Sayfalar

Ne Aramıştınız?

17.06.2017

61 Gün Kefaret Orucu Var mı-Nihat HATİPOĞLU?

Selam aleyküm sevgili okurlarım bu gün sizlerle ;61 gün kefaret orucu nasıl tutulur?,oruç bozmanın cezası nihat hatipoğlu,niyet edip oruç bozmak,61 gün oruç ayeti,61 gün oruç tutmayı gerektiren haller,oruç kefareti kaç lira?,bilerek oruç tutmamanın cezası... konuları hakkında bilgiler sunacağız!..
61 Gün Kefaret Orucu Nihat HATİPOĞLU
61 Gün Kefaret Orucu Nihat HATİPOĞLU
Ramazan günü imsak vaktinden sonra yemek içmek ve cinsel ilişkiye girmek haramdır. Bu davranışlar, Allah’a isyan anlamı taşır. Vebali çok büyüktür. 

Ramazanda mazeretsiz olarak kasten orucu bozmak, ramazanın saygınlığını ihlâl etmek anlamına geleceği için kefaret ödemek gerekir. Kefaret için genel olarak önerilen üç seçenekten sadece ikisinin günümüzde tatbik imkânı vardır ki bunlardan birisi iki ay peş peşe oruç tutmak, ikincisi 60 fakiri doyurmaktır.


"Kefaretin 60 günü ceza 1 günü kazadır"

Alimler, bilerek ve isteyerek bir gıda veya gıda özelliği taşıyan her türlü maddeyi almak durumunda hem kaza hem de kefaret gerekeceğini söylemişlerdir. (Diyanet İlmihali)
61 gün kefaret orucunun 60 günü orucu bozmanın cezası olarak tutulur. 1 gün ise bozulan orucun kazasıdır.
Peygamber Efendimiz (asm) bozulan orucun cezasının 61 gün olmasını emretmiştir
Bilerek bozulan orucun kefareti olarak iki ay oruç tutulmasını Resulullah (asm) hadis-i şeriflerinde bildirmiştir.

"Peygamber Efendimiz (asm) Ramazanda orucunu bozan bir adama bir köle azat etmesini yahut iki ay oruç tutmasını yahut da altmış fakiri doyulmasını emir buyurmuş.” (Müslim)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
“Resulullah’a bir adam geldi ve:
“Ey Allah’ın Resulü, helak oldum.” dedi. Resulullah:
“Seni helak eden şey nedir?” diye sorunca:
“Oruçlu iken hanımıma temas ettim.” dedi. Bunun üzerine Resulullah’la aralarında şu konuşma geçti:
“Azat edecek bir köle bulabilir misin?”
“Hayır!”
“Üst üste iki ay oruç tutabilir misin?”
“Hayır!”
“Altmış fakiri doyurabilir misin?”
“Hayır!”
“Öyleyse otur!” Biz bu minval üzere beklerken, Resulullah’a içerisinde hurma bulunan bir büyük sepet getirildi.
“Soru sahibi nerede?” diyerek adamı aradı. 
Adam:
“Benim! Buradayım!” deyince, 
Resulullah:
“Şu sepeti al, tasadduk et!” dedi. 
Adam:
“Benden fakirine mi? Allah’a yemin ediyorum, Medine’nin şu iki kayalığı arasında benden fakiri yok!” cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah güldüler ve:
“Öyleyse bunu ehline yedir!” buyurdular.” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

KEFARET ORUCU NASIL TUTULUR-BİLEREK ORUÇ BOZMAK KEFARET GEREKTİRİR Mİ?

Kefaret orucu niyet ettikten sonra başlar ve ve bu oruçları niyetle göstermek gerekmektedir. Kişinin hastalığı ya da yolculuk yapma gibi nedenlerle bozulursa 60 gün tutması gerekmektedir. 

Kefaret orucu tutacak olan kişiler için Hadis-i Şerif'de şu cümle buyrulmuştur, "Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli olarak yiyip içer! (Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen kişi fidye verir)" 
Eğer bu kişi zengin ise orucunu her gün fakir bir kişiye fidye olarak verebilir. Eğer kefaret orucu tutamayacak kişi aynı zamanda zenginde değilse fidye vermez, bunun yerine dua eder ve Allah'tan af diler.
KEFARET ORUCU NASIL ÖDENİR?

Peygamber Efendimizin zamanında fidye vermek isteyen kişiler oruç tutmadıkları her gün için bir fıtra üzüm, hurma ve un vermekteydi. Bu fidyeler ramazanın başında ya da sonunda verilebiliyordu. Kefaret orucu nasıl ödenir sorusunun yanıtı bu şekildedir. 

Günümüzde kefaret orucu tutamayacak olan kişiler ise 60 fakiri öğlen, akşam, sabah gün içerisinde birkaç kez karnını doyurabilir. Buna göre fakir doyuracak kişiler aynı gün olmasa da diğer günlerde doyurabilir. 
Günde bir kez 120 gün fakirin karnını doyurmakta caiz olmaktadır. Tüm bunların yerine istenilirse altın, ekmek vermek de caiz olmaktadır. Yine istenilirse para da verilebilir fakat dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır, fıtra miktarı fakir olan kişiye toplu halde verilirse bu bir günlük verilmiş kabul edilir. 
Bir kişiye sabahtan akşama 2 kez yemek yiyorsa 2 kez yemek vermek gerekmektedir, fakat daha fazla yemek tek seferde verilirse bu bir gün olarak sayılmaktadır.

KEFARET ORUCU GEREKTİREN DURUMLAR

Oruç; belli bir zaman dilimi içerisinde, yiyecek, içecek ya da her ikisinde de kaçınma eylemidir. Oruç eylemi bir şeyler yemek dışında da bozulabilmektedir. İsteyerek veya istemeyerek ortaya çıkan durumlarda da oruç bozulabilmektedir. 
Orucun temel unsuru yeme, içme ve cinsel beraberlikten uzak durmak, nefsi bunlardan mahrum bırakmaktır. Oruçlu iken bunlar ve bu anlama gelecek davranışlarda bulunmak orucu bozar. 
Yemek ve içmek terimi, yenilip içilmesi mutat olan her şeyi kapsamı içine alır. Nargile, Sigara gibi keyif veren tütün kökenli dumanlı maddelerle, uyuşturucular ve tiryakilik gereği alınan tüm maddeler oruç yasakları kapsamına girmektedir. 
Her ne sebep ile olursa olsun, ağızdan alınan ilâçlar da orucu bozar. Oruçlu iken gıda ve vitamin iğneleri yaptırmak, damardan serum ve kan verilmesi de orucu bozar. Bu gibi durumlarda iyileşince bu oruç kaza edilir.

İLAVE BİLGİ: Öpüşmek Orucu Bozar mı,Kefaret Gerektirir mi?


Devamını Oku »

16.06.2017

2017 Kadir Gecesi Ne zaman?

2017 Kadir Gecesi Ne zaman
2017 Kadir Gecesi Ne zaman?
Kadir Gecesi 2017; Ramazan ayının 27. gecesi Kadir Gecesi'dir. Peki Kadir Gecesi nedir? Ramazanda Kadir Günü ne zaman?,2017 Kadir Gecesi Ne Zaman? İşte Bin Aydan daha önemli ve daha hayırlı olan Kadir Gecesi hakkında tüm detaylar!..

Ramazan Ayının son günlerini yaşarken heycanla beklenen günlerden biride Kadir Gecesidir. Bin aydan daha hayırlı olan, günahların af edildiği insanların isteklerinin yerine geldiği Mübarek Ramazan Bayramı'nın yaklaşıldığını müjdeleyen O Mübarek gece yani Kadir Gecesi 2017 bu sene 21 Haziran 2017 Çarşamba akşamını 22 Haziran Perşembe günü'ne bağlayan geceye denk geliyor. Yani Müslüman kardeşlerimizin sabırla, heyecanla ve özlemle beklediği Kadir Gecesi 21 Temmuz 2017 gecesi dualarla, ibadetlerle geçirilecek.

Kadir Gecesi 2017 (Türkiye)
Başladığı akşam: 21 Haziran Çarşamba
Bittiği akşam: 22 Haziran, Perşembe
Devamını Oku »

Kur'an-i Kerime Göre Oruç Hangi Ayda Tutulur?

Soru :  Ramazanın kelime anlamı ise ''İslamiyetten önce Araplarda Temmuz/ Ağustos aylarına tekabül eden Ay, İslami ayların dokuzuncusu Ar ramaḍ (kuru sıcak) Aynı kökten İbranice remets (kor, sıcak kül)'' bu durumda sadece yaz, yani sıcak Ay olan Ağustosta oruç tutulması gerekmez mi? Diğer Sorularım ;kuranda orucun 30 gün olduğu yazıyor mu oruç 3 gün müdür?,kuranda oruç tutmayı emreden ayetler,neden 30 gün oruç tutulur?,oruç ayetleri ve hadisleri?,kuranda oruç saatleri,kuranı kerimde ramazan orucu kaç gündür gibi sorulara cevap verirseniz sevenirim!.
Kur'an-ı Kerime Göre Oruç Hangi Ayda Tutulur
Kur'ana  Göre Oruç Hangi Ayda Tutulur?
Öncelikle ilk sorunuza cevap vereceğim daha sonra vakit buldukça diğer sorularınızı yanıtlamaya çalışacağım Allahın izniyle;

Ramazan Ay’ı, oruç tutmanın farz olduğu hicrî yılın dokuzuncu ayıdır.

"Oruç sayılı günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."

"O sayılı günler, ramazan ayıdır. O ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân o ayda indirildi. Artık sizden kim Ramazan ayının hilalini görürse, o gün oruç tutsun. Hasta veya yolcu olan, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde oruç tutar. Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Oruç günlerini tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden ötürü Allah’ı tazim etmenizi ister. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir." (Bakara, 2/184-185)

Bu ayetlerde de görüldüğü gibi, Ramazan ayında oruç tutulması farz kılınmıştır.

Hicri takvim, ayın hilâl şeklinde göründüğü ilk geceyi aybaşı olarak kabul eder. Ayın tekrar görünüşüne kadar geçen süreyi bir ay; on iki ay da bir yıl sayılır.

Bu takvime göre ayın dünya çevresindeki dönüşü yirmi dokuz buçuk gün olarak kabul edilir. Bu sebeple bir ay 29, bir ay da 30 gün olarak kabul edilir. Böylece miladi takvimde bir yıl 365 gün, Kameri’de de 354 gün olarak hesaplanır. 

Bu yüzden hicri aylar miladi aylardan her yıl on bir gün önce gelir. Bu durum, hicri ayların mevsimlere denk düşmesine sebep olur. Bu yüzdendir ki, hicri takvimin bir ayı olan Ramazan, bazen kış, bazen de yaz mevsimlerine veya diğer mevsimlere rast gelerek, yılın bütün mevsimlerini, haftalarını, aylarını ve günlerini dolaşır. 36 yıl oruç tutan biri de yılın her ay ve günlerinde oruç tutmuş olur.

Hicri takvimde yılbaşı Muharrem ayının 1. günüdür. Muharrem ayını, Safer, Rebiyülevvel, Rebiyülâhır, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları takip eder.

Demek ki, Ramazan kelimesinin manası ne olursa olsun, bu Ay, oruç tutmanın olduğu bir Ay’dır ve kameri yılın dokuzuncu Ay’ı olup, miladi yıla göre her yıl on gün önce gelir.

Sözlükte “günün çok sıcak olması, güneşin kum ve taşları çok ısıtması, kızgın yerde yalın ayak yürümekle ayakların yanması” anlamlarındaki ramad mastarından veya “güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer” manasındaki ramdâ kelimesinden türeyen ramazan kamerî/hicri yılın şabandan sonra, şevvalden önce gelen dokuzuncu ayının adıdır.

“Yaz sonunda ve güz mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur”
anlamındaki ramadî kelimesinden ya da “kılıcı veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için iki yalçın taş arasına koyup dövmek” anlamındaki ramd mastarından türediği de ileri sürülmüştür.

Bu ayın İslâm’dan önce Arab-ı bâide (Âd ve Semûd) döneminde “deymur” veya “zeymur” diye adlandırılıp senenin bu ayla başlatıldığı, Arab-ı âribe döneminde de “nâtık” veya “nâfik” ismiyle anıldığı, ramazan isminin ise hicrî takvimde yer alan diğer ay isimleriyle birlikte Arab-ı müsta‘ribe devrinde kullanılmaya başlandığı, İslâmiyet’in ortaya çıktığı dönemde de Araplar’ın bu isimleri kullanmakta olduğu nakledilir.

Bazı kaynaklarda, bu isimlerin milâdî V. yüzyılın başlarında Hz. Peygamber’in beşinci dedesi Kilâb b. Mürre tarafından belirlendiği kaydedilmektedir.Kaynaklarda bu aya ramazan adının niçin verildiği hakkında farklı açıklamalar yer alır.

Bir yoruma göre, ayların isimleri değiştirilirken, bu ay rastladığı mevsim gereği çok sıcak ve yakıcı bir özelliğe sahip olduğu için bu adla anılmıştır. Kamerî takvimde yer alan “cumâdâ” ve “rebî” gibi ay adlarının da belirli mevsimlere ve hava şartlarına işaret etmesi bu açıklamayı destekler niteliktedir.

Kamerî aylar belirli mevsimlerde sabit olmayıp farklı mevsimleri dolaştığı için bu izahı benimseyen bilginler, Araplar’ın kamerî ayların eski adlarını değiştirirken her aya tesadüf ettiği zamanın özelliğine göre isim verdiklerini, ramazan isminin konulmasının da şiddetli sıcaklığın hüküm sürdüğü bir mevsime denk geldiğini belirtir.Buna göre, bu aya Ramazan adının verilirken, her yıl aynı mevsime denk gelmesi anlamında değildir. Aksine, eski adların yerine yeni isimler konulurken bu ayların rastladığı dönemler dikkate alınmıştır. Yoksa her yıl aynı mevsimde orucun tutulacağı anlamına gelmez.

Diğer bir yoruma göre, Ramazan kelimesinin kök anlamıyla ilgili olarak oruç tutulan bu ayda;
- Açlık ve susuzluğun etkisiyle insanın içinin yandığı,
- Orucun hararetiyle günahların yakıldığı,
- Güz yağmurlarının yeryüzünü yıkadığı gibi ramazan orucunun da müminleri günahlardan yıkayıp temizlediği için aya bu ismin verildiği şeklindedir.


Her ne kadar bu isimler İslam’dan önce verilmişse de, Ramazan isminin manasının orucun gerçekleştirdiği manaya uygun olması açısından dikkate değer bir yorumdur.

Allah hakimdir, hikmeti sonsuzdur. Bu hikmetinin gereği olarak Oruç tutulması farz olan zamanın Ramazan Ay’ı olduğu konusunda bütün şüpheleri yok etmek için ayette “Ramazan Ayında” diyerek hem isim hem ay olarak açıkça ifade buyurmuştur.

Kim bilir, bunun bir hikmeti de, soruda geçen şüphelerden, vesveselerden ve benzer dedikodulardan bizi korumaktır.

Nitekim, Kuran-ı Kerîm’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan yegâne ay ramazan ayıdır. Orucun farz kılındığını bildiren ayetlerin hemen ardından ramazanın insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı batıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği ay olduğu belirtilir ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilir. (Bakara 2/185)

Ayrıca hadis kaynaklarında da Hz. Peygamber (asm) Efendimizden nakledilen, ramazan ayının fazileti, başlangıcının ve sonunun nasıl tespit edileceği, süresi ve bu aya mahsus ibadetlerle ilgili çok sayıda rivayet yer almaktadır. (Wensinck, el-Mucem, “rmđ” md.)

Resul-i Ekrem (asm);
- “Mübarek bir ay” olarak nitelendirdiği ramazan ayı girdiğinde cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığını ve şeytanların bağlandığını (Buhârî, Savm, 5; Müslim, Sıyâm”, 1, 2),
- inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını (Buhârî, Savm, 6; Müslim, Müsâfirîn, 175)
haber vermektedir.


Nitekim rivayetler ramazan geldiğinde Resûlullah’ın;
- Manevi yaşantısında fark edilecek derecede bir değişiklik meydana geldiğini,
- Bu ayda Cebrail ile buluşup karşılıklı Kuran okuduklarını,
özellikle bu günlerde onun cömertliğinin doruk noktasına ulaştığını (Buhârî, Savm, 7; Müslim, Fezail, 50), ramazan ayının son on günü girdiğinde onun geceleri ihya edip ev halkını uyandırdığını ve kendisini tamamen ibadete hasrederek eşleriyle ilişkisini kestiğini (Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 5; Müslim, İtikâf, 7, 8) 
bildirmektedir.

Müslümanlarca sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilen, büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan ramazanın başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

1. Kuran-ı Kerîm bu ayda indirilmeye başlanmış olup ayet ve hadislerde bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen (Kadr 97/3; Nesâî, Sıyâm, 5) Kadir gecesi de bu ayın içindedir.

Bir ayette Kuran’ın ramazan ayında, bir başka ayette mübarek bir gecede, bir diğerinde Kadir gecesinde inmeye başladığı haber verilmektedir. (Bakara 2/185; ed-Duhân 44/ 1-3; el-Kadr 97/1)

Kadir gecesi ramazan içinde mübarek bir gece olduğundan ayetler arasında bir çelişki yoktur.

2. İslâm’ın beş şartından biri olan oruç bu ayda tutulur. (Bakara 2/183-185; Buhârî, Savm, 1; Müslim, İmân, 8)

3. Hz. Peygamber’in inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını bildirdiği ve kendisi de bizzat kılarak ümmeti için sünnet olduğunu gösterdiği teravih namazı bu aya mahsus ibadetlerdendir. ((Buhârî, Salâtü’t-terâvîh, 1, 2; Müslim, Müsâfirîn, 173-178))

4. Malî bir ibadet olan fitrenin (fıtır sadakası) bu ayın sonunda ve bayramdan önce ödenmesi gerekir. Bu ayda yapılan diğer yardımların da öteki aylara göre daha sevap ve faziletli olduğuna dair hadisler vardır. (Buhârî, “Śavm”, 7; Müslim, Fezail, 50; Tirmizî, Zekât, 28)

Bu sebeple, ramazanda ödenmesi gerekli olmamakla birlikte müslümanlar zekâtlarını bu ayda ödemeyi âdet haline getirmişlerdir.

5. Bu ayın sonunda itikâfa girmek sünnettir. Kaynaklar Resûl-i Ekrem’in ramazanın son on gününde itikâfa girdiğini ve bu âdetini vefatına kadar devam ettirdiğini, onun ardından hanımlarının da itikâfa girdiğini haber vermektedir. (Buhârî, İtikâf, 1; Müslim, İtikâf, 5)

6. Bazı hadislerde;
- Bu ayda umre yapanın hac sevabı alacağı (Buhârî, Umre, 4; Müslim, Hac, 221-222),
- Diğer ibadet ve amellere de öteki aylara göre daha çok mükâfat verileceği (Müsned, I, 224, 338-339; II, 75, 131)
bildirilmiştir.

7. Kuran ayı denilen ramazan ayında çokça Kuran okuyup tefekkür etmek müstehap kabul edilmiştir.

Hz. Peygamber’in Cebrâil ile karşılıklı Kur’an okumasına dayanan mukabele uygulaması da bu aya mahsus geleneklerdendir.

Özetle söylemek gerekirse: Bütün bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, orucu kameri aylardan olan Ramazan ayında farzdır ve bu ay miladi yıla göre her yıl on gün önce gelir.

Bu uygulama Peygamber Efendimizin hayatı boyunca böyle yapılmış, onun ashabı başta olmak üzere bütün ümmet de bu güne kadar böyle uygulamıştır.
Devamını Oku »

9.06.2017

Teravih Namazı Kaç Rekattır,Nasıl Kılınır?

Malum Mubarek Ramazan ayı içerisine girmiş bulunmaktayız,bu gün kü yazımızda sizlerle;teravih namazı nasıl kılınır tablo,teravih namazı saat kaçta,teravih namazı nezaman kılınır? teravih namazı nasıl kılınır resimli anlatım,teravih namazı farzmıdır?,teravih namazı hükmü... gibi konularda bilgiler sunacağız!..

Teravih namazının kılınması sünnettir, hatta sünnet-i müekkede olarak Peygamber Efendimizin (s.a.v.) devamlı kıldığı bir namazdır. 


Ramazan ayı boyunca,ramazan bitene kadar yatsı namazından sonra kılınır. Teravih namazının camide cemaatle kılınması sünnettir ve sevabı çoktur.Evde de tek başına yalnız veya cemaatle kılınabilir. 

Yatsı namazı kılındıktan sonra ve vitir namazından önce kılınır. 20 rekat kılınır. Makbul olanı, her 2 rekatta bir selam vermektir. Ancak 4 rekatta bir selam verilerek de kılınabilir.


Teravih Namazı Kılınışı: (Dört Rekatta Bir Selam Verilerek Teravihin Cemaatle Kılınışı)

teravih namazi kaç rekattir nasil kilinir
Teravih Namazı Nasıl Kılınır Kaç Rekattır?
- Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.

- Namaz kıldıracak imam: "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, bana uyanlara imam oldum" diye niyet ederek iftitah tekbirini alıp ellerini bağlar.

- İmam'ın arkasında kılan cemaat da "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama" diyerek niyet eder ve imamın tekbirinden sonra "Allahü Ekber" diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar.

- Bundan sonra imam ve cemaat sessizce "Sübhâneke" okur. Sübhaneke'nin okunması bitince, (Cemaat ayakta başka bir şey okumaz) imam 
sessizce "EûzüBesmele",çekerek Fatiha ve bir sûre okur. Cemaatle birlikte rükû ve secdeleri yaptıktan sonra ikinci rekata kalkılır.

- Burada imam 
sessizce Besmele çektikten sonra fatiha ve bir sûre okuyup rükû ve secdeleri yapar ve otururlar. İkinci rekatın sonundaki bu ilk oturuşta imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhümme salli ve Allâhümme barik" okur ve üçüncü rekata kalkarlar.

- Üçüncü rekatın başında hem imam, hem de cemaat sessizce Sübhaneke'yi okur. Sonra imam 
sessizce Eûzü-Besmele, çekerek  fatiha ve bir sure okur. Sonra rükû ve secdeleri yaparak dördüncü rekata kalkarlar.

- İmam 
sessizce Besmele çektikten sonra fatiha ve bir sure okuyarak yine rükû ve secdeler yapılıp oturulur.

- Bu son oturuşta da imam ve cemaat "Ettehiyyatü, Allâhüme salli, Allâhümme barik, Rabbenâ âtina ve Rabbena firli" okuduktan sonra selâm verirler. Böylece teravih namazının ilk dört rekatı kılınmış olur.

  • Bundan sonra ayağa kalkılarak tıpkı tarif ettiğimiz gibi dörder rekat kılınmaya devam edilerek yirmi rekat tamamlanır.
  • Sonra da cemaatle vitir namazı kılınır.
İlave Bilgi : Vitir Namazının Kılınışı

Devamını Oku »

6.06.2017

Fitre Fiyatlari 2017 Fitre Ne kadar?

Bu günkü yazımızda ; fitre ne kadar 2017,diyanet fitre miktarı 2017,2017 ramazan fitresi ne kadar,2017 fitre miktarı,fitre miktarı nasıl hesaplanır?,2017 fitre fiyatı,bu sene fitre ne kadar 2017 gibi konularda sizlerle çok değerli bilgiler paylaşacağız!..

Fitre Fiyatlari 2017 Fitre Ne kadar
Fitre Fiyatları 2017

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, bu yılki fıtır sadakası miktarı 16 TL olarak belirledi. 

2017 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2018 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan süre için, ülkedeki ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulunduran Din İşleri Yüksek Kurulu, en düşük sadaka-i fıtır miktarı 16 TL olarak tespit etti. 
Belirlenen rakamın “asgari miktar” olduğunu hatırlatan kurul, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ konusunda bir üst sınırın olmadığı ifade edildi. Bu konuda ideal olanın, herkesin kendi hayat standartlarına göre asgari günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağın vermesi tavsiye edildi. 
Söz konusu meblağ gıda gibi ayni olarak veya para şeklinde nakdi olarak ödenebileceği bildirildi.

Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip olan Müslümanların Ramazan ayında fakirlere verdikleri sadakaya “fıtır“ sadakası denir. Başın ve bedenin zekatı olarak da bilinir. Buna “fitre“ de denilir.

Fitre, evdeki kişi sayısınca verilir. Ramazan bayramından önce bir bebek doğsa evin reisinin onun için de fitre vermesi gerekir

Dinimizde zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir.

Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadaka olduğu için fitrenin bayramdan önce verilmesi en güzel davranıştır. 

Çünkü fitre vermenin amacı, fakirlerin bayram hazırlığı yapabilmelerini ve bayramı neşe ile karşılamalarını sağlamaktır. Fitre, bayram günü veya daha sonra gecikmeli olarak da verilebilir. Fitre verirken niyet etmek önemlidir. Şâfiî mezhebinde Ramazandan önce verilmez. Bayramdan sonraya da bırakılmaz.

RAMAZAN FİTRESİ KİMLERE VERİLMEZ?
Anne, baba, çocuk gibi kimselere, gayri müslimlere ve zengin sayılabilecek kişilere fitre verilmemektedir. Eğer fakir ise kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa, üvey babaya-anneye, kardeşe, geline, damada, fitre verilebilmektedir. Eğer gelin, damat, kayınvalide, kayınpeder, üvey çocuk ve kayınbirader gibi kan bağı olmayan akrabalar fakir ise onlara verilebilir.

Yıllara Göre Fitre Fiyatları :
İşte önceki yıllarda uygulanan fıtır sadakası fiyatları;

2014: 10 TL

2015: 11,50 TL

2016: 15 TL

2017: 16 TL
Devamını Oku »

4.06.2017

Teravih Namazı Bidat mı,Sünnet mi?

Bu yazımızda teravih bidat mı sünnet mi,hz ömer zamanında teravih,bidat ne demek, abdülaziz bayındır gibi konularda bilgi sahibi olacaksınız!..
Teravih Namazi Bidat mi Sünnet mi
Teravih Namazi Bidat mi Sünnet mi?
Terâvih namazının bid'at olduğunu söylemek, vârid olmayan bir sözdür. Ancak bu konuda şöyle denebilir:

Terâvih namazı,Ömer b. Hattab'ın sünnetinden midir? Çünkü Terâvih namazı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in devrinde yoktu, Ömer b. Hattab'ın hilâfeti zamanında kılınmaya başlandı.Yoksa Terâvih namazı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetinden midir?

"Bazı âlimler, Terâvih namazının, Ömer b. Hattab'ın sünnetinden olduğunu iddiâ etmişlerdir."

Bu konuda şunu delil göstermişlerdir: "Ömer b. Hattab, Ubeyy b. Ka'b ve Temîm ed Dârî'ye, insanlara on bir rekât namaz kıldırmasını emretmiştir. Nitekim Ömer, Ramazan'da bir gece dışarı çıkmış ve insanları Teravih namazını kılarken görünce: Bu ne güzel bir bid'attır, demiştir."
Bu rivâyet, Teravih namazının daha önce meşrû olmadığına delâlet etmektedir...

Fakat bu görüş, zayıftır. Bu görüşün sahibi, Buhârî ve Müslim'in sahihleri ile diğer hadis kitaplarında geçen rivâyetlerden habersizdir.

Nitekim Âişe'den Allah ondan râzı olsun rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّى ذَاتَ لَيْلَةٍ فِي المَسْجِدِ، فَصَلَّى بِصَلاَتِهِ نَاسٌ، ثُمَّ صَلَّى مِنَ القَابِلَةِ، فَكَثُرَ النَّاسُ، ثُمَّ اجْتَمَعُوا مِنَ اللَّيْلَةِ الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَلَمَّا أَصْبَحَ قَالَ: قَدْ رَأَيْتُ الَّذِي صَنَعْتُمْ وَلَمْ يَمْنَعْنِي مِنَ الخُرُوجِ إِلَيْكُمْ إِلَّا أَنِّي خَشِيتُ أَنْ تُفْرَضَ عَلَيْكُمْ وَذَلِكَ فِي رَمَضَانَ.)) [رواه البخاري ]

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Ramazan'da) bir gece mescitte Terâvih namazını kıldı. İnsanlar da ona uyarak namaz kıldılar.Sonra ikinci gece yine Terâvih namazını kıldı, o gece insanlar (sahâbe) daha da çoğaldılar.Daha sonra üçüncü veya dördüncü gece insanlar toplandılar, fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onların yanlarına çıkmadı.Sabah olunca şöyle buyurdu:

(Dün gece) yaptığınızı (namaz için beni beklediğinizi) gördüm, fakat sizin yanınıza çıkmamdan beni alıkoyan şey, Terâvih namazının size farz kılınmasından endişe ettiğim içindir (bunun için size Terâvih namazını kıldırmadım). Bu olay, Ramazan'da olmuştu." (Buhârî, hadis no: 872)

Müslim'in rivâyeti ise şöyledir:

(( أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ، فَصَلَّى فِي الْمَسْجِدِ، فَصَلَّى رِجَالٌ بِصَلَاتِهِ، فَأَصْبَحَ النَّاسُ يَتَحَدَّثُونَ بِذَلِكَ، فَاجْتَمَعَ أَكْثَرُ مِنْهُمْ، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي اللَّيْلَةِ الثَّانِيَةِ فَصَلَّى، فَصَلَّوْا بِصَلَاتِهِ، فَأَصْبَحَ النَّاسُ يَتَذَاكَرُونَ ذَلِكَ، فَكَثُرَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ فِي اللَّيْلَةِ الثَّالِثَةِ، فَخَرَجَ فَصَلَّى بِهِمْ، فَصَلَّوْا بِصَلَاتِهِ، فَلَمَّا كَانَتِ اللَّيْلَةُ الرَّابِعَةُ عَجَزَ الْمَسْجِدُ عَنْ أَهْلِهِ، فَلَمْ يَخْرُجْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَطَفِقَ رِجَالٌ مِنْهُمْ يَقُولُونَ: الصَّلَاةَ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى خَرَجَ لِصَلَاةِ الْفَجْرِ، فَلَمَّا قَضَى الْفَجْرَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ، ثُمَّ تَشَهَّدَ فَقَالَ: أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّهُ لَمْ يَخْفَ عَلَيَّ شَأْنُكُمُ اللَّيْلَةَ، وَلَقَدْ خَشِيتُ أَنْ تُفْرَضَ عَلَيْكُمْ صَلَاةُ اللَّيْلِ، فَتَعْجِزُوا عَنْهَا.)) [ رواه مسلم ]

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Ramazan'da) gece yarısı dışarı çıkıp mescitte Terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Onunla birlikte namaz kılanlar sabahleyin aralarında bunu konuşunca ikinci gece daha kalabalık bir cemaat toplandı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ikinci gece de dışarı çıkıp mescitte Terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar.İnsanlar yine aralarında bunu konuşunca üçüncü gece mescit tam doldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üçüncü gece de dışarı çıkıp mescitte Terâvih namazını kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Dördüncü gece de mescide sığmayacak kadar insan toplandığını görünce Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onların yanına çıkmadı.Sabah olunca gidip sabah namazını kıldırdı. Namazdan sonra insanlara dönüp kelime-i şehâdet getirdikten sonra şöyle buyurdu:

(Dün gece) taptığınız şeyi (namaz için beni beklediğinizi) gördüm. Gece namazının üzerinize farz kılınıp da sonra yapamayacağınızdan endişe ettiğimden başka bir şey beni bundan alıkoymadı." (Müslim, hadis no: 1271)


Bundan dolayı Terâvih namazı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sünneti ile sâbit olmuştur.Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i Terâvih namazına devam etmekten alıkoyan şey, bu namazın meşrû oluşundan dolayı değildir, aksine onun farz kılınmasından endişe etmesinden dolayıdır. 

Nitekim bu endişe, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefat etmesiyle ortadan kalkmıştır. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat edince vahiy kesilmiş ve Terâvih namazının farz kılınmasından emîn olunmuştur. Bu sebep yani Terâvih namazının farz kılınması endişesi vahyin kesilmesiyle ortadan kalkınca, sonuç da kesinleşmiş olur ki o da, Terâvih namazının, aslına yani sünnet oluşuna dönmesidir." (Bkz: Muhammed b. Salih el-Useymîn, "eş-Şerhu'l-Mumti'", c: 4, s: 78)

Buhârî ve Müslim'in sahihlerinde sâbit olduğuna göre Âişe Allah ondan râzı olsun, şöyle demiştir:

(( إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيَدَعُ الْعَمَلَ وَهُوَ يُحِبُّ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ خَشْيَةَ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ النَّاسُ فَيُفْرَضَ عَلَيْهِمْ.))[رواه البخاري ومسلم]

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir işi yapmayı çok istediği halde, onu insanlar da yapmaya kalkar ve üzerlerine farz kılınır diye endişe ettiği için, yapmaktan vazgeçerdi." (Buhârî, Cuma, hadis no: 1060.Müslim, Yolcuların Namazı, hadis no: 1174)
İmam Nevevi Allah ona rahmet etsin hadisin şerhinde şöyle demiştir:

"Bu hadis, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetine olan şefkât ve merhametinin kemâlini açıklamaktadır."

Buna göre,"Terâvih namazının,Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetinden değildir" sözünün hiçbir geçerliliği yoktur.Aksine Terâvih namazı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetindendir ve ümmete farz kılınmasından endişe ettiği için Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onu terk etmiştir."

Nitekim Nebi sallallahu aleyhi ve sellem vefat edince bu endişe ortadan kalkmıştır. Ebu Bekir Allah ondan râzı olsun, iki yıl gibi kısa hilâfeti zamanında dînden dönenlerle (mürtedlerle) savaşmakla meşgul olmuştur. Hz. Ömer'in hilâfeti zamanında müslümanların işleri yoluna girince, sahâbenin Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile biraraya geldikleri gibi, Ömer Ramazan'da insanları Terâvih namazında biraraya getirmiştir.

Ömer'in bu konuda en çok yapmış olduğu şey; insanların, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine dönmesini sağlamak ve bu sünneti yeniden ihyâ etmek olmuştur.

Ramazan’ın son on günü içinde Rasûl-i Ekrem’le beraber iki ya da üç gece kılınan, üçüncü veya dördündü gece mescidin cemaatle dolup taşması üzerine “Size (de) farz kılınmasından endişe ettim” buyurarak iştirak etmediği namazın teheccüd olduğu görülür. Nitekim İmam Buhârî bu hadisi “teheccüd bâb”ında zikreder. Aslında Buhârî bu hadisi “terâvih namazı” bölümünde “Ramazanda kıyam eden kimsenin fazileti” bab başlığı altında da zikreder. Yine o, aynı başlık altında “Kim iman ederek ve sevabını Allah’tan umarak ramazanda kıyâm ederse, önceki günahları affedilir” hadisini zikrettikten sonra İbn Şihâb (ez-Zührî)’den şu bilgileri nakleder:

“Rasûlullah’ın (asm) sağlığında uygulama böyleydi. Sonra Ebû Bekir’in (r.a) hilafet dönemi ile Ömer’in (r.a) halifeliğinin ilk yıllarında da uygulama öyleydi. Urve b. Zübeyr, Abdurrahman b. Abdilkâri’den naklen şöyle anlattı: Bir ramazan gecesi Ömer b. el-Hattâb (r.a) ile mescide çıktık. Baktık ki, insanlar dağınık gruplar halinde; kimi tek başına kimi de cemaatle namaz kılıyordu. Bunun üzerine Ömer, “Bana öyle geliyor ki, bunları bir imam arkasında toplasaydım daha iyi (doğru, faziletli, ideal) olacaktı” dedi. Sonra kararlılık göstererek Übeyy b. Ka’b’ın arkasında onları topladı.

Başka bir gece yine Hz. Ömer’le birlikte çıktık. İnsanlar, imamlarıyla birlikte namaz kılıyorlardı. (Bu düzeni ve huzur halini gören) Ömer şöyle dedi: “Bu güzel bir çığır ve uygulama oldu”(Ni’me’l-bid’atü hâzihi). Ne var ki, namazlarını gecenin sonuna tehir ederek şimdi uyuyanların seher vakti, şu anda kıyamda olanların namaz kılanların vaktinden daha faziletlidir”. O sırada insanlar gecenin evvelinde kıyam ediyorlardı / teravih kılıyorlardı” (Buhârî, Salâtü’t-terâvîh 1).

Hz. Ömer’in “Bu güzel bir çığır ve uygulama oldu” diye tercüme ettiğimiz sözü, kimileri tarafından “güzel bir bidat oldu” diye tercüme edilip “o halde her türlü bidat terk edilmelidir” şeklinde anlaşılmaktadır. Oysaki bu, yanlış bir anlayıştır. Hz. Ömer’in sevinerek söylediği cümlesindeki “bid’at”, şer’î terim olarak değil, sözlük anlamında (lugavî) kullanılmıştır. Nitekim rivayetten da anlaşılacağı üzere bir kısmı tek başına kılıyor olsa bile, cemaatle kılanlar da vardır. Bu açıdan cemaatle kılınması yeni değildir. Hz. Ömer efendimizin (ra) yaptığı şey, Hz. Peygamber efendimizin (asm) yaptığı gibi, mescitte bulunan herkesin bir imama uyarak kılmasıdır.

Hz. Ömer’in bu uygulaması, bir çığır açması ve dönüm noktası olması bakımından dikkat çeker. Rasûl-i Ekrem’in râşid halifesi ve yoluna uyulması tavsiye edilen Hz. Ömer gibi hakşinas bir şahsiyetin görüş ve uygulaması ciddiye alınmalıdır. Bu konuda ona sahabeden herhangi bir muhalefetin olmadığı veya tenkidin yöneltilmediği de bilinir. Aksine başta Leys b. Sa’d olmak üzere pek çok ilim sahibi, Hz. Ömer’in ortaya koyduğu sünnete saygı gösterilmesi ve uyulması gerektiği kanaatindedir.

Alimler bu hususta Hz. Muhammed'in (asm) şu hadisine göre hareket etmişlerdir: "Benden sonra benim sünnetimden ve raşit halifelerin sünnetinden ayrılmayın" (Tirmizî, İlim, 16; İbn Hanbel, IV, 126). Diğer yandan Abdullah b. Abbas (r.a)'ın Ramazan ayında teravih namazını yirmi rekat olarak kıldığı ve arkasından da üç rekat vitir namazını kıldığı rivâyet edilmiştir. İmam Ebû Hanife'ye Hz. Ömer (r.a)'ın bu hususta yaptığı uygulama sorulunca, şöyle demiştir: Teravih namazı hiç şüphesiz müekked bir sünnettir. Hz. Ömer, bu namazın cemaatle ve yirmi rekat kılınmasını şahsi bir ictihadı ile yapmadığı gibi, bir bid'at olarak da emretmemiştir. O, kendisinin bildiği şer'î bir esasa ve Hz. Muhammed (s.a.v)'in bir vasiyetine dayanarak böyle yapmıştır." (et-Tahtavî, Haşiye, 334)
Devamını Oku »

29.05.2017

Ramazanda Okunacak Dualar ve Yapılacak İbadetler

Ramazan ayına girdiğimiz bu günlerde;ramazan okunacak dualar,kısa ramazan duaları,ramazan ayında yapılan ibadetler nelerdir?,ramazan ayında neler yapılır madde madde,sadece ramazan ayında ibadet olan nedir?,ramazanda yapılması gerekenler?,ramazan ayına özgü ibadetler,ramazan ayında neler yapılır neler yapılmaz?,ramazan ayına özel ibadetler v.b konular merak edilmeye başlandı,bu yazımızda bizde sizlere merak ettiğiniz bu soruların cevaplarını paylaşacağız.
Ramazanda Okunacak Dualar Yapilacak İbadetler
Ramazanda Okunacak Dualar ve Yapılacak İbadetler
Ramazân-ı şerîfin ilk akşamı, (Şa'ban'ın son gününü Ramazan'ın ilk gününe bağlayan gece) akşamla yatsı arasında 2 rek'at teşekkür namazı kılınır. 

"Yâ Rabbî, Ramazân-ı şerîf ile müşerref kıldığın için" denilir ve namaza durulur. 
Fâtiha-i şerîfeden sonra birinci rek'atte 1(bir) "İnnâ a'taynâkel-kevser..."
ikinci rek'atte 1(bir) İhlâs-ı şerîf okunur. 
Namazdan sonra; 70 İstiğfâr-ı şerîf, 70 Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir) okunup dua yapılır. 

Birinci 10 gün içinde mümkünse tesbih namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır. 

İkinci 10 gün içinde mümkünse yine tespih namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır. 

Üçüncü 10 gün içinde tevbe-istiğfar, Hatm-i Enbiyâ ve 7 salât-ü selâm'dan sonra mümkünse Hatm-i İstiğfâr yapılıp, yani 1001 defa: اَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ وَاَتُوبُ اِلَيْكَ "Estağfirullâhe'l-azıym. Ve etûbü ileyk" denilip, bittikten sonra 7 ilâ 70 salat-ü selâm okunur ve duâ yapılır. 

İftara yakın: اَللَّهُمَّ يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ اغْفِرْ لِى "Allâhümme yâ vâsial-mağfiratiğfirlî", iftar esnâsında da: اَللَّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَعَلَى رِزْقِكَ اَفْطَرْتُ وَصَوْمَ غَدٍ نَوَيْتُ "Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme ğadin neveytü" duâsı okunur. 

Ramazanda sadaka-i fıtır veremeyen müslümanlar, arefe günü 2 rek'at namaz kılarak, Allâh'a iltica ederler. Zamm-ı sûre olarak ne istenirse o okunur.

1. Günün Duası: "Allahummec'al siyamî fîhi siyam'es-saimîn ve giyamî fîhi giyam'el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet'il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh'el-âlemin ve'fu annî ya âfiyen an'il-mucrimîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey alemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!

2. Günün Duası:"Allahumme garribnî fîhi ilâ merzâtike ve cennibnî fîhi min sehatike ve negimatike ve veffignî fîhi li-girâeti âyâtike bi-rahmetike ya erhem'er-râhimîn."

Anlamı: Allahım! Bu günde beni kendi hoşnutluğuna yakınlaştırıp, gazap ve azabından uzaklaştır. Bu günde ayetlerini okumaya beni muvaffak kıl; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.

3. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîh'iz-zihne ve't-tenbîh ve bâidnî fîhi min'es-sefâheti ve't-temvîh vec'al lî nesîben min kulli hayrin tunzilu fîh, bi-cûdike ya ecved'el ecvedîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana zeka ve uyanıklık (ibadet ve itaatten gafil olmama) hali ver; beni cahillik ve batıl işlerden uzaklaştır. Bu günde indirdiğin her hayırdan bana da bir nasip ayır; cömertliğin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!

4. Günün Duası: "Allahumme gavvinî fîhi alâ igameti emrik ve ezignî fîhi halâvete zikrik ve evzi'nî fîhi li-edâi şukrik bi-keramik vehfeznî fîhi bi-hifzike ve sitrik, ya ebsar'an-nâzirîn."

Anlamı: Allahım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde şükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!

5. Günün Duası: "Allahummecalnî fîhi min'el-musteğfirîn, vec'alnî fîhi min ibâdik'es-sâlihîn'el-gânitîn, vec'alnî fîhi min evliyâik'el-mugarrabîn, bira'fetike ya erham'er-râhimîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni mağfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve mukarreb velilerinden kıl; lütuf ve şefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi!

6. Günün Duası: "Allahumme la tehzulnî fîhi li-tearruzi ma'siyetik, velâ tazribnî bi-siyâti negimetik, ve zehzihnî fîhi min mûcibâti sehatike, bi-mennike ve eyâdîke, ya muntehâ rağbet'ir-râğibîn."

Anlamı: Allah'ım! Sana karşı işlediğim günahtan ötürü bu günde beni yalnız bırakma; azap kırbaçınla beni cezalandırma; bu günde gazabına vesile olacak şeylerden beni uzaklaştır;sonsuz lütfun ve nimetlerin hakkına, ey şevkli insanların en büyük arzusu!

7. Günün Duası: "Allahumme einnî fîhi alâ siyamihi ve giyamih, ve cennibnî fîhi min hefevatihi ve asamih, verzugnî fîhi zikreke bi-devamihi, bi-tevfigike ya hadiy'el-muzillîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaştır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeği bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanları hidayet eden!

8. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi rahmet'el-eytami ve it'am'et-taam ve ifşa'es-selâm ve suhbet'el-kiram, bi-tavlike ya melce'el-amilîn."

Anlamı: Allahım! Bu günde öksüzlere merhamet etmeyi, fakirlerin karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese Selâm vermeyi ve değerli insanlarla oturup kalkmayı bana nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı

9. Günün Duası: "Allahummec'al lî fîhi nasiben min rahmetik'el-vasia, vehdinî fîhi li-berahinik'es-satia, ve huz bi-nasiyetî ila merzatik'el-camia, bi-mehabbetike ya emel'el-muştagîn."

Anlamı: Allahım! Bu günde geniş rahmetinden beni nasipsi bırakma; açık delil ve bürhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey şevkli insanların arzusu!

10. Günün Duası: "Allahummec'alnî fîhi min'el-mutevekkilîne aleyke, vec'alni fîhi min'el-faizîne ledeyke, vec'alnî fîhi min'el-mugarrabîne ileyke, bi-ihsanike ya ğayet'et-talibîn."

Anlamı: Allahım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!

11. Günün Duası: "Allahumme habbib ileyye fîh'il-ihsan, ve kerrih ileyye fîh'il-fusûge ve'l-isyan, ve harrim aleyye fîh'is-sehate ve'n-nîran, bi-avnike ya ğiyas'el-musteğisîn."

Anlamı: Allahım! Bu günde iyilik ve ihsanı bana sevdir; fısk ve günahtan beni nefret ettir; gazabını ve cehennem ateşini bana haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı

12. Günün Duası: "Allahumme zeyyinnî fîhi bi's-sitri ve'l-ifaf, vesturnî fîhi bi-libas'il-gunûi ve'l-kifaf, vehmilnî fîhi ala'l-adli ve'l-insaf, ve aminnî fîhi min kulli ma ehafu bi-ismetike ya ismet'el-haifin."

Anlamı: Allahım! Bu günde örtü ve iffetle beni ziynetlendir; bugün kanaat ve elde olana yetinme libasını bana giydir; beni bu günde adalet ve insafa sevk et ve korktuğum herşeyden beni emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan Rabbim

13. Günün Duası: "Allahumme tahhirnî fîhi min'ed-denesi ve'l-egdar, ve sabbirni fîhi alâ kainat'il-egdar, ve veffignî fîhi li't-tuga ve suhbet'el-ebrar, bi-avnike ya gurrete ayn'il-mesakîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni (maddi ve manevi bütün) kir ve pisliklerden temizle; bu günde olması taktir edilen olaylara karşı beni sabırlı kıl. Bu günde takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaşlık yapmaya beni muvaffak eyle; yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!

14. Günün Duası: "Allahumme la tuahiznî fîhi bi'l-aserat, ve egilnî fîhi min'el-hataya ve'l-hefevat, vela tec'alnî fîhi ğarazan li'l-belaya vel-afat, bi-izzetike ya izz'el-muslimîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde ayak sürçmelerimden dolayı beni cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla. Bu günde beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey müslümanların izzeti

15. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi taat'el-haşiîn, veşreh fîhi sadrî bi-inabet'il-muhbitîn, bi-emanike ya eman'el-haifîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana huşu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazi insanlar gibi dönüş yapıp tövbe etmemle göğsümü genişlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!

16. Günün Duası: "Allahumme veffignî fîhi li-muvafeget'il-ebrar ve cennibnî fîhi murafagat'el-eşrar, ve avinî fîhi bi-rahmetike ila dar'il-garari bi-ilahiyyetike ya ilah'el-alemîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde iyi insanlarla arkadaş olmaya beni muvaffak kıl ve kötü insanların arkadaşlığından beni uzaklaştır. Rahmetinle bana ebediyet ve sükunet yurdu olan cennette yer ver; ilahlığın hakkına, ey alemlerin ilahı!

17. Günün Duası: "Allahummehdinî fîhi li-salih'il-e'mali, vegzi lî fîh'il-havaice ve'l-amal. Ya men la yehtacu ile't-tefsiri ve's-sual. Ya alimen bima fî sudur'il-âlemin, salli alâ Muhammedin ve Âlih'it-tahirin."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni salih amellere hidayet et; bu günde beni hacet ve arzularıma kavuştur. Ey açıklamaya ve sormaya ihtiyacı olmayan; ey alemdekilerin göğsünde bulunanları (içinde geçenleri) bilen Rabbim! Muhammed'e ve onun tertemiz Ehlibeyti'ne rahmet et.

18. Günün Duası: "Allahumme nebbihnî fîhi li-berakati esharih, ve nevvir fîhi galbî bi-ziyai envarih, ve huz bi-kulli â'zâî ile't-tibai asarih, bi-nûrike ya munevvira gulûb'il-arifîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günün seherlerinin bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurların ışığıyla kalbimi aydınlat ve bütün uzuvlarımı bu günün eserlerinden, bereketlerinden yararlandır; nurun ile, ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!

19. Günün Duası: "Allahumme veffir fîhi hazzî min berakatih, ve sehhil sebîlî ila hayratih, vela tehrimnî gabûle hasenatih, ya hadiyen ile'l-hagg'il-mubîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günün bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaşma yolumu kolaylaştır; iyi amellerinin kabulünden beni mahrum bırakma; ey apaçık hakka hidayet eden Rabbim!

20. Günün Duası: "Allahummefteh lî fîhi ebvab'el-cinan, ve eğlig annî fîhi ebvab'en-nîran, ve veffignî fîhi li-tilavet'il-gur'an, ya munzil'es-sekîneti fî gulûb'il-mu'minîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde cennet kapılarını (yüzüme) aç; cehennem kapılarını yüzüme kapat; bu günde Kur'ân okumaya beni muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren Yüce Allah!

21. Günün Duası: "Allahummec'al lî fîhi ila merzatike delîla, vela tec'al li'ş-şeytani fîhi aleyye sebîla, vec'al'il-cennete lî menzilen ve megîla, ya gaziye havaic'it-talibîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni hoşnutluğuna götürecek bir kılavuz kıl bana; bu gün Şeytan'ı bana ulaştıracak hiçbir yol bırakma; benim yerleşeceğim ve rahat edeceğim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren Rabbim!

22. Günün Duası: "Allahummefteh lî fîhi ebvabe fazlik, ve enzil aleyye fîhi berakatik, ve veffignî fîhi li-mucibati merzatik, ve eskinnî fîhi buhbûhati cennatik, ya mucîbe davet'il-muztarrîn."

Anlamı: Allah'ım! Fazl-ü rahmetinin kapılarını bugün yüzüme aç; bu günde bereketlerini üzerime indir ve beni hoşnutluğuna vesile olacak şeylere muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleştir; ey perişanların duasını kabul eden Allah!

23. Günün Duası: "Allahummeğsilnî fîhi min'ez-zunûb, ve tahhirnî fîhi min'el-uyûb, vemtehin galbî fîhi bi-tegv'el-gulûb, ya mugîle eserat'il-muznibîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalbimin imtihanında bana kalplerin takvasını ver; ey günahkarların sürçmelerini bağışlayan Rabbim!

24. Günün Duası: "Allahumme innî es'eluke fîhi ma yurzîk, ve eûzu bike mimma yu'zîk, ve es'eluk'et-tevfîge fîhi lien utîake vela a'siyek, ya cevad'es-sailîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde seni razı edecek şeyleri senden diliyor ve seni rahatsız edecek şeylerden sana sığınıyorum. Allah'ım! Bu günde sana itaat edip karşı gelmemek için senden tevfik ve yardım diliyorum; el el açıp dilenenlere cömert davranan Rabbim!

25. Günün Duası: "Allahummec'alnî fîhi muhibben li-evliyaik, ve muadiyen li-e'daik, mustennen bi-sunneti hatemi enbiyaik, ya asime gulûb'in-nebiyyîn."

Anlamı: Allah'ım! Beni bu günde velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafa'nın (s.a.a) sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygammerlerin kalplerini koruyan Yüce Allah!

26. Günün Duası: "Allahummec'al sa'yî fîhi meşkûran ve zenbî fîhi mağfûran ve amelî fîhi magbûlen ve aybî fîhi mestûra, ya esme'as-samiîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde çabamı mükafatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü günahlara kapa; ey duyanların en iyi duyanı!

27. Günün Duası: "Allahummerzugnî fîhi fazle leylet'il-gadri ve sayyir umûrî fîhi min'el-usri ile'l-yusr, vegbel meazîrî ve hutta anni'z-zenbe ve'l-vizr, ya raûfen bi-ibadih'is-salihîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; işlerimi zorluktan kolaylığa dönüştür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve vizr-ü vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına şefkatli olan!

28. Günün Duası: "Allahumme veffir hazzî fîhi min'en-nevafil, ve ekrimnî fîhi bi-ihzar'il-mesail, ve garrib fîhi vesîletî ileyke min beyn'il-vesail, ya men la yeşğaluhu ilhah'ul-mulihhîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde müstehap (sünnet) amellerden nasibimi çoğalt; dünya ve ahirette sorumlu olduğum şeyleri hazırlayarak bana lütuf ve bağışta bulun; bugünde vesileler arasından sana vesilemi yakınlaştır bana; ey ısrarla yalvaranların ısrarı kendisini başkalarıyla ilgilenmekten alıkoymayan Rabbim!

29. Günün Duası: "Allahumme ğaşşinî fîhi bi'r-rahmet, verzugnî fih'it-tevfîga vel-isme, ve tahhir galbî min ğayahib'it-tuhmet, ya rahimen bi-ibadih'il-mu'minîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde rahmetinle beni kapla; bu günde bana iyi amelleri yapmak için tevfik ve kötü amellerden korunma gücü lütfeyle ve beni şüphe ve suç unsuru addedilebilecek şeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan Rabbim!

30. Günün Duası: "Allahummec'al siyamî fîhi bi'ş-şukri ve'l-gabûli alâ ma terzahu ve yerzah'ur-resûl, muhkemeten furûuhu bi'l-usûl, bi-haggi seyyidina Muhammedin ve Âlih'it-tahirîn, ve'l-hamdulillahi rabb'il-alemîn."

Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuğum orucu kendin ve resulün beğendiği şekilde mükafatlandırıp kabul buyur ve onun furuunu iman ve ihlas olan usuluyla pekiştir; efendimiz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeyti hakkında

Devamını Oku »