Sayfalar

Ne Aramıştınız?

Hadislerin Hepsi Doğru mudur? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hadislerin Hepsi Doğru mudur? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.04.2016

Hadislerin Hepsi Doğru mudur?

Sizden Gelen Sorular: Her Hadis Doğru mudur?,Buhari Hadisleri Doğru mudur?,Hadislere İnanmak Doğru mudur?,Hz Peygamberin Sözlerinin Bize Kadar Nasıl Ulaştı?,Gerçek Hadisler Kaç Tanedir?,Buhari 97/24,Es-sahîfetü's-sâdıka,Cerh ve tadil...


Hadislerin Hepsi Doğru mudur

Peygamberimiz dönemindeki hadis sayısı sadece 500-600 civarında mıydı? Çoğu sonradan mı uyduruldu? O dönemde hadisler yazılmadı mı? Hadis sayısı 600-700 bine ulaştı mı? Bütün bu sorular uzun süreden beridir izleyici ve okuyucularımızın bana ilettiği sorulardı. Ben de bugünkü yazımda, birazda rutin tarzımın dışına çıkarak kısaca bu konuyla ilgili notlar iletmek istiyorum. Ve şunu da ekleyeyim ki bu mesele bir Cuma makalesinin değil, uzun bir ilmi makalenin konusudur. 
Sahabenin çoğunluğunun okur yazar olmadığı biliniyor. Bu nedenle de peygamberimiz döneminde sima (işiterek, duyarak bilgi edinme) kitabetten (yazılı kayıttan) daha ön plandaydı. Sahabe, müşafehe (peygamberimizin ağzından duyma) ile müşahede (peygamberimizin eylem ve onaylarını takip etme) yöntemleriyle dinini öğreniyor, imkân bulduğunu da kayıt altına alıyordu. Sahabenin bir kısmı Ebu Hureyre (r.a) gibileri sürekli peygamberimizi takip ederek ondan duyduklarını ezberlerdi. Hz. Ömer (r.a) ve bir komşusunun işleri çıkınca nöbetleşe peygamberimizi dinlemeye gittiklerini ve sonra birbirlerine bilgi aktardıklarını biliyoruz. 
Peygamberimiz (sav) bilgi aktarmak için kadınlara özel gün ayırmıştı. Kısaca, peygamberimizin (sav) günlük konuşması, Kuran-ı Kerimi açıklaması, hitabeleri, oturması, kalkması, ahlakı, sorulara verdiği cevaplar, yani 23 yıllık bütün hayatı kayıt altına alınıyordu. Nesilden nesle aktarılan bu bilgilerin Müslümanları bağlayan kısmı, dini birer prensip olarak kitaplara yansıyacaktır sonraları.

Peki, hadis yazımı yasaklanmış mıdır?

Hz. Peygamber (sav) ilk yıllarda Kuran-ı Kerim dışında herhangi bir şeyin yazılmasını yasakladı. Çünkü yazılı herhangi metnin Kuran’la karışmasını istemiyordu. Ayrıca sayısı az olan okur yazarları da Kuran’a yoğunlaştırmak arzusundaydı. Daha sonraki yıllarda bu tehlikeler bertaraf edilince hadis yazımına sınırlı olarak müsaade edildi. Nitekim peygamberimiz (sav) döneminde Kuran dışında yazılmış resmi vesikalardan yeni yitirdiğimiz büyük alim Prof.Dr. Muhammed Hamidullah bahseder. Peygamberimizin diğer kavim ve ülke liderlerine yazdırdığı mektuplar, bazı hitabelerinde “falancaya dediklerimi yazın” emri (Buhari, İlim, 39; Lukata, 7; Ebu Davud, Menasik 19, diyat, 4; Tirmizi, İlim 12), Amr b. Hazm’a yazdığı mektup (Malik, Muvatta, Kur’an 15:1) ve bazı heyetlere verdiği yazılı akidlerin hepsi Kuran-ı Kerim dışındaki yazımla ilgili vesikalardır. 

Abdullah b. Amr (ra) der ki: “Ben peygamberimizden duyduğum her şeyi yazardım. Bana dediler ki: Ondan duyduğun her şeyi yazma. Çünkü O da (sav) insandır. Bazen sinirlenir, bazen iyi söyler. Ben bunun üzerine peygamberimize (sav) kendisinden duyduğum her şeyi yazıp yazmamayı sordum: O’da (sav) şöyle buyurdu:  Yaz. Allah’a yemin ederim ki benden hakkın gerçeğin dışında bir söz çıkmaz.”

Demek ki Hz. Peygamber hadis yazımızdan haberdardı ve buna engel de olmadı.

Hz. Peygamber (sav) döneminde hadisler toplandı mı?
Disiplinli bir derlemeden bahsetmek pek doğru olmaz. Disiplinli ve resmi kimlikli derlemenin her ne kadar Emevi Halifesi Ömer b. Abdülaziz (H: 61-101) döneminde yani hicri 2. asır başlarında yapıldığı söyleniyorsa da; bu Prof. Dr. Accac Hatib’in de (v: 2007) dediği gibi tam isabetli değildir. Çünkü Ebu Kalabe gibi alimler bu resmi derlemeden çok evvel Ömer b. Abdülaziz’in elinde sahifeler halinde hadis notlarını gördüklerini söyler. 
Ömer’in bunu Avn’den duydum dediğini nakleder. (Darimi, c. 1, s. 130; Acar Hatib, es-Sünnetü Kable’t Tedvin, s. 350) Bunun benzeri örnekleri kitaplarda bolca görebiliriz. Demek ki hadisler bu dönemden çok önce kaleme alınmaya başlanmıştır. Sahabe ve daha sonraki dönemlerde kaleme alınmış hadis sahifelerine dair birkaç örneği verelim:

Abdullah b. Amr b. El-As (H; 7-65) Sahabe olan Abdullah, peygamberimizle sık sık görüşürdü. Hz. Peygamber’den (sav) kendisinden duyduklarını yazmak müsaade istemiş, Efendimiz (sav) de ona bu müsaadeyi vermiştir. Bu yazılan kitaba ‘es-Sadıka’ adı verildi. Bu çalışma Muhammed Alliş tarafından Mısır’da yayınladı. 
Hz. Abdullah (ra) der ki: Ben buraya Peygamberimiz’le (sav) baş başa kaldığımzaman duyduğum hadisleri yazdım (el-Muhaddisul Fasıl,2,4; İbn Sa’d, Tabakat, 89).
Peki, bunda kaç hadis vardır? İbn-ül Esir bu kitapta 1000 hadis olduğunu söyler (Üsdü’l gabe, c, 3, s. 233). Bu sayının 500 olduğu da söylenir. Önemli olan bir nokta da Abdullah’ın (ra) Kütüb-i Sitte dediğimiz hadis kitaplarında geçen hadislerindeki ravilerle, Abdullah’ın ‘es-Sadıka’sının ravisinin (Amr b Şuayb) aynı olmadığıdır. Yani bu şu demektir: Abdullah’ın rivayetleri sanıldığından daha fazladır. Kendisi peygamberimizden bin(mesele) konu öğrendim der. (Zehebi, Tarih, c. 3, s. 37)

Hz. Ebubekir’in (ra) hadis kitabı Hz. Ebubekir’in (ra) kızı Hz. Aişe (ra) babasının 500 hadis topladığını sonra yaktığını söyler. (Zeheb; Tezkiretü’l Hüffüz, c. 1, s. 5) Hz. Ali’nin (ra) hadis sahifesi Hz. Ali’nin (ra) muhafızı Hülas b. Amr bazı hadisleri yazılı olarak derlemiştir. Kaç hadis olduğu bilinmemektedir.

Semure b. Cündüb kitabı Bu sahabenin de hadis derlemesinde bahsedilir. Ancak detayları bilinmemektedir. (Aridetü’l Ahvezi s. 34)

Bunların dışında Sa’d b. Ubade (ra) ve diğer sahabe Abdullah b. Mesud’un (ra) adları ifade edilebilir. (İbn Mesud (ra) yazdığı eserine es-Sahiha adını vermiştir). 
Cabir b. Abdillah (h. 16-78); Urve b.Zübeyr (h. 22-93), Hemmam b. Münebbih’in (v.103) eserleri ve daha nicesi Hz. Peygamber (sav) ve sonraki dönemde hadislerin kayıt altına alınmaya çalışıldığını gösterir. 
Bu faaliyetlerdeki hadisler elbette ki yüz binlere varmıyordu. Ama 500-600 rakamlarıyla da ifade edilemezdi. Ezberlenen ve söylenegelen hadisler bu kapsamın çok dışındadır. Bugün elimizde bulunan ve en güvenilir olan altı hadis kitabından bir kısmındaki hadislerin sayısını verdiğimizde maksadımız daha net anlaşılır. 
Buhari’deki hadis sayısı 7124, İbn Mace’deki hadis sayısı 4341, Nesai’deki hadis sayısı 5758, Tirmizi’deki hadis sayısı 3953 civarındadır. Demek ki bu kitaplardaki mükerrer (tekrarlanan) hadisler aradan çıkarıldığında elimizde kalan hadis sayısı on bin hadisin altındadır. Bu şu demek değildir; Peygamberimiz’in (sav) nakledilen hadis sayısı bu kadardır, diğerleri uydurmadır. Böyle bir kanıya varmak mümkün değildir ve sahih hadislerin sayısı bu yazımızın ana konusu değildir.

Hadisler konusunda seçici ve ihtiyatlı olmamız tabii ki şarttır. Âlimler yüzyıllarca bu anlayışla hadisleri metin ve sened açısından ayıklamaya tabii tutmuşlardır. Hatta ilk dönemlerde bu hassasiyet üst sınırdaydı. 
Bazı sahabenin yazdıklarını yakması da bu endişeden kaynaklanmaktadır. Ama buna rağmen yazılı metinler nesilden nesle aktarıldı. O halde sahih hadisleri ortada bırakacak, değersizleştirecek yorumlardan uzak durmamız lazım. Peygamberimiz’den (sav) sahih yollarla bize ulaşan hadislerin sayısını çok ufak rakamlarla ifade etmekte doğru değildir.

Hz. Peygamber (sav) 23 sene boyunca konuştu. Sadece bir ay konuşmadı. 23 sene boyunca bütün hayatı ve sözleri ezberlenircesine takip edildi. İşte elimizdeki sahih hadisler, bu uzun mesainin ürünüdür. Bu nedenle de böyle bir konuyu ortaya koyarken artı ve eksileriyle tartışmamız gerekir.
Devamını Oku »

7.03.2016

Hadisler Doğru ve Güvenilir Kaynaklar mıdır?

Hadislerin Hepsi Doğru mudur?,Hadislere İnanmak Doğru mudur?,Çelişkili Hadisler,Hadisler Güvenilir mi?,Sahih Hadisler Güvenilir mi?..

Hadisler Doğru ve Güvenilir Kaynaklar midir


Yazımıza öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum; "hadislerin hepsi doğrudur veya hadislerin hepsi yanlıştır" demek doğru olmaz,bu yüzden hadislere kuran-ı kerimde bulunan ayet ve sureler gibi muamele etmek yanlıştır.
Hadis Peygamber'in sözü, fiili, ashabının yaptığını görüp de reddetmediği davranışlar (takrir) ve onun yaratılışı veya huyu ile ilgili her türlü bilgi demektir. Hadis, Peygamber'i dinleyen sahabîden başlayarak onu rivayet edenlerin adlarının yazılı olduğu sened ile Peygamber'in söz, fiil veya takrîrinin yazıldığı metin'den meydana gelir. Yani hadis deyince, sened ve metinden oluşan bir yazılı yapı anlaşılır.

Bu yapının ne kadar güvenilir olduğunu tespit etmek çok önemlidir. Çünkü İslam sadece Kur'an'dan ibaret değildir. Bugün İslam'ı savunan ve Müslüman olduğunu söyleyen hemen herkes İslam adına yaptığı davranışlarda en az Kur'an kadar hadislerdeki yapılagelmiş davranışlardan da faydalanmaktadır. Kur'an'ın açıklamadığı ince ayrıntılar hadisler ile doldurulmaya çalışılmıştır ve günümüzdeki İslam anlayışı da bu hadislerle şekillenmiştir.

Hadislerin önemini kavradıktan sonra bir diğer adım ve asıl amacımız olan hadislerin güvenilirliği konusuna değinilmeli. Öncelikle ilk hadis kitabının nerede, nasıl, kim tarafından, ne zaman yazıldığını inceleyelim.

İlk hadis kitabı İslamî kaynaklara göre Malik b. Enes'tir ve eserinin adı Muvatta'dır. [1] Şimdi Malik b. Enes'in yaşadığı tarihe bakalım isterseniz;

Malik b. Enes 712 (Hicri 93) yılında Medine'de doğmuş, 795 (Hicri 179) yılında aynı yerde ölmüştür. [2]

Muvatta adlı eserin ortaya çıkışı en iyimser tahminle 40 yıl sürmüştür ve bundan sonra da sürekli hadisler elenerek eklenerek devam etmiştir. [3]

Peygamber 632 yılında öldü, ilk hadis kitabı ise iyimser bir yaklaşımla 752 yılında toplandı. Yaklaşık olarak aradan geçen "120 yıl" gibi uzun bir zaman vardır. Bu zaman zarfı dilden dile dolanan hikayelerin aynı kalmasını sağlamak adına gerçekten uzundur.

İslamî kaynaklar hadisler toplanırken çok fazla özen gösterildiğini ve ancak güvenilir kişilerden bilgi alındığını öne sürer ancak gözden kaçan bilgi alınan kişinin bile bilgiyi doğru sanmasına karşı ondan öncekilerin bir yanlış aktarım yapabileceğidir.

Nesilden nesile 120 yıl boyunca aktarılan ve sonra toplanan hadisler büyük ölçüde şu an bile insanların hayatını etkilemektedir. Ve açıkçası bu gereğinden fazla dogmatik bir kabuldür.

Gelelim bir diğer bakış açısına;
Burada bahsedilen eser "ilk" olma özelliği taşır ancak İslamî kesimler tarafından en çok kabul gören eser(ler) Kütübü Sitte'dir ve altı kitap anlamına gelir. [4]

1. Sahih-i Buhari (Muhammed el-Buhârî / Doğum: Milâdi 810 / Ölüm: Milâdi 869) [5]
2. Sahih-i Müslim (Müslim Bin Haccac / Doğum: Milâdi 821 / Ölüm: Milâdi 875) [6]
3. Sünen-i Nesai (Nesâî / Doğum: Milâdi 830 Ölüm: Milâdi 916) [7]
4. Sünen-i Tirmizi (Imam-i Tırmızî / Doğum: Milâdi 815 / Ölüm: Milâdi 883) [8]
5. Sünen-i Ebu Davud (Ebu Davud / Doğum: Milâdi 817 / Ölüm: Milâdi 889) [9]
6. Sünen-i İbn Mace (İbn Mace / Doğum: Milâdi 824 / Ölüm: Milâdi 888) [10]

Yukarıda adı, eserleri, doğum ve ölüm tarihleri verilen bilgiler ise daha önce de belirtildiği gibi İslam dünyasının en kesin hadisleri olarak kabul edilir. Ve tarihlere dikkat ederseniz bundan önceki 120 yıl tarihi, yaklaşık olarak 200 yıl olur ve 80 yıl uzamış olur "güvenilir" hadislerin uygulama alanı bulması.

Eğer mantıklı düşünürsek bu geçen 120 veya 200 yıllık sürelerin nesilden nesile aktarılan bilgiler için bozulmuş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu gözler önüne serilir. Buradan varılması gereken sonuç şudur; Bugün İslam'ın temellerinden biri olan hadisler aslında çok uzun zaman sonra yazıya aktarılmışlardır ve güvenilir olduğuna ancak "inanabileceğiniz" kaynaklardır. Yaklaşık 120 veya 200 yıllık boşlukta araya giren aktarımda ne eklenip ne çıkarıldığını bilmek gerçekten imkansız gibidir.

Kısaca müellifine nisbet ederek Buhârî diye bilinen Câmi'u's-Sahîh'in tam adı: "El-Câmi'u's-Sahîh el-Müsned min Hadîsi Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem ve Sünenihî ve Eyyâmihi"dir.
Hocası İshak İbnu Râhuye'nin: "Biriniz sahîh hadîsleri müstakil muhtasar bir kitapta cemetse." tavsiyesi üzerine yola çıkan Buhârî, Sahîh'ini on altı yılda; altı yüz bin hadîsten seçerek vücuda getirmiştir.

Firebrî'nin rivâyetine göre, herhangi bir hadîsi Sahîh'e dahil etmezden önce yıkanıp iki rekat namaz kılan Buhârî, Allah'a istihârede bulunup mânevî bir işâret aramış, ondan sonra hadîsin sıhhatine hükmetmiştir. "Bu şekilde sıhhati nazarında sübût bulmayan hiçbir hadîsi Sahih'e almadım." der. Es-Sahîh'in bu şartlar altında tebyîz'i Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kabr-i şerifleriyle, minberi arasında gerçekleşir.

Buhârî, eserini tamamlayınca Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Mâin, Ali İbnu'l-Medînî gibi devrinin üstadlarına arzeder. Bunlar, rivâyete göre, dört tanesi hariç bütün hadîslerin sıhhatinde ittifak edip, takdirlerini ifâde ederler. 

Zehebî:"Buhârî'nin el-Cami'u's-Sahîh'i, Kitabullah'tan sonra Kütüb-i İslâmiye'nin en kıymetlisi, en üstünüdür. Bir kimse onu dinlemek için bin fersahlık mesâfeye yolculuk yapsa, bu zahmete değer, seyahati boşa gitmez." der.

Eser, te'lîfinde müellifin takip ettiği titizlik sebebiyle en sahih hadîsleri cemederek, bütün ümmetin icmaya yakın bir ittifakla tam bir güvenine mazhar olmuş, "Kur'ân'dan sonra ikinci Kitap"olma şerefini kazanmıştır. Öyle ki, musîbet ve belâlara karşı, tıpkı Kur'ân gibi teberrüken okunması bile müesseseleşmiştir. Sağlam bir senetle Buhârî'nin kendisinden şu rivâyet anlatılmaktadır:

"Bir gece rüyamda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı gördüm. Ben önünde durmuş, elindeki yelpaze ile Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı sineklerin tâcizinden koruyordum. Bunun mânasını bir tabirciden sordum. Bana: 'Sen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı kizbe karşı müdafaa edeceksin.' diye yordu. Beni, el-Cami'u's-Sahîh'i te'life sevkeden bu rüya oldu."

Eserin ehemmiyet ve makbuliyetini anlatma zımnında Ebu Zeyd el-Mervezî'den şu rivâyet kaydedilir. Ebu Zeyd demiştir ki:

"Ben, birgün Rükn ile Makam arasında uyuyordum. Rüyamda Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i gördüm. Bana: "Ey Ebu Zeyd, ne zamana kadar benim kitabımı değil de Şâfiî'nin kitabını tedrîs edeceksin?" dedi. Ben: Ey Allah'ın Resûlü senin kitabın hangisi? diye sordum. "Muhammed İbnu İsmâil'in Camiî" dedi."

Muhammad al-Bukhari, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) 'den miladi 239 sene sonra yani 810 yılındı doğdu. Bu Acemli zat, 50 yaşında da hadisleri topladıysa 283 seneye tekabül eder. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) 'den neredeyse 300 yıl sonra ulaşmış bir hadis ne kadar güvenilir olabilir ? 
İmam Buhari yüksek müsadenizle şöyle yapıyor : "Mehmet bey, siz bu hadisi nerden aldınız." Mehmet bey cevap veriyor : "Ahmet efendiden.", "Ahmet efendi nerede ?", "ÖLDÜ ". "Öyle mi ?, peki o kimden almış o hadisi.", "Hasan efendiden", "O nerde", "O da öldü", "Peki o kimden almış", "Hüseyin efendiden", "O nerde", "O çoktan öldü zaten "... .Sonra en eskiye gidiyor. Kimden almış : "Ebu Hureyye'den", "O kimden almış ?" "Hz. Peygamber'den". Şimdi böyle bir sistem üzerine kurulu bir hadis kitabı kesinlikle imana tekabül eden hususlarda helal haram hususlarında hüküm ifade edemez. Çünkü zaten İslam'da tek kişinin şahadeti kabul olmaz. Aksi halde bir yalancı şahit tutar birini idam ettiririm. 
Buhari'yi kitabın ortasından açın rastgele bir hadis bulun. 
Örneğin Resulallah (S.A.V.) oruçluyken kan aldırmış, aldırtmıştır yazıyor. Tamam bir sorun yok, hadis herşeyi anlatıyor. Şimdi Muslim'i açalım birde ne yazıyor ? "Resulallah (S.A.V.) oruçluyken kan aldıran ve kan aldırtan orucu bozulur." buyuruyorlar. Dinin bir hükmünü anlatırken bir başka taraftaki kaynağa efendim ters düşüyor. Böyle bir ortamda hadislere ne kadar güvenmeliyiz ? Hadisler ne kadar güvenilirdir ?
Devamını Oku »