Sayfalar

Ne Aramıştınız?

Hacda Nerelere Gidilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hacda Nerelere Gidilir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.02.2014

Medine Ziyaret Yerleri

Bu malalemizde;medinede ziyaret edilecek yerler,medine ziyaret yerleri diyanet,medinede görülmesi gereken yerlermedine'de gezilecek kutsal yerler... gibi konu başlıkları hakkında bilgi sahibi olacaksınız!..

Medine,Medinede Ziyeret Edilecek Yerler, Medine Ziyaret Yerleri,Hacca Gidildiğinde Görülecek Yerler,Hac Merkezi,Hac Rehperi,Medinede Nerelere Gidilir?..

Medine Ziyaret edilecek Yerler
Medine Ziyaret Edilecek Yerler

MESCİDİ CUMA (Mutlaka Görmelisiniz):Peygamberimiz Hz. Muhammed'in Medine'ye gelirken durduğu Rânunâ denilen yerde, öğle namazı vakti gelmişti. Burada yanında bulunanlarla birlikte Cuma namazı kıldı ve hutbe okudu. 
Peygamberimizin ilk defa kıldığı Cuma namazı budur. İlk okuduğu hutbe de burada okuduğu hutbedir. Şimdi bu yerde "Mesci-i Cuma" adıyla büyük bir cami bulunmaktadır.

Görülmesi Gereken Bir Diğer Yer MESCİD-İ KIBLETEYN;
İslam’ın ilk yıllarında namazlar, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya doğru kılınıyordu. Peygamber Efendimiz Kıble’nin Kâbe olmasını, yani namazların Kâbe’ye dönülerek kılınmasını çok arzu ediyor ve bu konuda Allah’tan gelecek emri bekliyordu. 

Hicretten 18 ay kadar sonra, Şaban ayının 15. günü (Berat Kandilinde) Hz. Peygamber'e, inen âyet-i kerimeden sonra, Hz. Peygamber, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler. Böylece Kudüs’e doğru başlanan namazın son iki rekatı Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. İşte bu bakımdan bu mescide Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid) denir.
Bu mescidin yerinde şimdi büyük bir cami yapılmıştır. Bu camii ziyaret edilerek iki veya dört rekat Tahiyyet'ül-Mescid namazı kılınması ve dua edilmesi güzel olur.

KUBA MESCİDİ :
Peygamberimiz Hz. Muhammed, Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Medine’ye 5 km. mesafede bulunan Kuba’da 14 gün kalmıştı. 
Bu süre içinde Peygamberimiz orada bir mescid inşa etti ve burada namaz kıldı. İslâm âleminde cemaatle namaz kılınmak için yapılan ilk mescid budur.

Kuba Mescidini ziyaret etmek ve burada iki veya dört rekat namaz kılmak müstehaptır. Bu mescidin ziyareti ile ilgili olarak Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: "Kim evinde güzelce temizlenip abdest aldıktan sonra, başka maksatla değil de sadece namaz kılmak için Kuba Mescidine giderse umre sevabı alır."Hz. Peygamber sağlığında, Cumartesi günleri Kuba Mescidini ziyaret eder ve burada namaz kılardı.

UHUD ŞEHİTLİĞİ:
Uhud, Medine’nin 5 km. kadar kuzeyinde bir dağın adıdır. Hicretin üçüncü yılında (M.625) İslam'ın yayılması sırasında hayatını kaybeden Peygamberimizin amcası ve şehidlerin efendisi Hz.Hamza ve 70 sahabenin kabirleri burada bulunmaktadır. 

Hz.Peygamber, her yıl Uhud şehitlerini ziyaret eder ve onlara dua ederdiUhud şehitlerini ziyaret etmek de müstehaptır. Uhud şehitleri de ziyaret edilirken selâm verilir ve dua edilir. Arzu edenler Dua kitabındaki "Mezarlık ziyaretinde okunacak selam ve duayı " okuyabilirler

MESCİD-İ SEB'A:
Hendek savaşının cereyan ettiği bu yere birbirlerine yakın küçük yedi mescid yapılmıştır.

MESCİD-İ NEBEVİ’NİN FAZİLETİ:
Hz. Peygamber (s.a.v.) in Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte inşa ettiği ve Mescid-i Nebevî yahut Mescid-i Resül diye anılan Medine Mescidi, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa’dan sonra yer yüzündeki en faziletli mescittir.

Resülüllah’ın kabr-i şerifi de Mescid’in doğu yönünde bulunanhücrede yer almaktadır. Mescid’in genişletilmesi sebebi ile günümüzdebu hücre mescidin içinde kalmıştır. Hz. Ebubekir ileHz. Ömer’in kabirleri de aynı yerdedir.

Resülüllah Efendimiz,“Mescid-i Haram, benim şu mecidim (Mescid-i Nebi) ve Mecid-i Aksa’dan başka hiç bir mescid için (namaz kılmak, ibadet etmek maksadi ile) yolculuk yapmak uygun olmaz” anlamındaki hadisi şerifi ile, Mecscid-i Nebi’yi ziyaretin ve orada ibadetetmenin faziletini ifade buyurmuştur. Yine,“Benim şu mescidimde kılınan bir vakit namaz, Mescid-i Haramdışındaki diğer mescitlerde kılınacak bin vakit namaza denktir” anlamındaki hadisi ile de bu mescid-i şerifin faziletinidile getirmiştir.

PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ ZİYARETİN HÜKMÜ:
Peygamberimizin kabrini ziyaret etmek menduptur. Şu hadisişeriflerde kabrinin ziyaret edilmesi tavsiye ve teşvik edilmiştir:
“Kim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim vacip olur” “Kim hac yapar da ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse,beni hayatımda ziyaret etmiş gibi olur.”
Bu hadisi şerifler ve benzerlerinden hareketle her devirdeİslâm bilginleri Resülüllah’ın kabr-i şerifini ziyaret etmenin enfaziletli menduplardan biri olduğunu ifade etmişler, hatta Hanefi bilginlerinden bazıları gücü yerinde olanlar için, bu ziyaretinvacip derecesine yaklaşan bir sünnet olduğunu söylemişlerdir.

MESCİD-İ NEBEVİ’Yİ VE PEYGAMBERİMİZİNKABRİNİ ZİYARETİN ÂDÂBI:
Resülüllah Efendimiz,“Bir kimse bana selam verince Allah bana ruhumu iade eder,ben de o kimsenin selamını alır, ona karşılık veririm” buyurmuştur.
Peygamber Efendimizi ziyaret etmeğe niyet eden kimse,mescidini ziyaret etmeğe niyet eder ve bu ziyaret ile Allah’ın rı-zasını kazanmayı amaçlar.Yolculuğu sırasında her zamankindendaha çok salat-ü selam getirir. 
Medine’ye yaklaşıp Mescid-i Nebiyive civarını görünce salat-ü selamı daha da arttırır ve“Ey Allah’ım! Bu, Peygamber’inin haremidir. Onu benim hakkımda cehennem ateşinden, azaptan ve kötü hesaptan korunmavesilesi kıl” diye dua eder. 

Mümkünse Medine’ye girdiğinde gusleder veya abdest alır. Temiz elbiseler giyinir, güzel koku sürünür,Mescide ulaştığında,“Allah’ın adıyla ve Resülullah’ın dini üzere (bu ziyareti yapıyorum) Ey Rabbim, (gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içindegirmemi sağla. Çıkacağım yerden de beni doğruluk ve esenlikiçinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver”
Ey Allah’ım! Peygamber’in Muhammed’e ve onun aile fertlerine salâtve selam et. Günahlarımı bağışla, rahmet ve ihsanının kapılarını bana aç” diye dua eder. 
Sağ adımını atarak tevazu ve saygı ileiçeriye girer. Kerahet vakti değilse iki rekat tahiyyetül mescid namazı kılar. 
Bu namazı mümkünse, Hz.Peygamberin kabrinin bulunduğuhücre ile minberinin arasında bulunan ve “Ravza-i Mutahhare”diye anılan yerde, değilse mescidin uygun bir yerindekılar. Resülullah (s.a.v.)“Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir,minberim de (Kevser) Havuzumun üzerindedir” buyurmuştur.
Tahiyyetülmescid namazını kıldıktan sonra, bu nimete ulaştı-ğı için şükür secdesi yapar veya iki rekat şükür namazı kılar,sonra kabr-i şerife doğru ilerler,Peygamber Efendimiz’in mübarekbaşı hizasına gelince iki metre kadar mesafede yüzü kabre,sırtı kıbleye dönük olarak durur. 

Cuma Mescidi:
Mus’ab bin Umeyr ve Es’ad bin Zürâra Radıyallahu anhume Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) in Medine’ye hicretinden önce Medinede ki Müslümanlarla beraber Cuma namazını kılarlardı.
Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hicretin ilk günlerinde Kuba mescidini inşa ettikten sonra Medine-i Münevvere ye hareket ettiğinde Beni Sâlim kabilesinin içinden geçerken kabile halkı Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)i bırakmadılar. İkramda bulundular. 
Bu arada Cuma günü öğle namazı vakti girdi. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) burada ilk Cuma namazını kıldırdı. Bundan dolayı buraya Cuma mescidi dendi.Bu mescide “Âtike” veya Beni Sâlim kabilesi içerisinde olduğu için “Beni Sâlim” mescidi de denir. Ayrıca mescidi “vadi” de denir çünkü bu mescid “Ranuna vadisi”nin içerisindedir.
Bu mescid 1990 lı yıllarda yeniden yapıldı. Türk mimarisini andıran yapısıyla arzı endam eden bu mescid kuba mescinin 1 km. kuzeyine düşmektedir. Mimarı Mahmut Kirazoğlu dur.

Ebî Zer Mescidi:
Mescid-i Nebevînin 900 m. Kuzeyine düşen bu mescide Ebu Zer mescidi dendiği gibi secde mescidi de denir. 
Abdurrahman bin Avf diyor ki Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu noktada kıbleye yöneldi ve secdeye kapandı secdeyi çok uzattı. Kalkınca ya rasullellah secdenizi çok uzatınca korktum Allah ruhunuzu aldı zannettim dedim. Oda bana Cibril geldi ve şu müjdeyi verdi. “Allah c.c. sana kim salat ederse ben de ona salat ederim, kim selam verirse ben de ona selam veririm” buyuruyor deyince ben de Allaha şükür secdesi yaptım. buyurdular. Bu mescide şükür mescidi de denir.

İcâbe Mescid
Sahihi Müslimde rivayet edilen bir hadisi şerifte Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyorlar: “rabbime üç duada bulundum bunlardan ikisini kabul etti birini etmedi. Rabbimden ümmetimi kıtlıkla helak etmemesini istedim kabul etti. Yine rabbimden ümmetimi tufanla helak etmemesini istedim bunu da kabul etti. Birde ümmetimi kendi içinde bölmemesini, bir birine düşürmemesini istedim bunu kabul etmedi.” 
Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu duayı bu mescidin bulunduğu yerde yapmıştır bundan dolayı bu mescide duanın kabul olması manasına icabe mescidi denmiştir. 
Ayrıca bu mescid beni muaviye kabilesinin içinde olduğu için Benî Muaviye mescidi de denmiştir. Ancak bu gün icabe mescidi diye anılmaktır.Bu mescid bu gün şarii sittin denilen cadde üzerinde bulunmaktadır. Binası yenilenerek genişletilmiştir. Mesahası takriben 1000m² dir.

Devamını Oku »

Mekke Ziyaret Yerleri



1- KÂBE:
        Haccın sebebi ve namazlarda kıblegâhımız olan Kâbe, yeryüzünde alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk binadır. Allah’ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Mekke’de yapılmıştır.(2) "Mescid-i Haram" denilen mabedin ortasında bulunan Kâbe, kuzeydoğu duvarı 12.63; kuzeybatı duvarı 11.03; güneybatı duvarı 13.10; güneydoğu duvarı 11.22 ve yüksekliği 13 m olan 145 m2 alan üzerine kurulmuş taş bir binadır. Üzeri siyah bir örtü ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.

        Kâbe’nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine "Hacer-i Esved" veya "Şarki", kuzey köşesine "Irakî", batı köşesine "Şâmî" ve güney köşesine de "Yemânî" denir.
        2- MESCİD-İ HARAM:        "Mescid-i Haram", Mekke’de ortasında Kâbe’nin bulunduğu büyük bir mabettir. Buna "Harem-i Şerif" de denir. Mescid-i Haram, Hz. Peygamber döneminde, Kâbe’nin etrafındaki küçük bir alandan ibaret iken ilk olarak Hz. Ömer tarafından genişletilmiş ve etrafı bir duvarla çevrilmiştir. Daha sonraları Mescid-i Haram günümüze kadar pek çok defa genişletilmiştir.
   Bugün Mescid-i Haram, yüz binlerce insanın içinde ibadet edebileceği genişlikte bir alana sahiptir. Mescid-i Haram’ın içinde, Kâbe’den başka "Makam-ı İbrahim" ve "Zemzem" kuyusu bulunmaktadır.
    
   1. SEVR DAĞI  –SEVR MAĞARASI- 
Mekke’nin güneyinde, Harem-i Şerife yaklaşık 4 km. uzaklıkta, 500 m. yükseklikte bir dağdır. Sevgili Peygamberimiz (a.s) Mekke’den Medine’ye hicret ederlerken en yakın dostu  Hz. Ebubekir  ile beraber bu dağdaki bir mağarada üç gece kaldıktan sonra  Kızıl Deniz sahil yolunu kullanarak Medine’ye varmışlardır..Allah ( c.c.) mağarada kaldıkları süre zarfında hep onların yanında olmuş, ta diplerine kadar geldikleri halde, müşriklere onları göstermemiştir.. Bu durum Kuran-ı Kerim’de şöylece zikredilmiştir..“ Eğer siz o elçi’ye yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kafirler, onu Mekke’den çıkardıkları zaman sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına: “ üzülme, çünkü Allah bizim ile beraberdir, diyordu. Allah onun yüreğine sükunet ve kuvvet indirmişti ve onu sizin bilmediğiniz askerlerle desteklemişti..” ( tevbe : 40)Ziyaret esnasında, birçok  hacı ya da umrecimiz bu dağa çıkmayı arzulasa da, bizler ancak güneş’siz zamanlarda ve genç yaşta gidenlere, grup harici çıkmalarını tavsiye ediyoruz..      
   2.ARAFAT  
 Mekke’nin güney doğusuna düşer. Şehir merkezine 20 km. uzaklıkta, 11 km² alanı kapsayan düz bir ovadır. Batı  tarafında Nemire mescidi, doğusunda ise; Rahmet tepesi bulunmaktadır. Günahların tamamen affolunduğu yeryüzündeki tek mekan burasıdır. İbrahim (a.s.) burada haccın nasıl yapılacağını,  Cebrail (a.s) dan öğrenmiştir. Cennetten indikten  yaklaşık 300 yıl   sonra; Adem (a.s) Havva annemizle burada buluşmuş, “ hac ARAFAT’tır..” hadisinde beyan edilen mekan burası olmuştur. Burada beklemek; Haccın en önemli farzlarından birisidir. Hac mevsiminde  ( zilhicce’nin 9. günü ) buraya gelinir, akşam ezanına -güneş batıncaya- kadar durulur, günahlardan arındıktan, şeytan kudurtulduktan sonra, annelerimizden doğduğumuz gün kadar temiz olarak Müzdelife’ ye doğru hareket edilir.
 3.MÜZDELİFE  
 Arafat ile Mina arasındaki 12 km²lik alana Müzdelife denmektedir. Arafat’tan ayrılan hacıların ilk uğradığı mekan burasıdır. Akşam ve yatsı namazları burada birleştirilerek cem’i tehir usulü ile eda edilir. Sabah namazına kadar geceyi ibadet, dua – yakarış ve istirahat ile geçiren hacılar, sabah namazını müteakip Müzdelife vakfesini de eda ettikten sonra  topladıkları taşlarla Mina’ya doğru hareket ederler..
 4.MİNA 
Bayramın birinci günü Müzdelife’den ayrılan hacılar,  Mina’ya gelerek vacip olan şeytan taşlama eylemini gerçekleştirirler ve akabinde  seçtikleri hac nev’ine göre ya hemen ya da “ kurban kesildi ”  haberini aldıktan sonra, tıraş olarak ihramlarından çıkarlar.. Küçük – orta – büyük şeytan’lar  buradadır.  Bayramın ikinci ve üçüncü günleri de buraya gelinerek taşlama eylemi gerçekleştirilir.  Geceleri bu mekanda konaklamak sünnettir.. Burada izdihama sebep olacak bütün fiil ve hareketlerden kaçınılması elzemdir..  Şeytana pas vermeden buraları terk edebilene ne mutlu !..   
    5.AKABE ( BİAT YERİ )
 Mina sınırları içinde kalan bu mekan, Sevgili Efendimiz’e ( a.s ) nübüvvet gönderildikten sonra, - hicretten önce - Medineli müslümanlarla iki kere gizlice buluşup anlaşma yaptığı( biat/söz aldığı) yerdir. Burada yapılan anlaşmalar neticesinde gönül rahatlığı ile Medine’ye hicret edilebilmiş ve dünya tarihine damgasını vuran “ümmet kardeşliği” sistemi böylece başlamıştır. Buraya gelip ilk anlaşmayı yapanlar ve onların aileleri “ ensar” namıyla anılmaya başlamışlar ve bu durum onların şimdiki torunları olan Medineliler için de etkisini sürdüren bir onur ve asalet payesi olmuştur..
10- HUDEYBİYE  
  Hicretten sonra başta sevgili Peygamberimiz (a.s) olmak üzere Ensar ve Muhacirler Kabe’ye varıp yüz sürmek, Allah’a olan yakınlıklarını bir daha yenilemek için Mekke’ye gitmeyi arzu ettiler. Ancak müşrikler memleketlerinden kovdukları müslümanların Mekke’ye ziyaret için bile olsa girmelerine asla müsaade etmeyerek bu duruma şiddetle karşı çıktılar. Gayeleri Müslümanlara müsaade ederek insanların önünde küçük düşmemekti. 13 Mart 628 tarihinde Medine’den yola çıkan müslümanlar Hudeybiye’ye gelince bir işaret olarak yüce Peygamberimizin (a.s) devesi yere çöktü ve ne yapıldıysa hareket etmedi.   Müşrikler müslümanları Mekke’ye sokmamakta kararlı idiler. Peygamber Efendimiz de (a.s) dönmemekte kararlı idi. Sonunda Hudeybiye Anlaşması olarak bilinen anlaşma imza edildi. Buna göre;
   1-Müslümanlarla müşrikler on yıl süreyle savaşmayacaklar, birbirlerine saldırmayacaklardı
  2- Müslümanlar bu yıl Kabe’yi ziyaretten vazgeçerek geri dönecekler, ancak gelecek yıl umre yapacaklar, müşriklerin boşaltacağı Mekke’de üç gün kalacaklar ve yanlarında yolcu kılıçlarından başka silah taşımayacaklardı
  3- Mekke’den birisi müslüman olarak Medine’ye sığındığı zaman iade edilecek; fakat Medine’den Mekke’ye sığınanlar iade edilmeyecekti
  4- Arap kabileleri istedikleri tarafla anlaşma yapmakta serbest olacaklardı. Hudeybiye anlaşmasının bütün şartları görünüşte müslümanların aleyhine idi. Bu nedenle müslümanlar büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.    Yenilgi gibi algılanan bu anlaşma neticesinde Allah Mekke’nin ve Hayber’in fethedileceği müjdesini Fetih suresi ile bildirdi. Anlaşma akabinde yaşanan iki yıl içinde 19 yılda ulaşılan müslüman sayısının iki misline varıldı. Anlaşma gereği müşriklere iade edilen Ebu Cendel ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği hadiseler üzerine iki yıl sonunda müşrikler kendileri gelerek anlaşmanın fesih edilmesini istediler. Bu anlaşma  Uhut’ta, Bedir’de, Hendek’te yok edilmeye çalışılan Medine İslam Devleti’nin müşrikler tarafından ilk defa resmi olarak tanınması manasına da geliyordu ve müslümanlar için aslında büyük bir başarıydı.                                                                                                                        Buraya ekstradan yapılacak düşük maliyetli ziyaret esnasında ihrama girilerek yeni bir nafile umre yapılabilir. Burada çiğ olarak içilecek deve sütünün bünyeye zararı tespit edilmemiştir. 
11- CİDDE  
 Ülkenin ana giriş kapısı olan bu şehir, sahil şehri olma özelliği ile klasik bir görüntü arz etse de deniz içindeki camisi, Hz.Havva annemizin kabrinin bulunması, kısas yapılan camii ve çok büyük ticaret merkezlerinin varlığı ile görülmeye değer bir konuma sahiptir.   Günübirlik yapılabilecek düşük maliyetli ekstra bir gezi ile hem hoş bir gün geçirmiş hem de Hz.Havva annemizin kabri başında dua edip onun aziz ruhuna bir fatiha bağışlamış oluruz. 
Devamını Oku »