfıyla bağdaştırmıyor. Mü'minin hangi çeşidi olursa olsun, kötü sözü ağzına almamasını emrediyor. Hayatının her anından, her anında yaptığı her fiilinden hesap vereceği bildirilen insanın ahirette hesabını zor vereceği amellerden olduğu için midir, kalplerde ve ruhlarda açtığı yaranın, kılıncınkinden, kurşununkinden daha derin olmasından mıdır, her ne ise "Allah'a ve ahirete inanan kimsenin hayır konuşması veya sükut etmesi" tavsiye edilmiştir hadislerde. (Kütüb-i Sitte)
Semüre İbnu Cündüb (ra) anlatıyor: "Resulullah (asm) buyurdular ki:
"Birbirinize, Allah'ın laneti, Allah'ın gadabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın." (Ebu Davud, Edeb 53, (4906); Tirmizî, Birr 48, (1977)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: "Resulullah'a: "Ey Allah'ın Resulü! Müşriklere beddua et, onları lanetle!" denilmişti. Şu cevabı verdi:
"Ben rahmet olarak gönderildim, lanetleyici olarak değil!" (Müslim, Birr 87, (2597)
Müslüman, elinden ve dilinden zarar görülmeyen insandır; başkalarına dil uzatmak Müslümana yakışmaz.
İnsanlara karşı iyi muamele ve güzel söz söyleme İslâm'ın prensiplerindendir. Firavun'u hak din'e davet için giden Hz. Musa ve Harun'a (as) Allah; "O'na yumuşak şöyle, konuşun..." (Tâhâ, 20/44) emrini vererek kâfire yapılan tebliğin yumuşak ve güzel söz ile yapılması gereğini ifade etmiştir.
Sözlerin en güzeli, insanları hakk'a, doğruya, olgunluğa, insanca yaşamaya sevk eden Allah'ın kelâmıdır: "Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer, ikişerli bir kitap halinde indirdi..." (ez-Zümrüt, 39/23).
Sözlerin en güzeli olan Allah kelâmını ümmetine tebliğ eden Hz. Peygamber (asm) de birçok hadislerinde, insanlara karşı güzel söz söylemeyi emir ve tavsiye etmiş; bizzat kendisi de hayatı boyunca kaba sözden sakınmış; şahsına hakaret eden insanlara bile; "Allah'ım; onlara hidayet et, çünkü onlar gerçeği bilmiyorlar" diyerek duada bulunmuş ve rıfk ile muamele etmiştir.
O'nun bu yüksek ahlâkı, gün gelmiş, düşmanlarının bile sevgi ile etrafında imanla toplanmalarına vesile olmuştu. Yahudilerden bir grup Hz. Peygamber'e (asm) gelip, güya selâm veriyormuş edasıyla "Essâmu Aleyküm=Ölüm üzerinize olsun" deyince, yanında bulunan Hz. Âişe dayanamayarak, "ölüm sizin üzerinize olsun, Allah size lânet etsin, Allah size gazap etsin" diye cevap verince Hz. Peygamber (asm), "Yavaş ol Âişe! Yumuşak hareket et; sert hareketten ve çirkin sözden sakın" buyurmuştur. Câbir İbn Abdullah, Hz. Peygamber'in (asm) "Kötü söz ve harekette bulunanla kendini kötü söz ve hareketlere zorlayanı ve çarşılarda bağırıp çağıranı Allah sevmez" buyurduğunu rivayet eder. Müslüman, elinden ve dilinden zarar görülmeyen insandır; başkalarına dil uzatmak, lânet etmek, kötü iş yapmak ve kötü söz söylemek, müslümana yakışmayan hallerdir. Müminin en düşük ahlâklısı, kötü sözlü olanıdır. (Şamil İslam Ansiklopedisi)

Cenab-ı Hak insanlara güzel konuşmayı emretmiş, öfkesini yenenleri övmüştür.
"...insanlara güzellikle söyleyin..." (Bakara, 83)
"İşte size verilen herhangi bir şey, ancak dünya hayâtının menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise, îmân edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hem onlar ki, günahın büyüklerinden ve fuhşiyâttan kaçınırlar; onlar öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar." (Şura, 36-37)


"Onlar ki, bollukta ve darlıkta (mallarını Allah yolunda) sarf ederler, (kızdıkları zaman) öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah ise, iyilik yapanları sever." (Al-i İmran, 134)
Öfke anında kişi şeytandan Allah'a sığınmalıdır.


Adiyy ibn Sabit tahdîs edip şöyle dedi: Ben Peygamber'in sahâbîlerinden bir adam olan Süleyman ibn Surad'dan (ra) işittim, şöyle dedi:
Peygamber'in yanında iki kişi birbirine sövdü. Bunlardan biri öfkelendi ve öfkesi o kadar şiddetlendi ki, yüzü şişti ve rengi değişti. Bunun üzerine Peygamber (asm):
"Ben bir kelime bilmekteyim ki, eğer şu adam o kelimeyi söylerse, kendisinde bulunan öfke hâli muhakkak gider (o kelime Eûzu billâ-himine 'ş-şeytâni'r-racîm)" buyurdu.
Orada bulunanlardan biri Peygamber'in bu sözünü o öfkeli kişiye gidip haber verdi de:
"Şeytândan Allah'a sığın!" dedi. O kişi de:
"Bende şiddetli bir hastalık mı var? Ben deli miyim sanıyorsun? Haydi kendi işine git!" dedi. (Buhari)
Asıl pehlivan öfkenelendiği sırada nefsine hakim olan kimsedir.
Bize İmâm Mâlik, İbn Şihâb'dan; o da Saîd ibnu'l-Müseyyeb'den; o da Ebû Hureyre'den (ra) tahdîs etti ki, Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:
"Çok kuvvetli pehlivan, birçok güreşçileri yere serip gâlib olan değildir. Asıl kuvvetli pehlivan, öfkelendiği sırada nefsine mâlik (ve irâdesine hâkim) olan kimsedir." (Buhari)

Safer Ayı Namazı Nasıl Kılınır?

Safer Ayı Namazı Nasıl Kılınır,Safer Ayında Kılınacak Namaz,Safer Ayında Nasıl Namaz Kılınır Hangi Dualar Okunur,Safer Ayı Namazı(Nihat HATİPOĞLU),Safer Ayında Ne zaman Namaz Kılınır?..Aradığınız tüm soruların cevabı Dua Öğren,Dua Oku'da!..

Safer Ayi Namazi Nasil Kilinir


SELAM AYETLERİNİN İNCELİKLERİNDEN
Davd-u Antaki, "Tezkire" isimli eserinde buyurmuştur ki: Gökten inen bütün belalar safer ayının son çarşambasında iner. Bundan dolayı o gün insanlar üzerine çok zor gelir. İşte o gün selam ayetlerini okuyan, bir daha seneye kadar selamette olur. O ayetler de şunlardır:



Safer ayı namazı:
Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi gece yarısından sonra, yeryüzüne nazil olacak (inecek ) belâlardan biiznillahi tealâ muhafaza olmak için sabah namazından evvel (teheccüd vakti, imsak öncesi) dört rek´at nafile namaz kılıp birinci rek´aktda Fatiha dan sonra onyedi kevser suresi, ikinci rek´atda Fatiha dan sonra beş ihlas-ı şerif, üçüncüde Fatiha´dan sonra bir Felak suresi dördüncüde bir Nas suresi okuyup selam verilip dua edilecektir.

Aynen Safer ayının son çarşambasının gecesi veya gündüzü iki rek' at namaz kılıp, birinci ve ikinci rek'at da Fatiha' dan sonra onbir İhlas-ı şerif okunacak,
namazdan sonra yedi defa istiğfar edip, el kaldırıp onbir defa Salat-ı Münciye ve sonralarında:  انك على كل شىء قدير okunacaktır.

Safer ayi duaları:

* İslâmî ayların ikincisidir.
Bu ayda her gün:"Allâhümme bâriklenâ fî şehrissafer. Vahtim lenâ bisse-âdeti vezzafer" duâsı okunur.
* İlk Çarşamba gecesi, imsaktan evvel dört rek'at nafile namaz kılınır. Sonra duâ okunur.
* Son Çarşamba gecesi veya gündüzünde iki rek'at namaz kılınır. Sonra duâ okunur.
* Selâm âyetleri, Safer ayı boyunca her gün en az birer defa okunur.
* Yine Safer ayı ile ilgili duâ, Safer ayı boyunca her gün en az bir defa muhafaza için okunur.

1- Safer ayı boyunca:

Yukarıda da geçtiği gibi şu duâyı her gün en az bir defa okumayı ihmâl etmemelidir:

"Allâhümme bârik lenâ fî şehrissafer. Vahtim lenâ bissa-âdeti vezzafer."

2- Safer ayının ilk Çarşamba gecesi namazı ve okunacak duâları
Bu ayın ilk Çarşamba gecesi gece yarısından sonra, yeryüzüne nazil olacak belâlardan -biiznillâhi Teâlâ- muhafaza olmak için, imsaktan önce dört rek'at aşağıdaki şekilde nafile namaz kılınır.

Birinci rekatta; Fâtiha'dan sonra 17 Kevser sûresi (İnna a'tayna),
İkinci rekatta; Fâtiha'dan sonra 5 İhlâs sûresi (Kulhüvallâ-hü Ehad),
Üçüncü rekatta; Fâtiha'dan sonra 1 Felak sûresi (Kul eûzü birabbilfelak),
Dördüncü rekatta; Fâtiha'dan sonra 1 Nâs sûresi (Kul eûzü birabbinnâs), okuyup selâm verilir.

-Bilâhare, yedi defa istiğfar edilir (yâni, Estağfirullâh el-azim denir.)

-Sonra eller kaldırılıp 11 (onbir) defa salât-ı münciye (salâ-ten tüncînâ) okunur:

"Allâhümme salli ala seyyidinâ Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammedin salâten tüncî-nâ bihâ min cemî il ehvâli velâfât. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâ-cât. Ve tütahhirunâ bihâ min cemîıs seyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke a'led derecât. Ve tübelliğunâ bihâ aksal gâyât. Min cemîil hayratı fil hayati ve ba'del memat. Birahmetike yâ erhamerrâhimîn. Hasbünallâhü ve ni'melvekîl, ni'melmevlâ ve ni'mennasîr. Guf-râneke rabbenâ ve ileykel masîr amin ya mucibi da'vât velhamdulillahi rabbil alemin."
Okunduktan sonra: İnneke alâ külli şey'in kadîr. denir. 102

Bundan sonra yapılacak duâ da:

"Yâ Rabbi! Beni ve âile efradımı ve bilcümle mü'minleri âfât-ı semâviyye ve arâdiyyelerden (yer ve gök âfetlerinden) ve cemi' belâlardan muhafaza eyle!"denir.

3- Safer Ayının Son Çarşambasının Gecesinde veya Gündüzünde Namaz ve Duâ

Safer ayının son Çarşambasının gecesinde veya gündüzünde iki rek'at namaz kılınır. 
Şöyle ki ;
Birinci rek'atta, Fâtiha'dan sonra 11 (on bir) İhlâs sûresi,
İkinci rek'atta, Fâtiha'dan sonra 11 (on bir) İhlâs sûresi okunur.

Namazdan sonra, ayın ilk Çarşambasında kılınan namazı müteâkib yapılan istiğfar ve duâlar aynen yapılır:
-7 (yedi) defa istiğfar edilir:
-Estağfirullâh el-azîm, denir.

Sonra eller kaldırılıp:

11 (on bir) defa salât-ı münciye (Salâten tüncînâ) okuyup:
"İnneke alâ külli şey'in kadîr" denir.
Sonra yapılacak duâda:
"Yâ Rabbi! Beni ve âile efradımı ve bilcümle mü'minleri, âfât-ı semâviyye ve arâdıyelerden muhafaza eyle!" denir.

4-Her Türlü Âfetlerden Muhafaza Olunmak İçin Safer Ayı Boyunca Her Gün En Az Birer Defa Okunacak Selâm Âyetleri

5-Aşağıdaki duâlar Safer ayı boyunca Selâm âyetleriyle beraber her gün okunur:
"Bismillâhirrahmânirrahîm,
Fallâhü hayrun hâfizan ve hüve erhamürrâhimîn.
Rabbeneftah beynenâ ve beyne kavminâ bilhakkı ve en-te hayrül fatihin.
Allâhümme yâ müfettihal ebvâb. İftah lenâ ebvâbel hayrat."


"Bismillâhirrahmânirrahîm, Eûzü billahi min şerri hâzezzemâ-ni ve esteîzü bihî min şürûri sâirizzamâni. Ve eûzü bi celâli vechi-ke ve cemâli kudsike en tücîranî minelbelâi fî hâzihisseneti ve kına min şerri mâ kadaytü fîhâ. Ve ekrimnâ fissaferi Yâ Ekramel ek-ramîyn. Ezhır vahtim hâzihişşühûra aleyye, bisselâmeti vesse-âdeti ve liehli beyti ve li akraba! ve licemî ümmeti Muhammedin -aleyhissalâtü vesselam-. Birahmetike yâ erhamerrâhimîyn. Allâhümme ferricnâ bi duhûlissaferi. Vahtim lenâ bilhayri vezzafer."

Safer Ayında Okunması Gereken Dualar

Safer Ayı Ne zaman?,Ya dafial belaya,Selam Ayetleri,Nihat HATİPOĞLU Safer Ayı Duası,Safer ayı Duası ve Namazı,Safer Ayının Özellikleri,Safer Ayında Okunacak Dualar...Aradığınız tüm dualar Dua Öğren,Dua Oku'da!..

safer ayinda okunacak dualar

Safer ayında okunması gereken dualar

Safer ayının hangi tarihe denk geleceğini ve bu ayda okunması gereken duaları merak edenler için bilgiler paylaşacağız.

Safer ayı; Muharrem ayınının sona ermesiyle başlayan ayın ismidir. Dini ayların ikincisi olan Safer ayının manası ise; belaların 1.kat semaya gönderildiği felaket ayı olmasıdır.

Safer ayında yaşanan kötü olayların başında ise Peygamber Efendimiz S.A.V ölümüne neden olan hastalığının başlamasıdır. Bundan dolayı tüm Müslümanları bu ayda bir hüzün ve üzüntü kaplar.

Yine Safer ayında meydana geldiği söylenen hadiselerden bazıları ise şunlardır; Levhi Mahfuz’dan birinci kat semaya 320.000 bela iletilmiştir ve bu iletilen belaların her biri her sene bize gönderilecektir. Bu sebeple semaya iletilen belalardan birininde bizi etkilememesi ve bize belaların gelmemesi amacıyla safer ayını bol bol dua, namaz ve tesbihatla geçiririz.

Safer Ayında Okunması Gereken Dualar

Safer Ayının ilk gece yarısından sonra yeryüzüne nazil olacak belalardan -biiznillahi Teala- muhafaza olmak için imsaktan önce dört rekat nafile namaz kılınır.

Nafile Namazını aşağıda anlatıldığı biçimde kılmanız gerekmektedir.

Birinci rekatta;Fatiha’dan sonra 17 Kevser suresi İkinci rekatta;Fatiha’dan sonra 5 İhlas suresi Üçüncü rekatta;Fatiha’dan sonra 1 Felak suresi Dördüncü rekatta;Fatiha’dan sonra 1 Nas suresi okuyup selam verilir. Ayrıca 7 defa denir . Sonra eller kaldırılıp 11 defa Salat-ı Münciye okunur.

Okuduktan sonra denir Bu duâlarda “Beni ve efrâd-ı ailemi ve bilcümle mü’minleri yer ve gök âfatlarından ve cemî’ belâlardan muhafaza buyur ya Rabbi!” diye duâ edilecekdir.

Sefer Ayının son Çarşamba gecesi vaya gündüzünde iki rekat namaz kılınır.


Şöyleki;Her iki rekatta Fatiha’dan sonra 11 İhlas Suresi okunur. Namazdan sonra Ayın ilk Çarşambasında kılınan namazın arkasından yapılan istiğfar ve dualar aynen yapılır. 7 defa istiğfar edilir. Sonra eller kaldırılıp 11 defa Salat-ı Münciye okuyup denir.

Sonrasında yine “ Beni ve efrâd-ı ailemi ve bilcümle mü’minleri yer ve gök âfatlarından ve cemî’ belâlardan muhafaza buyur ya Rabbi!” diye duâ edilecekdir…

Safer ayında her gün okunması gereken dualar:

Safer ayı her gün mutlaka 100 kere “LA HÂVLE VELÂ KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM” denilmelidir. Günde 100 kere söyleyenden, en hafifi fakirlik olmak üzere 70 çeşit bela, musibet kaldırılır.

Ayrıca yine safer ayında (ve her zaman) her gün mutlaka günde 100 kere salâvat getirmek lazımdır. salâvat çok bela ve musibetleri çevirir, dünya ve Ahirette kurtuluşuna sebep olur.

En efdal Salâvat’ı Şerife:

“Ellahumme sâlli âla seyyidina Muhammedin ve ve âla âlihi ve sahbihi efdâle salevatike ve adade me’lumatike ve bârik ve sellim”

Safer Ayı Bela Ayımıdır?Safer Ayı Duası

Safer Ayı Nedir?,Safer Ayı Hangi Aydır?,Safer Ayı Ne zaman?,Safer Ayı Duası,Safer Ayı Üzerine,Safer Ayı Bela Ayı mıdır?,Safer Ayında Okunacak Dualar...

sefer ayı bela ayımıdır

"26 Aralık Pazartesi Safer Ayının ilk günüdür." Safer ayında Levhi Mahfuz'dan birinci kat semaya 320.000 bela inmektedir. Bu belalar ve kazalar sene içine yayılmaktadır. Bir dahaki safer ayına kadar bu 320.000 beladan birinin size isabet etmesinden korunmak isterseniz, aşağıda tarif edilen namazları kılınız, tesbihatları yapınız. Aile efradınıza ve çevrenize de tavsiye ediniz. Bu namazları kılanların, bir dahaki sene aynı güne kadar (üzerine kat'i yazılmış yani ALLAH'ın Teâlâ'nın C.C., senin üzerinde gerçekleşmesine kesin hüküm verdiği kazalar müstesna) kazalardan korunacağı rivayeti vardır.
Safer ayının ilk ve son çarşamba gününün gecesinde, yani salı gecesi kılınacak namazdır; (İSLÂM'da gece günden önce gelir. Yani Cuma günü, Perşembe Günü akşam ezanı okunduğunda giriyor)

1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 17 Kevser Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 5 İhlâs Sûresi
3 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 1 Felâk Sûresi
4 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 1 Nâs Sûresi
Safer ayının ilk ve son çarşamba günü, öğlen ve ikindi namazı arasında kılınacak namazdır;


1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 11 İhlâs Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 11 İhlâs Sûresi
Bu namazdan sonra 100 kere "Yâ dâfia'l-belâyâ, idfâ anna'l-belâyâ, fallâhü hayrun hâfizan ve hüve Erhâmü'r-Râhimin, inneke alâ külli şey'in kadir"okunmalı ve dua edilmelidir.


Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bilindiği gibi Muharrem ayıdır ve içinde aşûre günü vardı. Üçüncüsü ise Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza ve gönlümüze teşrif etti.

Hicri takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde farz kılınan ibadetler, gerekse bir kudsi tarihin unvanı olmaları hasebiyle mukaddes tanındığı biliniyor. Mesela Recep, Şaban ve Ramazan ayları, nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşrî kılındığı üç ibâdet ayı olarak bilinir; bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve bu ay içindeki Kadir Gecesi Kur’ân’da da ifadesini bulur; diğer ikisi de muhtelif nafile ibâdetler için münbit birer zemin teşkil ettiği sahih hadislerde beyan edilir. İslamiyet öncesi Araplar arasında da Muharrem, Recep, Zi’l-Kâde ve Zi’l-Hicce aylarının hürmet duyulan aylardan olduğu ve bu aylarda Arapların savaş yapmaktan çekindikleri biliniyor.

Sahih kaynaklarda mübarek olduğu bildirilen diğer gün ve geceleri de burada zikretmek lazım: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Arefe günü ve geceleri, Kandil geceleri, Cuma günleri, Aşure günü vs. gibi. Bu günlerde de gerek nafile, gerek vacip, gerekse farz olmak üzere değişik eda şekilleriyle muhtelif ibadetler yapılır.

Görüldüğü gibi İslâmiyet’te hürmet duyulan ve belli ibadetler için tahsis edilen aylar, günler ve geceler bulunmakla beraber; afetler, musibetler ve semavi belalar için tahsis edilen muayyen her hangi bir zaman diliminden söz etmek mümkün değildir. Böyle bir tahsisat, İslâm’ın ruhuna uygun değildir. Belli ayları İlahî musibet ayı olarak ilan etmek doğru da değildir. Allah’ın iradesini aylarla veya günlerle sınırlamak mümkün olmadığı gibi; böyle bir sınırlama çabası kulluk terbiyesine de yakışmaz.

İlâhî îkâz ve felaketler başka aylarda olmuyor mu? Kaldı ki, belli aylarda İlahî ikazların yoğunlaştığını farz etsek bile, o ayların musibet ve uğursuzluk ayı olarak ilan edilmesi Resûlullah (asm) tarafından nehy edilmiştir.

Safer ayı, cahiliye Arapları tarafından uğursuz ay olarak tanınıyor ve bu ayda umre yapmak büyük günahlardan sayılıyordu. Resûlullah (asm) ise “Umre her zaman helaldir!” buyrarak bu aya atfedilen uğursuzluk inancını kırmıştı. (Buhari, Hac, H. No:777) Ama ne yazık ki; bu ayda akdedilen nikâhların uzun ömürlü olmayacağı, bu ayda yapılan faaliyetlerin sonuçsuz kalacağı, bu ayda başlanılan işlerin uğursuzlukla biteceği tarzındaki inançların, cahiliye Araplarından beri halk arasında yer yer varlığını sürdüre gelen hurafelerden olduğunu görüyoruz.

Ebû Hüreyre’nin (ra) rivâyetiyle Resûlullah (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:


"İslâm'da taşe'üm (uğursuz sayma, kötüye yorma) yoktur; en iyisi tefe'ül (iyiye yorma) dır." (Buharî, Tıb, 54)

Böylece bu zararlı anlayışın İslam'da bulunmadığını ifade etmiştir. Diğer bir hadiste ise şöyle buyurmuştur:


"Eşya da uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur." (Müslim, Selâm, 102)

Safer ayının normal aylardan olduğunu tespit ettikten sonra; her ne kadar güvenilir kaynaklarla teyit edilmese de, burada, Safer ayında yapılması uygun bulunan şu duâyı zikredebiliriz:


“Bismillâhirrahmânirrahîm: Allah’ım; hamd ve şükür Sana mahsustur! Minnetim Sana’dır! Ben Senin kulunum; ve ben bundan dolayı huzurluyum! Nefsimi, dînimi, dünyamı, âhiretimi, işlerimin sonunu ve amelimi Sana emânet ediyorum. Bütün Muhammed (asm) ümmetini Senin gücünün, havlinin, kudretinin ve kuvvetinin şiddetinden, Sana emânet ediyorum! Muhakkak Sen, emâneti koruyansın; hükmü nâfiz olansın; kazâsı gâlib olansın!"

"Yâ Ahkeme’l-Hâkimîn ve yâ Esrae’l-Hâsibîn ve yâ Ekrame me’mûlin ve ecvede mes’ûlin yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ Kadîmü yâ Ferdu yâ Vitru yâ Ehadu yâ Samedu yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehû küfüven ehad! Yâ Azîzu Yâ Vehhâbu Salla’llâhu alâ hayr-i halkıhî Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în! Âmin!"

Bu ayın son çarşamba gününde de iki rek’at namaz kılınması; bu namazda her rek’atte bir Fatiha ve on bir İhlâs-ı Şerif okunması; namazdan sonra da on bir istiğfar ile, on bir salavât-ı şerîfe okunması tavsiye edilmiştir.

Sadakanın bu aya özel bir konumu yoktur. Diğer aylarda olduğu gibi, bu ayda da sadaka vermeye devam etmelidir.

Safer ayının ilk çarşambası öğle ve ikindi arasında şu duayı 100 defa okumak sünnet midir?

“YA DAFİAL BELAYA İDFA’ ANNEL BELAYA FALLAHÜ HAYRÜN HAFİZAN VE HÜVE ERHAMÜRRAHİMİN İNNEKE ALA KÜLLİ ŞEY’İN KADİR."

Meali: “Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter."

Cevap:Bu güzel bir duadır ve her zaman yapılabilir. Bu açıdan elbette Safer ayında da okunabilir. Ancak bu duanın özellikle Safer ayında yapılacağıyla ilgili bir hadis bulamadık. Buna göre, bu duayı belli bir zaman dilimine indirgemeden her zaman her yerde okumak en uygun olanıdır.

BİR DİĞER KAYNAĞA GÖRE;

“Hastalığın, sahibinden bir başkasına kendi kendine sirâyeti yoktur, eşyâda uğursuzluk yoktur. Ükey ve baykuş ötmesinin te’sîri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliyet hurâfeleridir. Fakat ey mü’min! Sen cüzzâmlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” buyurdu. (Buhari, Tıp: 19)

Bu aralar en çok merak edilen konulardan biri, Safer ayının bela ayı olup olmadığı. Bu ayın bela ayı olmadığını biliyorum fakat yine araştırmakta fayda gördüm. Güvenilir hiçbir kaynakta Safer ayının uğursuz ay olduğuna dair bir ibare bulamadım. Hatta hepsinde yukarıda paylaştığım hadis var ve aylara , günlere ve eşyalara uğur veya uğursuzluk yüklenemeyeceğini bu hadisten anlıyoruz. Safer ayında belaların 1. kat semaya indiği, bu aya özel namazların ve özel zikirlerin hiçbiri sahih bir bilgiye dayanmıyor. Efendimiz(s.a.v)den, sahabeden veya tabiinden bize böyle bir uygulama intikal etmemiş.


Safer: Kamerî aylardan Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu, bütün uğursuz işlerin bu ayda meydana geldiği düşüncesidir. Halbuki Safer ayının diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Diğer aylar zamanın bir dilimi olduğu gibi Safer ayı da zamanın bir dilimidir. Bu batıl akide cahil halk arasında yaşamakta ve Safer ayında nikah yapmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Bu batıl inancı yıkmak için İslâm alimleri mücadele etmişler, hatta pek çok alim özellikle bu ayda nikah kıymışlardır.
Kaynak: Diyanet


Safer; cahiliyye devri araplarının inandığı bir uğursuzluk çeşidiydi.Hatta bu ayda kıyılan nikâhların kısa süreceği bu ayda yapılan faaliyetlerin sonuçsuz kalacağı bu ayda başlanılan işlerin uğursuzlukla biteceği tarzındaki inançları da mevcuttur. Araplar zannederlerdi ki “karınlarında safer denen bir yılan var, acıkınca insanı sokar ve ezaya sebep olur.” Bunun insan veya hayvan karnında bulunup sirayet ettiğine inanılan bir hastalık olduğu; bununla bizzat safer ayının kastedildiği; safere girilince uğursuzluğa uğranılacağına inanıldığı vs. de söylenmiştir.(Kütüb-i Sitte)

Nurettin Yıldız hoca’nın Safer ayıyla ilgili sorusuna cevabı:

SORUSafer Ayı bela ayı mıdır ?

CEVAP: Safer ayı ilgili konuşulanların önemli bir bölümü Arap cahiliyesinden intikal edenlerdir. Dinen itibar edilebilecek sahih ve sarih bir bilgi yoktur. Mü’minler, Allah’ın rızasını kazanmak için uğraşmalıdırlar. Salih ameller yapmak için kendimizi zorlamalıyız. Halk arasında yaygın olan bu tür bilgilerin temel iki nedeni vardır. Birincisi, insanların gündemine girebilmek ve kalabilmek için ucuz konular kullanan hocalar ve vaizlerin etkisidir. İkincisi de cihat ve benzeri mükellefiyetleri kendileri için ağır gören halk kitlelerinin bu tür konularla dindarlık yaşamaya ve avunmaya çalışmalarıdır. Biz ise Rabbimizin rızasını istiyoruz.

Seleften biri şöyle der: “Şüphesiz ki bu ilim dîndir. O hâlde dîninizi kimden aldığınıza dikkat edin.”

Son Eklenen Yazılar:

AddThis Smart Layers