Sayfalar

Ne Aramıştınız?

Ölümden Sonraki Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ölümden Sonraki Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.02.2009

Ölümden Sonraki Hayat

Ölümden Sonra Hayat Nasıl Olacak?
Ölümden sonraki hayat, kıyamet, cennet ve cehennemdeki vak’alar, bu sınırlı dünya hayatında anlayamayacağımız kadar öte ve şaşırtıcıdır: "Artık hiçbir nefis, yapmakta olduklarına karşılık olmak üzere, onlar (iyiler) için gözler aydınlığı olarak nelerin saklandığını bilemez."

Meşhur nebevî hadiste şöyle geçer: "Salih kullarım için öyle nimetler hazırladım ki, hiçbir göz onları görmemiş, hiçbir kulak onları duymamış ve hiç kimsenin kalbinden öyle nimetler geçmemiştir!"

Bizim bu dünyadaki konumumuz aslında tıpkı annesinin rahmindeki sınırlı hayatı geride bırakmakta olan cenin gibidir. Ceninin aklı ve zekasının olduğu farz edilse dahi güneş, ay, rüzgar, alımlı çiçekler, denizdeki dalgaların kükreyişi gibi rahim dışındaki hayatın gerçeklerini anlayabilmesi, elbette ki mümkün olmayacaktır. Ahiret hayatına göre dünya hayatının konumu; tıpkı dünya hayatına göre ana rahmindeki ceninin konumu gibidir. (Bu hususa bilhassa dikkat ediniz.)

Ölüm, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Yaşadığımız âlemden kabir âlemine yolculuktur. Ruh, Azrail Aleyhisselam vasıtasıyla "Berzah Alemi"ne götürülür.

Berzah, "geçit" demektir ve berzah alemi, dünya ile ahiret arasında bulunan bir "bekleme salonu"dur. Ruhlar, orada kıyameti ve dirilişi beklerler. "Münker ve nekir taifesinden" olan sorgu melekleriyle karşılaşma, ilk mahkeme, ilk ceza ve ilk mükafat burada gerçekleşir.

Berzah, başka bir tabirle kabir hayatı, hadisin ifadesiyle, "Ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur." Ancak, burada azabın veya lezzetin muhatabı, cisimden mahrum kalan ruhtur. Kabir hayatından sonra, "mahşer"de, yeniden yaratılan bedenine döner, dünyada yaptıkları için o "büyük mahkeme"de hesap verir. Sonrası, ebedi cennet veya cehennemdir. Bu menzillerde lezzet de elem de hem cisimle hem de ruhla tadılır; dünyada olduğu gibi.

Kabir hayatını yeniden diriliş takip edecektir. Ruh zaten ölmediğinden diriliş beden için söz konusudur. Ba’s (diriliş) ile ruhlar yeni bedenlerine kavuşurlar ve hesaba çekilmek üzere mahşer meydanına çıkarlar. Orada vakfe denilen bir süre kalındıktan sonra mizan safhasına geçilir. İman ile ölen ve bu mizanda sevapları günahlarından ağır gelenler ebedi saadet menzili olan cennete sevk edilirler. Küfür üzere ölenler Allah’ın azap diyarı olan cehenneme giderler. Günahları sevaplarından daha ağır gelen müminler de bu günahlarının temizlenmesi için o dehşetli cehennem azabını tadarlar. Daha sonra onlar da cennete ulaşırlar.

Ahiret Ve Amel Dosyası
Hesap gününde, işlediğimiz amellerin yazılı olduğu defter elimize verilecektir. İyilerin amel defteri sağ ellerine, kötülerinki de sol ellerine verilecektir. Salih müminler, amel defterlerini görünce pek sevinip mesut olacak, kötülerse büyük bir endişe, üzüntü ve kaygı duyacaklardır. 

Kur'an-ı Kerim'de de buyrulduğu üzere: "Artık, kitabı sağ eline verilen kişi (sevinçle mahşer ehline) "Alın, kitabımı okuyun" der, "Ben, amellerimin sonucuna kavuşacağımdan emindim!" Artık o, oldukça hoşnut bir yaşam sürer. Yüksek bir cennette. Devşirilecek meyve ve ürünleri (pek) yakındır. Geride kalan günlerde, peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere afiyetle yiyin ve için. Kitabı sol eline verilen ise; o da der ki "Keşke kitabım bana verilmeseydi!"

Bu ve benzeri ayetlerde geçen amel defteri, dosya ve kitabın nasıl olduğu, nasıl yazıldığı, neden orada hiçkimsenin kendi amel defterindekileri inkâr edemediği vb. soruların cevabı, bizler için tam olarak anlaşılabilir şeyler değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi ahiret hayatının kendine mahsus birtakım özellikleri vardır ki, bunları tafsilatıyla kavrayabilmek, dünyalılar için ya çok zor veya imkânsızdır, ama ahiretin genel hatları tamamen belli ve malum olup, inkarı imkansızdır.

Ahiret hayatı; ölümden sonra başlayıp sonsuza kadar devam edecek olan hayata denir. İnsanların ölümden sonra da yaşamlarının devam edeceğine iman etme ile dünya hayatlarında işledikleri bütün fiillerin hesabını vereceklerine inanmaktır. 
Ölüm; insan gibi mükemmel bir varlığın, halifelik mertebesindeki bir benliğin yok olması değil, bir boyut değiştirme ile iğreti ve geçici bedenin terk edilmesi, bir alemden diğer bir aleme göç etme olayıdır. Yüce Allah, ahiret hayatını birçok ayetlerle açıklığa kavuşturmuştur:

Öleni diriltme Allah üzerinde hak bir vaattir. Fakat insanların çokları bilmezler. (Nahl 16/38)

Biz gerçekten sizi boş yere yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? (Müminün 23 /115)

Verdiği sözü, Alalh'tan daha iyi yerine getirebilecek kim vardır? (Tevbe 9/111)


Ahiret hayatı ilkinden yani kısacık dünya hayatından daha hayırlı olacak, orada yaratılış ve oluş sırrı olarak Allah'a ibadet ve takâmül devam edecektir. Ahiret hayatı iki kısımdır. Birincisi Kabir Hayatı, ikincisi de Kıyamet Sonrasıdır.

Kabir Hayatı
Kabir hayatı; ölümden sonra insan ruhunun Allah katında ayrı bir boyutta, bir nevi uyku halinde kıyamete kadar yaşadığı bir hayattır. Orada zaman mevhumu olmadığından, çok az bir müddet geçmiş gibi algılanır. 
İsra 17/52 : « Sizi çağıracağı gün O'na hamd ederek derhal çağrısına uyacaksınız. Ve sadece az bir süre kaldığınızı düşüneceksiniz. »

Kabir hayatında ödül ve ceza olduğu gibi Kıyamet Sonrası hayata geçiş için gerekli uyum sağlanacak ve tekâmül edilecektir. Kur'an'ı Kerim'de bu konuyla ilgili fazla bilgi verilmemiştir.

Dünya Hayatının Sona Ermesi
Her canlı ölümü tadıcıdır. Biz sizi kötülükle de hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya 21/35)

Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye ölmek yoktur. Ölüm, Allah ilminde kararlaştırılmış bir yazıdır. (Ali İmran 3/145)

Ölüm, insanlar ve bütün canlı varlıklar için Rab'bimiz tarafından tayin edilmiş bir kaderdir. Bazılarımız fazla, bir kısmımıza da daha az ömür verilmesi Allah'ın hikmetleridir. 
Fatr 35/11 : "Yaşayan bir varlığa daha çok ömür verilmesi de, onun ömründen biraz azaltılması da, mutlaka bir kitapta (İlâhî Bilgisayar'da) yazılıdır."
olumden-sonra-hayat-nasil-olacak
Allaha Döndürülme
Ölüm, ruhun bedenden ölüm meleği vasıtasıyla alınmasıdır. Dünyadaki yaşamı sona eren insanın bedeni toprağa verilir. Canlılığı sona ermiş ölümlü beden, zamanla toprakta çürüyerek kaybolur. Kişinin bütün özelliklerini taşıyan ölümsüz ruhu, görevli melek vasıtasıyla Allah'ın huzuruna getirilir. Bu konu Kur'an'da şöyle anlatılmıştır :

Size vekil edilen ölüm meleği ruhunuzu alır, sonra doğrudan doğruya Rab'binize döndürülürsünüz. (Secde 32/11)

Kaçmakta olduğunuz ölüm size mutlaka ulaşacaktır Sonra (Allah'a) döndürüleceksiniz, size yapıp etmiş olduklarınızı haber verecektir. (Cumua 62/8)


Huzura getirilen kişi hayatı boyunca yapmış olduğu iyi veya kötü eylemleri, Yüce Allah tarafından kendisine bildirilir. Rab'bin yasalarını yerine getirmeyenler tekrar geriye dönerek faydalı işler yapmayı isteyecek olsalar da, artık iş işten geçmiş olur. 
Müminün 23/99-100 : "Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der : "Rab'bim, beni geri döndürün ki, o arkada bıraktığın yerde iyi bir iş yapayım." Hayır, bu kendine ait boş bir sözdür. Tekrar diriltecekleri güne kadar, önlerinde geriye dönmelerini önleyen bir engel vardır."

Kabir Hayatında Yaşam Tarzı
Kabir hayatı, bir nevi uyku yaşamıdır. Dünyadaki insanlar uyku halinde nasıl canlı ise, aynı şekilde o boyutta da canlılık devam eder. Burası basit bir bekleme yeri değil, daha üst boyutlara geçisin gerektireceği tekamülün hazırlık devresinin yaşandığı bir ortamdır. Uyku yaşamı, bizim bilmediğimiz oluşlarla seyreder. Görülecek rüyalar, yaşamın ayrı bir özelliğini sergiler. Korku verici düşler kabir azabını, mutluluk verenler de ödüllendirmeyi gerçekleştirdiğini düşünebiliriz. Mutlaka doğrusunu Yüce Allah bilir.

Kıyamete kadar devam edecek kabir hayatında milyonlarca yıl kalınacaksa da, orada az bir müddet geçmiş gibi algılanır.

Allah onlara, "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" buyurur. "Bir gün veya daha az kaldık, onu sayanlara sor"derler. Allah buyurur: "Pek az bir süre kaldınız, keşke bilmiş olsaydınız."(Müminun 23/112-114)

Allah katında Dünya'dakinden ayrı bir boyutta yaşayan ruhlar, kıyamete kadar orada kalır. Bir nevi uyku halinde ve Yüce Allah'ın denetiminde oldukları için, bulundukları alemden ayrılıp serbest dolaşamaz, Dünya'ya geri dönemezler. Ruh çağırdıklarını, onlarla konuştuğunu iddia eden bazı falcıların, insanları nasıl kandırarak çıkar sağladıkları da böylece daha iyi anlaşılmaktadır.

Kabir hayatı kıyamet sonrasına kadar devam edecek, sonra da Yüce Allah'ın çağırısıyla ruhlar uyanarak yeni bedenleriyle birleşecektir. 
Naziat 79/13: «Dirilme olayı bir tek haykırıştan ibarettir. Bir anda insanlar uyanıp ortaya geliverir.»

Kabir Hayatında Ceza ve Ödül
Kabir Aleminde ceza da ödül de vardır. Orada Dünyada yapılmış olan eylemlerin hak edeceği karşılık verilir. Kötülük yapanların cehennem ateşi gibi acı içinde geçen bir ruhsal yaşamları olacağı gibi, Allah'ın rıza ve sevgisini kazananlar da ödüllendirilecektir.

Zulmedenlere azab edeceğiz. Sonra Rab'bine döndürülecek, O'da onu görülmedik bir azaba çekecektir. (Kehf 18/87)

Firavunun kavmini ise azabın en kötüsü kuşattı. Onlar sabah akşam ateşe sunulacaktır. Kıyamet koptuğu gün de "Firavunun adamlarını azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.(Mümin 40/46).


Bu bizim bildiğimiz bir ateş değil; ışın, radyasyon, mikro dalga türünden ruha azab veren bir etkileyici olabilir. Ancak iç yüzünü ve özelliklerini Yüce Allah bilir. Ayetin açıkladığı gibi zalim Firavun ve kodamanları kıyamete kadar Kabir Aleminde azab çekmeleri devam edecektir. Bu alemde insanların eylemleri gereği azab olduğu gibi ödül de vardır.

Ey güven ve huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan O senden hoşnut olarak Rab'bine dön. Haydi, cennetlik kullarımın arasına katıl, gir cennetime. (Fecr 89/27-30).

Ayette, ölüm döşeğindeki cennetlik bir insanın "Rab'bine dön" hitabına muhatap olması anlatılıyor. Allah'ın buyruklarını içtenlikle uygulayarak O'nun rıza ve sevgisini kazanmış kul, gerçek sahibi Yüce Yaratıcı'sına geri dönmüştür. Allah'ın huzurunda " Sen O'ndan, O senden hoşnuttur." hitabı ile sonsuz mutluluğa kavuşarak Kabir Hayatı yaşamına başlar. Ruh kıyamete kadar bu boyutta cennette yaşayacağı gibi güzellik ve mutluluk içinde kalır. Kur'an, Kabir Alemi'nin nitelikleri hakkında bir açıklama yapmadığından detaylı bilgi verilememektedir. Kıyametten sonra kazanılacak yeni beden ile gerçek cennet hayatı sonsuza kadar devam edecektir.

Kıyamet
Kıyamet'in Kur'an'ı Kerim'de ki manası, Dünya'nın milyonlarca yıldız ile birlikte parçalanıp dağılarak, içindeki canlılarla yok olması ve sonra da yeni bir yıldızlar topluluğu ile yeni bir yer küreye dönüştürülmesi, bütün şuurlu varlıkların yeniden dirilerek, Allah'ın huzurunda hesap vermek üzere toplanmasıdır.

Dünya'nın sonu olan kıyamet ne zaman olacaktır? Bunu Yüce Yaratıcı'dan başka kimse bilemez. 
Araf 7/187 : "Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onu ancak Rab'bim bilir. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. Göklerin ve yerin ağırlığını kaldıramayacağı o saat sizlere ansızın gelecektir."

(Kıyamette) Şiddetli çarpmanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde. (Abese 80/33)

O beklenen müthiş olay ( kıyamet) olduğunda.Yerküre bir sarsılışla sarsıldığında, dağlar bir serpilişle serpildiğinde, hepsi havada zerreler halinde dağılırlar. (Vakıa 56/1-6)

Gök çatlayıp yarıldığı zaman, yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman, denizler fışkırtıldığı zaman. (İnfitar 82/1-3)


Ayetler, kıyamette yalnız Dünya'nın değil, göklerdeki yıldızların da değiştirileceğini kesin bir ifade ile açıklamaktadır. Kur'an'ın Tekvir, İnfitar ve İnşilak Surelerinde kıyamet hakkında birçok kesitler vardır. Korkunç bir sesle başlayan o müthiş olayda Güneş sönecek, yıldızlar un ufak olacak yaşamakta olan canlılar da yok olacaktır.

Milyonlarca gezegenden oluşan iki gökadası içindeki yıldızlar, korkunç bir patlama sesi ile birlikte birbirleriyle çarpıştıktan sonra dağılıyorlar. Çarpışma sonunda; iki gök adası tek gök adasına dönüşerek, etraflarında kilometrelerce uzayan hidrojen gazı bulutlarını meydana getiriyor. Evrenin ilk oluştuğu aşamalara ait bazı ipuçlarına da rastlandığı, çok değerli bilgiler ortaya çıktığını açıklayan gök bilimciler, yeni oluşan gök adasının son şeklini alması için uzun bir zamana ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir.

Bu müthiş görüntülerden sonra varılan sonuç şöyle özetleniyor: Güneş ve Dünya'mızın da bulunduğu Samanyolu gök adası ile başka bir gök adasının birbirleriyle çarpışması sonucunda, yeni yıldızlarla birlikte içinde cennet ve cehennemin de bulunduğu yeni yerküremiz oluşacaktır. Hubble Teleskopu ile görüntülenen bilgiler ile Kur'an'ın verileri birbirleriyle o kadar örtüşüyor ki. İşte bu gerçeği Kur'an'ı Kerim 1400 yıl önce açıklamıştır.


Kıyamet Sonrası

Yüce Allah kıyamet sonrasında Dünya'mızı başka bir yerküreye dönüştürecek, eskisi gibi onu yeni baştan yaratacaktır. 
Ankebut 2/19 : « Hiç görmediler mi Allah yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra onu tekrarlıyor. Kuşkusuz bu Allah için kolaydır. » İnsan; bedeniyle ruhu birleştirildikten sonra yeniden dirilecek, mahşerde hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna getirilecektir. Rab'bini unutup günah işleyenler cehenneme, Allah'a yönelerek güzel işler yapanlar da cennete girecektir.

Ey insan! Sen Rab'bine varmak için çok didinecek, sonunda O'na kavuşacaksın. (İnşikak 84/6)
İnsanlar; kendilerini yaratan, her türlü nimetleri esirgemeyen Yüce Yaratıcı'larınıgörmek, O'na kavuşmak isteseler de bu dünya hayatında mümkün değildir. Ancak ahiret hayatı ile Rab'bimizin bizlere sunduğu olağanüstü müjde gerçekleşecektir.

Sebe 34/1 : "Ahirette de hamd Allah'adır" Ayeti de Allah'a ibadet, ahiret hayatında da vardır. Eğitim ve tekâmül sonraki hayatta da devam etmektedir. 
Duha 93/4 : « Herhalde ahret senin için dünyadan daha hayırlıdır.»

Dünyamız Yeni Baştan Yaratılıyor
Gök yarılıp parçalandığı, yıldızlar dökülüp saçıldığı, Dünya'nın zerreler halinde dağıldığını anlatan kıyamet olayı, Yüce Allah'ın insanlara yeni bir müjdesinin haberini de vermektedir. Yerküremiz ve yıldızlar, ilk yaratılışta olduğu gibi yeni baştan yaratılacaktır. 
Enbiya 21/104 : « Gün olur göğü, yazı tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratılışa başladığımız gibi onu baştan yaparız. Üzerinizde bir vaat olarak Biz bunu mutlaka yapacağız.»

O gün yerküre başka bir yerküreye dönüştürülür. Gökler de öyle. (İbrahim 14/48)

Yeryüzünü dolaşın da Allah'ın baştan nasıl yaratmış olduğuna bakın. Sonra ahiret hayatını da inşa edip yaratacaktır. (Ankebut 29/20)

Ayetlerden büyük bir heyecanla öğrendiğimiz gibi, üzerinde bütün insanların ve canlıların yaşayacağı yeni bir yerküresi inşa edilecektir. Cennet, araf vecehennem mekanlarının da bulunduğu yeni Dünya'mız, her yaratılış gibi öncekinden daha mükemmel ve daha hayırlı olacaktır. Bütün canlılar eskisi gibi yeniden var edilecek, hesap vermek üzere Yüce Yaratan'ın huzuruna getirilecektir.

Yeniden Diriliş
Dünya hayatı sona eren insanın bedeni, kabirde toprağa karışarak yok olur. Kişinin bütün özelliklerini taşıyan ruhu ise, kıyamete kadar ayrı boyutta bir nevi uyku halinde kalır. Kıyamette parçalanarak un ufak hale gelen ve üzerindeki canlıları da yok olan Dünyamız, yeni bir yerküreye dönüşür. 

Ankebut 29/19 : « Hiç görmediler mi Allah yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra onu tekrarlıyor. Kuşkusuz bu Allah için kolaydır. »
Yüce Allah'ın ilk yaratılışta olduğu gibi, zaman içerisinde yeniden canlandıracağı dünyamızda ruh, yeni oluşan bedenle birleşerek insanın tekrar yaratılacağını, Kur'an'dan öğrenmekteyiz. 

Zümer 39/68: « Sûra üflenmiştir; Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yere yıkılmıştır. Sonra sûra bir daha üflenmiştir. İşte hepsi ayağa kalkmış bakıyorlar. »

Kur'an'ı Kerim'in dirilişle ilgili açıklamalarda bulunduğu ayetlerden birkaç örnek:
Saat mutlaka gelecektir. Onda şüphe yoktur. Allah, kabirlerdeki şuurlu varlıkları diriltecektir. (Hac 22/7)

Ruhlar bedenlerle birleştiği zaman. (Tekvir 81/7)

Dirilme olayı bir tek haykırıştan ibarettir. Bir anda insanlar UYANIP ortaya geliverir. (Naziat 79/13)

And olsun, sizi ilk kez yarattığımız gibi teker teker Bize geldiniz… (Enam 6/94)


Diriliş Nasıl Olacak?

Kur'an'ı Kerim'in "Yeniden Yaratılış" için verdiği bilgilerden bazı örnekler :

Hani bir zamanlar İbrahim: "Ey Rab'bim ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" demişti. 
Rab'bi ona : "Yoksa inanmadın mı?" demişti. 
İbrahim: "Hayır inandım, fakat kalbimin yatışması için görmek istedim" dedi. Bunun üzerine Allah: "Öyleyse dört kuş yakala, onları yanına al, sonra kesip parçala, her dağın başına onlardan bir tane koy. Sonra da onları kendine çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah güçlüdür, hikmet sahibidir." (Bakara 2/260)

Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek diyorlar. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir. (Yasin 36/78-79)

Kur'an; öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere cevap olarak bunun mümkün olduğunu ve mutlaka gerçekleşeceğini, her şeyi yoktan var edenin onu ikinci defa yaşatmasının kolay olduğunu, birçok ayetlerle vurgulamıştır.

Kış mevsiminde ölü bir durumda olan yeryüzünü ilkbaharda canlandıran Allah, insanı da diriltecektir. Rüzgarları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır. (Fatır 35/9)

Mahşer

Haşr; insanların bulunduğu yerden alınarak, hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna getirilmesidir. Mahşer ismi verilen bu çok büyük meydanda yaratılmış tüm şuurlu varlıklar hesaba çekilir

Neml 27/87 : « Sûra üfürüldüğü gün, Allah'ın dilediği dışında herkes, gökdekiler, yerdekiler dehşet içinde kalacaklardır. Hepsi boynunu bükmüş bir halde O'nun huzuruna gelir.» Dünyada yaşamış bütün insanlar mahşerde toplanır. Bir hiç iken yaratılmış, kendisine her türlü nimetler lütfedilen insanlar gerçek sahibi Yüce Allah'a karşı sorumludur ve bundan dolayı sorguya çekilir. 
Enam 6/62 : « Öldükten sonra insanlar gerçek sahipleri olan Alaha teslim edilir. Dikkat edin! Hüküm yalnız O'nundur»
İnsanları huzurumuzda toplamış, içlerinden hiç birini hesap dışı bırakmamışızdır. (Kehf 18/47)

Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa, onun karşılığını görecektir. Her kim de zerre kadar kötülük yapmışsa o da onu görecektir. (Zilal 99/7-8)

Yaratıcı Kudret'in huzurunda Yüce Mahkemede hesap vermeden sonra asıl yaşam olan ahiret hayatı başlar. Rab'bini unutup kötülük yapanlar cehenneme, günahları ile sevapları eşit olanlar arafa, Allah'yönelip dünyada iyi işler yapanlar da cennete gönderilir.
Onlardan kimi bedbahttır, kimi mutlu. Bedbaht olanlar cehennemdedir. Rab'bin dilemesi hariç olmak üzere, gökler ve yer durdukça onlar orada ebedi kalacaklardır… Mutlu olanlar da orada ebedi kalacaklardır. Bu bitmez tükenmez bir lütuftur. (Hud 11/105-108)

Şefaat
Şefaat, ahrette günahkâr müminlerin, bağışlanmaları için, peygamber gibi büyük zatların Allah ile aracılık etmeleridir.

Kur'an'ı Kerim'e göre ise şefaat etmek, yalnız ve yalnız Allah'a mahsustur ve O hiçbir yaratılmış kulunun şefaatini kabul etmez. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
O gün (mahşer günü) kimse kimsenin cezasını çekmez, kimseden şefaat kabul edilmez, kimseden fidye alınmaz. (Bakara 2/48)

De ki: Şefaat tümden Allah'ındır. (Zümer 39/44)

Müslümanların bir kısmı bazı hadislere dayanarak örneğin "Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir." gibi ifadelerin paralelinde, Peygamber Efendimizin ahrette şefaat edeceği görüşündedir. Ancak Yüce Allah peygamberlerine sadece tebliğ görevi vermiştir:

Muhammed; başka değil, sadece bir elçidir ondan önce de nice elçiler gelmiştir. (Ali İmran 3/144)

Resule düşen, açık bir tebliğden başka bir şey değildir. (Ankebut 29/18)


Rab'bimiz mahşerde bazı yüce zatlara şefaat değil sadece konuşma izni vermiştir. Şöyle ki, Allah'ın şefaatine razı olacağı bazı kimselerin lehine söz söyleyeceklerdir. Bunlar da peygamberler, takva sahipleri olabilir. 
Taha 20/109: "O gün şefaatin faydası olmaz, Rahman'ın izin verdiği kişinin lehine söz söylenmesine razı olduğu kişi için yaptığı başka."

Cehennem

Cehennem, Allah'a yönelmeyerek kötülük yapanların ve kafirlerin (inanmayanların) öldükten sonra ceza görecekleri yerdir. Kur'an'ı Kerim; cehennemin nasıl olacağına ait açıklık getirmemiş, ancak birçok benzetmeler yapılarak büyük bir sıkıntı ve eziyet çekileceğini vurgulamıştır. Cehennem ehlini anlatan ayetlerden bazı örnekler:

Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan ve büyüklük taslayanlar var ya; onlara göklerin kapıları açılmayacak, deve iğne deliğinden geçinceye kadar da cennete giremezler. Suçluları işte böyle cezalandırırız. (Araf 9/490)

Münafık erkeklerle münafık kadınlar birbirlerine benzer. Kötülüğü emreder,iyiliğe engel olurlar, elleri de sıkıdır. Allah'ı unuttukları için Allah da onları unuttu. Allah iki yüzlü erkeklere (münafıklara), iki yüzlü kadınlara ve kafirlere (inanmayanlara) içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini hazırlamıştır. Allah onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir ateş vardır.(Tevbe 9/67-68)

Cehennem işlerine çok sert, emredileni yapan zebani olarak isimlendirilen azab melekleri görevlendirilmiştir. Kendi doğal ortamlarında müthiş güçleriyle, arınacak varlıkları terbiye ederler:
(Cehennem) Üzerinde ondokuz muhafız melek vardır.Biz cehennemin görevlilerini yalnız meleklerden yaptık (Müdessir 74/30-31)

(Cehennem) Ateşinin başında çok katı, çok sert melekler vardır.Onlar kendilerine emir verdiği konuda Allah'a isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar. (Tahrim 66/6)


Benliklerini bu dünyada terbiye etmeyerek suç işleyenler, cehennem azabı ile bir işleme tabi tutulur. Kişiye uygulanan ceza, aynı zamanda onu terbiye ederek arındıracaktır. Rab'bimizin sonsuz rahmeti, bütün alemlere yayıldığı gibi cehennemdekilere de ulaşır. Cezasını tamamlayan günahkarların cennete alınacağı bazı hadislerde olmakla beraber, takdir Yüce Allah'ındır.

Araf (ARA ALEM)
Araf, cennet ile cehennem arasında bir yerdir, sakinleri de günahları ile sevapları eşit olan müminlerdir. Onlar, cennet veya cehenneme girmeden önce arafda bir süre bekletilir. Arafın bir tarafına baktıklarında cehennemlikleri görecekler, onlarla beraber olmamayı Rab'lerinden dileyecekler, diğer tarafa baktıklarında da cennetlikleri izleyecek onlara imreneceklerdir.

Allah katında yücelmiş, ayrıca mahşer de konuşma izni vermiş olduğu yüce zatlar (örneğin peygamberler, takva sahipleri) cehennemliklere günahkar olduklarını söyleyecek, cennete gideceklere de Taha 20/109 ayeti gereğince Allah'ın şefaatini tebliğ edeceklerdir:

Araf'ta, yüksek yerler üzerinde de değerli şahsiyetler olur, herkesi yüzlerinden tanır, cennetliklere şöyle seslenirler : "Esenlik ve güvenlik sizinledir." Bunlar cennete girmemiş, girme umudu taşıyanlardır. 
Onların gözleri cehennemliklere çevrilince şöyle derler: "Aman ya Rab'bi. Bizi şu zalimler takımıyla bir araya getirme."
Arafta, o yüksek yerlerde bulunanlar, yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlar da şöyle seslenirler: "Gördünüz mü sizlere ne taraftarlarınızın bir yardımı oldu ne de büyüklenmenizin."

Ey cehennemlikler "Allah onlara bir iyilikte bulunmaz" diye yemin ettikleriniz bunlar mıydı? (Ey Allah'ın ikramına kavuşanlar) sizler cennete girin. Üzerinizde ne bir korku olacak, ne de üzüleceksiniz." (Araf 7/46-49)

Allah'ın rahmeti; bütün varlıklara ulaştığı gibi, araftakilere de erişecek, onları günahlarından arındırmaya tabi tutacaktır.

Cennet
Cennet; Allah'a inanan, ilahi yasaları uygulayan ve günah işlemeyenlerin öldükten sonra, içinde sonsuzluğa kadar mutlu olarak yaşayacakları ahiret yurdudur. Kur'an'ı Kerim'de cennetin nitelikleri tam olarak açıklanmamakla beraber, konu ile ilgili birçok benzetmeler yapılmıştır.
 Zuhruf 43/71 : "Orada canlarının çektiği ve gözlerinin hoşlandığı her şey vardır" Cennette mutluluk verici konuşmalar işitilir ve cennet ehlinin gereken rızıkları da vardır. 
Meryem19/62 : « Orada boş söz değil, ancak esenlik dolu sözler işitirler. Sabah akşam onların rızıkları da hazırdır. » Kur'an, cennete gireceklerin bazı özelliklerini şöyle veriyor:

İman edip barışa yönelik işler sergileyenlere gelince, kuşkusuz ki Biz güzel iş yapanların ödülünü yitirmeyeceğiz. Bunlar için altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır(Kehf 18/30-31)

İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resulüne itaat ederler. Allah onlara Adn Cennetlerini vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. (Tevbe 9/72-73)

Adn Cennetleri (takva sahipleri) içindir. Orada atalarından, eşlerinden, çocuklarından salih (iyi) olanlarla birlikte gireceklerdir. Melekler her kapıdan yanlarına sokulacaklar : "Selâm size, sabrettiğiz için, ne güzeldir şu sonsuzlar yurdu" diyeceklerdir. (Rad 13/23-24)


Biz kadınlar ile erkekleri yeniden genç ve güzel yarattık. 
Vakra 56/35-38 : " Biz (cennet ehli) kadınları da güzel bir biçimde yeniden yaratmışız, onları bakire kıldık. Kocalarına sevgi ile düşkün ve aynı yaşta, (cennet ehli) adamlar için."
Dünya hayatındaki eylemleri neticesinde cennet ehli olan kadınlar ve erkekler, ahirette güzel bir şekilde yeniden yaratılacaktır. Çirkinliklerden, buruşukluklardan arındırılmışlar, hepsi de taze genç kızlar ve delikanlılar olmuşlar, aynı yaşta olan her iki cins de güzel ve mutlu bir yaşamı hak etmişlerdir. Cennetteki insanların, en güzel bir çağ olan 30-32 yaşında olacağı bazı hadiselerde yer almıştır. Cennet yaşamında yaşlı, ihtiyar insan olmayacaktır.

İş ve ibadet cennette de devam edecek. 
Yasin 36/55 : " O gün cennet halkı, bir uğraş içinde eğlenip rahatlamaktadır."
Cennetin yalnızca yiyip, içip, oturma yeri olmadığını öğreniyoruz. Orada da tekâmül edileceğinden çalışma, iş ve uğraş sıkılmadan, eğlenceli bir uğraş içinde olacak, Allah'a ibadet ahiret hayatında da devam edecektir. 
Sebe 34/1 : "Ahirette de hamd Allah'a mahsustur" Cennette mutluluk dolu sözler işitirler. Meryem 19/62: "Orada boş söz diğil, ancak esenlik dolu sözler işitirler. Sabah akşam onların rızıkları orada hazırdır. " Onlar sonsuza dek cennettedir. 
Hud 11/108: "Rab'bin dilemesi hariç olmak üzere, gökler ve yer durdukça onlar cennete ebedi kalacaktır"
Devamını Oku »