Sayfalar

Ne Aramıştınız?

12.08.2018

Erkeğin Dar Giyinmesi Caiz mi?

Herkese hayırlı günler bu günkü konumuz; Erkeğin dar giyinmesi caiz mi?, erkeklerin dar pantolon giymesi islamda, dar giyinmek, erkeklerin dar tişört giymesi, kot neden haram?, erkeklerin şort giymesi caiz mi?, vücut hatlarını belli eden kıyafetler erkek...
erkeklerin dar giyinmesi caiz mi
Kuranda erkek-kadın ayrımı yoktur, bazı yobazlar kuran-ı kerim'de yazanları işlerine geldiği gibi yorumladığı için kuranda erkekleri kadınlardan üstün gibi göstermekte ve anlatmaktadırlar. Erkek te Kadın da Allahın kuludur, kadına yasak olan bir şey erkeğe de yasaktır.

Erkeğin de avret yerleri vardır; bunları gösterecek incelikte veya şeklini belli edecek darlıkta pantalon ve elbise giymek caiz değildir.

Hadislerde böyle yapanlara “giyimli çıplaklar” deniyor. Allah en iyisini bilir.

Devamını Oku »

7.08.2018

Karınca Duası Arapça

Bu gün yine güzel bir dua ile karşınızdayız. Bu gün sizlerle; karınca duası arapça, karınca duası fazileti, karınca duası tablo, karınca duası işyeri, karınca duası diyanet, rızık bereket duası... konuları hakkında bilgiler sunacağız.
KARINCA DUASI ARAPÇA
karinca duasi arapca okunusu
Hz. Süleyman (a.s.) döneminde yaşanan kuraklık sırasında bir karıncanın yağmur yağması amacıyla yaptığı dua olduğuna inanılan ve bu sebeple “karınca duası” denilen dua, güvenilir hadis kaynaklarında yer almamaktadır. Halk arasında yaygın olan bu duanın içeriği, Esmâ-i Hüsna’nın bir bölümü, Allah Teala’ya yönelik bazı hitaplar ve bereket talebinden ibarettir. 

KARINCA DUASI
“Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va’dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es’elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.”


KARINCA DUASI ANLAMI
“Ey Cebrailin, Mikailin, İsrafilin, Azrailin, İbrahimin İsmailin, İshak ve Yakubun Rabbi Allahım, ey bereketleri indiren, Tevrat, Zebur, İncil ve Kuranı indiren Rabbim. Güç ve kudret yalnızca büyük ve yüce olan Allaha aittir. Apaçık Hak ve yegâne Malik olan Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Sözünde sadık ve Emin olan Hz Muhammed Allah’ın Elçisidir. Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey diri ve Kaim olan, Ey celal ve ikram sahibi! Ey büyük (azim) olan arşın sahibi, senden beni helal ve hoş bir rızk ile rızıklandırmanı istiyorum, senin rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi! Debernuş, Şazenuş, Kefeştetayyuş, Kıtmir, Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş (Ashabı Kehfin isimleri).”


Karınca Duasının 5 Adet Kağıda Yazılması
Sevgili okurlar, aşağıda aktaracağımız karınca duasının Arapça aslını, yani orijinal halini 5 adet kağıda yazıp bu kağıtlardan 4 tanesini işyerinin muhtelif (değişik) yerlerine koyarsanız, 1 adet kağıdı da kendi üzerinizde taşırsanız Allah'ın izniyle işyerinin berekete ve bolluğa kavuşur.

Fakat bu işlemi yaparken evvela abdest alıp 4 rekat hacet namazı kılmalı ve hacet namazından sonra da 41 kez besmele çekip karınca duasını 5 adet kağıda yazmalısınız. (Hacet namazını, öğle namazının 4 rekat farzı gibi kılabilirsiniz. Niyetini de "rızık ve bereket için" şeklinde getirebilirsiniz.)

Şimdi de bu çok etkili duanın 7 kez okunmasının faydalarını ve faziletlerini yazalım.

Karınca Duasının 7 Kez Okunması ve Fazileti
Eğer karınca duasını, aşağıda izah edeceğimiz şekilde yapıp 7 kez olursanız Allah'ın izniyle artık fakirlik ve yoksulluk sıkıntısı ile karşılaşmaz, ayrıca 7 büyük fazilete de kavuşmuş olursunuz.

Bu 7 fazileti şöyle aktarabiliriz;

1. Sizi gören her insanın gözüne sevimli ve tatlı görünürsünüz.

2. Duruşunuz ve tavrınız, insanlara güven telkin eder.

3. Size gelen müşteriler, sizinle alışveriş yapmaktan hazzalır.

4. İnsanlar, sizin dürüst ve saygıdeğer bir insan olduğunuzu düşünür.

5. Çevrenizde sevilip sayılan bir insan olursunuz.

6. Diğer insanlar, sizinle rekabet etmekten çekinirler.

7. Arkanızdan konuşan insanlar, vicdanen rahatsız olup pişmanlık duygusuna kapılırlar.


Karınca Duasının 21 Kez Okunuşunun Fazileti
Bu mübarek ve muazzam duanın 21 kez okunması (aşağıda tarif ettiğimiz şekilde okunması) halinde duayı okuyan kişinin her türlü sıkıntısı hallolur ve kişi, kendisini bir nur huzmesi içerisinde hisseder. Öyle ki kafasındaki tüm problemlerin geçici olduğunu ve kendisine rahmetiyle muamele eden Rahmâni bir ışığın etkisine girdiğini hisseder.

Bu kişi, artık dünya telaşı ile üzülüp her şeyi dert etmekten vazgeçer ve her anlamda huzura erer inşallah.

Karınca Duasının Yapılışı
Sevgili mümin kardeşlerimiz, şimdi yukarıda sözünü ettiğimiz karınca duasının tam anlamıyla etkisini ve faziletini, feyzini ve nurunu görebilmek için yapılması gereken işlemleri birlikte inceleyelim:

Bu dua, içerisinde muhteşem bir potansiyel taşıyan kelimeler barındırır, bu nedenle de oldukça güçlü bir duadır. Bu duaya gücünü katan bir diğer faktör de Ya Kâfi esmasıdır ve onunla ilgili ayrıntıyı da şimdi aktaracağız.

Duanın kabul şartlarından biri de beden ve ruh temizliğidir ve karınca duası isimli bereket duasında beden ve ruh temizliği konusu oldukça önemlidir. İslâm, beden temizliğini abdest ile, ruh temizliğini de namaz ile simgeler. Dolayısıyla kişi, Allah'ın huzur-ı ilâhîsine dua etmek için çıkmadan evvel abdest alıp 4 rekat hacet namazı kılmalıdır.

Bu işlemi müteakip kıbleye dönerek diz üstü çökmeli ve kalbine eğilmelidir. Gözler kapalı bir şekilde kalbine eğilen kişi, 21 kez besmele okuyup (bismillahirrahmanirrahîm deyip) karınca duasının Arapça metnini 3 kez okumalıdır.
Duanın Arapça metni 3 kez okunduktan sonra, 1 kez de Türkçe anlamı okunmalıdır.

3 kez Arapça ve 1 kez de Türkçe anlamı okunan karınca duasının son aşaması ise, Ya Kâfi esmasıdır. Şöyle ki:


Karınca Duası ve Ya Kâfi Esması

Bu kısımda 77 defa Ya Kâfi esma-yı hüsnasını okuyacaksınız ve 1 kez de şu duayı okuyup karınca duasını bitirmiş olacaksınız:

"Allah'ım, senin huzuruna gelen kulların senin merhamet okyanusun ile sermest olur ve sana iltica etmenin hazzı ile gaşy olur. Sen, kulunun imdadına koşan ve ona merhametle muamele buyuran Rahmân'sın; sen gönüllere ve gözlere basiret ve feraset bahşeden Rahîm'sin. Sen, kulunun her arzusuna iktifâ eden Kâfi ve kulunun rızkını her şekilde temin eden Rezzâk'sın. Ne olur beni de esma-yı hüsnan ile sarıp sarmala ve bana da karınca duasının tesellisini nasip buyur. Âmin."
.
Devamını Oku »

2.08.2018

İnna Fetahna Suresinin Arapça Okunuşu ve Fazileti

Bu yazıda; inna fetahna leke fethan mübina okudum, inna fetahna leke fethan mübina kaç kere okunmalı, inna fetahna leke fethan mübina 9999 okuyanların yorumları, inna fetahna dinle, inna fetahna suresi arapça, inna fetahna leke fethan mübina okudum, inna fetahna leke fethan mübina kaç kere okunmalı?, inna fetahna leke fethan mübina 9999 okuyanların yorumları, inna fetahna suresi türkçe okunuşu, inna fetahna leke fethan mübina arapça, ferdün hayyun kayyumun hakemun adlun kuddûsun inna fetahna leke fethan mübina... konuları hakkında bilgiler bulabilirsiniz.
inna fetahna suresi faziletleri
İNNA FETAHNA LEKE FETHAN MÜBİNA SIRRI

إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا
“İnna fetehna leke fethan Mübina” ayetini (313-489) defa zikredenlerde olaganüstü sırlar açığa çıkmaya başlar. Bütün kapalı kapılar birer birer açılır.

Rüya veya kaza alemlerinde sırlar açığa çıkar. Engel olan şey neyse başarı, evlilik, rızk, hastalık, huzursuzluk, düşmanlıklar yavaş yavaş ortadan kalkıp güzel bir noktaya gelir. Bu ismin özellikle çok zeki fıtratlı öğrencilere büyük yararları vardır.

Kendi sahalarında olağanüstü açılım ve dönüşüm yaşamakta çok başarılı projelere imza atmakta bu ismin tecellisi önemli rol oynar. İlahi alemlerin ve kapalı kapıların açılmasınada sabır gerekir.

Fettah adı azametli bir addır. Bu adın ışın tecellisi altında olan kimse kendi nefsini muhasebe edecek kudrete getirilir. Devam edenler, Allah’a yakınlaşma sırrını kavrarlar.

YATSI NAMAZINI KILDIKDAN SONRA 4 REKAT ALLAH RIZASI İÇİN NAMAZ KILINACAK... SELAM VERDİKDEN SONRA OTUDUĞUNUZ YERDEN KALKMADAN

100 İstiğfar cekilecek

10 Salavat getirdikden sonra

1 fatiha

3 ihlas

1 felak

1 Nas 

okudukdan sonra: Bir bardak temiz su alinir ve bunun üzerine 101 defa asagidaki ayetler okunup üflenir. Kismeti kapali olan,evlenmek isteyipte birini bulup evlenemeyen kisi bu sudan içer. Bu isleme 21 gün devam edilir.Hem kismeti açilir hemde üzerinde bir baglilik varsa Allahin izniyle çözülür.

Bismillahirrahmannirahim

Inna fetahna leke fethan mübina.Ve fütihatis semaü fekanet ebvaba


Fetih suresinin ilk ayeti olan inna fetahna ayetini Fetih, zafer, düşmana galip gelmek, düşmanı yenmek, bağlı işleri açmak ve mühim bir hacetinin yerine gelmesi için Ferdun Hayyun Kayyûmun Hakemun Adlun Kuddûsun innâ fetahnâ leke fethan mubînâ. Şeklinde her farz namazın arkasından 19 gün 19 defa okunursa maksat hasıl olur.

"inna fetahna leke fethan mübina ve fütihatis semaü fekanet ebvaba"

21 gün boyunca her gün 1 bardak suya 101 defa, ‘’Inna fetahna leke fethan mübina. Ve fütihatis semaü fekanet ebvaba’’ okunması ve bu suyun evlenmek isteyen kişinin içmesi tavsiye edilmiştir.

- Cuma günü abdest alınıp 2 rekât tövbe namazı kılıp 18 defa Cuma suresi okunması hayırlı evlilik için tavsiye edilir.

- Evlenmek için her gün okuyabildiğiniz kadar şu duanın okunması tavsiye ediliyor, anlamına da dikkat ederseniz ne kadar isabetli bir dua olduğunun farkına varırsınız.

‘’Rabbi,,inni lime enzelte ileyyi min hayrin fakiru ‘’

Anlamı: Rabbim bana indireceğin her hayra muhtacım


Devamını Oku »

25.07.2018

Kurban Kesimi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

Yine sizlerin sormuş olduğu soruları cevaplamak için buradayım. Bu günkü konumuz "kurban". Malum önümüz kurban bayramı, bu yüzden sizlerle; kurbanla ilgili kısa bilgiler, kurbanın islam'daki yeri ve önemi, kurbanla ilgili fıkhi hükümler, hz ibrahim ve kurban ibadeti hakkında bilgi, kurban ile ilgili yazı, kurban kesimi bilgileri, kurban kesmek ne işe yarar, kurbanla ilgili hükümler... hakkında bilgiler paylaşacağım.
kurban kesimi hakkinda sorular
Kurban ne demektir?
Kurban, kelime anlamı ile yakınlaşma demektir. Buradan hareketle, kurban kesmek; Allah’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği mallardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için boğazlamak demektir.

Kurbanın dini dayanağı nedir?
Kurban kesmek, ilk insanla beraber başlamıştır. Hz.Adem’in çocukları Allah için kurban kesmişlerdi, ama birisinin niyeti halis olmadığı için onun kurbanı kabul edilmemişti. Kardeşinin kurbanı ise kabul edilmişti. Diğeri de onu kıskanmış ve öldürmüştü. Bu olayı bize Kur’ân-ı Kerim nakleder. (Mâide 5/27) Buradan hareketle kurbanda asıl olanın Allah rızası için kesme olduğunu da anlıyoruz.

Bunun dışında Kur’ân-ı Kerim’de pek çok yerde çeşitli vesilelerle önceki peygamberlere emredilen kurbanlardan, hacda kesilecek kurbanlardan söz edilir. Bütün dinlerde kurban vardır. Nihayet Kevser Suresi’nde ise Hz. Muhammed’e hitap edilerek onun ve ümmetinin kurban kesmesi emredilir. Hz. Peygamber de Medine’de sürekli kurban kesmiş ve hacda ise, muhtemelen altmış üç yıllık ömrünü esas alarak, 63 tane kurban kesmiştir.

İbn Mâce’nin naklettiği hasen derecesinde bir hadisi şeriflerinde ise: “Kim imkan bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın” buyurmuştur.

Kurban kesmenin dini hükmü nedir?Kevser Suresi’ndeki emrin bir başka manaya da gelme ihtimalinden ötürü, alimlerin çoğu kurbanın kesin bir farz olmadığı kanaatine varmışlardır. Hanefiler ise bu emrin, kesin yapılması gereken bir talepte bulunduğu, ancak bu farklı yorum ihtimaline bakarak buna inanmayanın dinden çıkmayacağı kanaatine varmışlardır. Böyle yapılması kesin olarak istenen, ama mahiyeti konusunda başka yorumlar da yapılabilecek şeyler için Hanefîler “farz” değil de “vacip” kavramını kullanırlar. Bu sebeple kurban Hanefilere göre vaciptir. Yani imkanı olanlar onu kesmelidirler ama bunu başka yorumlara bakarak yumuşatmakta serbesttirler.

Şafiilere göre ise kurban sünnettir, ama sıradan bir sünnet değildir. Yapılması gereken bir sünnettir, yani “sünneti lazıme” dir.

Müslim şöyle nakletmiştir. “Allah Rasulü Medine’de kurban bayram namazını kıldırmıştı. Bazı insanlar acele davranıp kurbanlarını kestiler. Hz. Peygamber’in kestiğini zannetmişlerdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) kendinden önce kesenlerin tekrar kurbanlarını kesmelerini emretti. Eğer kurban sadece isteyenlerin kesecekleri bir ibadet olsaydı, onların iade etmelerini emretmezdi.”

Sonuç: Hanefîlere göre kurban kesmek vaciptir, kesmeyen günahkar olur. Şafiîlere göre kesmek sünnettir, kesmeyen günahkar olmaz.

Kurban ne için kesilir?
Hac Suresi’nde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz; ama sizin takvanız Allah’a ulaşır.” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.

Kurban ibadetinin asıl amacı Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na yakınlaşmayı arzu etmektir. Kurban kesen, bu ibadetiyle Allah’a yaklaşmış ve O’nun hoşnutluğunu kazanmış olur. Kurban, aynı zamanda bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma örneğidir. Kesilen kurbanlardan maddi olarak daha çok yoksullar yararlanır. Görüldüğü gibi bu ibadetin ruhunda Hakka yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban; -fıkhi hükmü ne olursa olsun- Müslüman toplumların simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri dini hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun sembolik bir ifadesidir.

İslam Dini; ferdi, ruhi-derûni hikmetlere ve insanî erdemlere ulaştırmayı öngörürken; toplumlar için, birleştirici ve bütünleştirici bazı emir ve uygulamalar da getirmiştir. İslam dininin bu üstün özelliği, zekât, hac ve kurban gibi sosyal boyutlu malî ibadetlerde, daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ibadetler başlangıçtan bütün Müslüman toplumlarda, genel esasları ve özü hiç bir değişikliğe ve müdahaleye uğramadan devam etmiş ve yeni nesillere intikal ettirilmiştir.

Kimler kurban kesmelidir?
Kısaca hali vakti yerinde olanlar, yani zenginler kurban keserler. Bunun ölçüsü ise temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, kendisini zengin kılacak kadar malı mülkü bulunmaktır. Böyle olan malın mülkün üzerinden, zekatta olduğu gibi bir yıl geçmesi de gerekmez.

Ailede yeterli birikimi olan karı-kocadan ve çocuklardan her birinin kurban kesmesi gerekir mi?
Hanefiler, şahsi malı bulunan herkesi başlı başına bir mükellef sayarlar ve böyle olan birisi, ister kadın olsun ister erkek olsun kurban kesmelidir derler. Diğer mezhepler ise, her bir ferdin ne kadar parası bulunursa bulunsun, bir eve bir kurban yeter diye düşünürler.

Kadın kurban kestirebilir mi?
Bir önceki soruya verdiğimiz cevaptan da anlaşılacağı üzere, Hanefilere göre kadının da kendi malı mülkü, altını ya da parası varsa onun da kurban kesmesi gerekir. Hatta kadın eve bakmakla yükümlü olmadığı için, onun temel ihtiyaçlarını karşılayacak parasının bulunması aranmaz. Çünkü onları zaten erkek karşılayacaktır. Öyleyse zengin olan kadın kurban keser, ya da vekalet vererek kestirir.

Yolcunun kurban kesmesi gerekir mi?
Dini ölçülerle yolcu sayılan bir insana kurban kesmek vacip değildir. Ancak bizzat kendisi keserse, ya da vekil tayin ettiği kişiye kestirirse güzel bir iş yapmış olur. Kesilen kurban nafile hükmündedir.

Yolcu kurban kesmekle mükellef değildir. Ancak kesmesi halinde sevabını kazanır. Sefer halinde iken kurban kesenler; bayram günleri içinde memleketlerine dönerlerse, yeniden kurban kesmeleri gerekmez. Sefer halinde iken kurban kesmeyip de bayram günlerinde memleketlerine dönenler, kurbanlarını keserler.

Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?
Hayır asla! Çünkü ibadetlerin cinsini ve keyfiyetini biz tayin edemeyiz. İbadetler tamamen Mabudun bildirdiği gibi olmalıdır. Başka türlü verme ibadetleri zaten vardır. Kişi onlardan yapması gerekenleri de yapacak, gerekiyorsa kurbanını da kesecektir.

Fıkhi hükmü ister vacip, ister sünnet olsun; kurban ibadeti belirli şartları taşıyan hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilir. Kurban bedelini yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz. Şüphesiz Allâh Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Ancak, bu iki ibadetten birinin diğerinin alternatifi olarak sunulması dini açıdan doğru değildir.

Nitekim Peygamber (a.s.) Efendimiz de, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl kurban kesmiştir. (Buhârî, Hac 117, 119; Müslim, Edâhî 17).

Ayrıca hadisi şeriflerde kurban bayramında, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağı ve kurban edilen hayvanın her unsurunun kişinin hayır hanesine yazılacağı ifade edilmiştir. (Tirmizî, Edâhî 1; İbnu Mâce, Edâhî 3).

Kurban ne zaman kesilir?
Kurban, kurban bayramının ilk üç gününde kesilir. Kurban kesim vakti, Bayram namazı kılınan yerlerde, bayram namazı kılındıktan sonra, bayram namazı kılınmayan yerlerde ise sabah namazı vakti girdikten sonra başlar. Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak kurbanların gündüzleri kesilmesi uygundur. Bayramın birinci günü kesmek daha faziletlidir.

Şafii mezhebine göre ise kurban bayramın dördüncü günü de kesilebilir.

Bir kurbana kaç kişi ortak olur?
Koyun veya keçinin bir kişi tarafından; sığır, manda ve devenin ise, yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebileceği Hz. Peygamber'in hadisleri ve uygulamaları ile sabittir (Ebû Dâvûd, “Dahâyâ”, 7-8). Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift hisse olarak kesilebilirler.

Büyük baş hayvanlara birden yedi kişiye kadar ortak olabilir. Hayvan kurban olacak yaşta ve özelliklerde bulunduktan sonra, etinin az ya da çok olması, ortak sayısını belirlemez. Küçük ve eti az olsa dahi büyük baş hayvanlara yedi ortak olabilir. “Bu kurban ancak beş kişilik, ya da üç kişilik olur” gibi ifadeler, kişi başına gelecek etin belli bir miktarda olmasını anlatmak için söylenir. Yoksa büyük baş bir hayvan kurban olma özelliklerini taşıdıktan sonra ona yedi kişi ortak olabilir.

Hangi hayvanlar kurban olarak kesilir? Bu hayvanlar hangi nitelikleri taşımalıdır?
Kurban ancak keçi koyun, sığır deve ve mandadan olur. Bunun dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Çünkü kurban bir ibadettir ve ibadetleri Hz. Peygamber nasıl öğretmişse ancak öyle yapılırlar.

Tavuktan, deve kuşundan vb. hayvanlardan kurban kesmeye kalkan, veya bunların kurban olabileceğini söyleyen ya da bu hayvanlardan bir kurban adayan insan bir bidat işlemiş olduğu için günahkar olur. Hatta böyle bir iddiaya küfür diyen alimler dahi vardır.

Kurban kesilecek hayvanlar kendi cinsinin olgun yaşına geldiğinde ve ortalama bir büyüklükte olduğunda kurban kesilebilirler. Her hangi bir arıza ya da hastalık bunları ortalama değerden düşürmüşse kurban kesilemezler. Çünkü kurbanda bir bakıma şöyle bir mana vardır: “Ya Rab! Ben senin rızan için bir koyun, ya da bir keçi vb kesiyorum”.

Durum böyle olunca normal bir keçi ya da normal bir koyun sayılmayan, arızalı bir hayvanı kurban etmek uygun olmaz. Bu konudaki ölçü şu hadisi şeriftir: “Kurbanda belirgin kör, belirgin hasta, belirgin topal ve kemiklerinde iliği kalmamış kadar zayıf hayvanlar kurban olmaz”.

Ayrıca tek gözü olmayan ve boynuzları kırılan hayvanların da kurban olmayacağı söylenmiştir. Çünkü bu arızalar bir hayvanı kendi cinsinin ortalaması olmaktan çıkarır. Ancak besili olsun ya da zarar vermesin diye küçükken boynuzları köreltilen hayvanlar böyle değildir. Çünkü bu durum hayvanın değerini düşürmez, aksine artırır.

Kurban, Koyun-keçi, sığır-manda ve deveden olur. Bunlar dışında kalan hayvanlardan kurban olmaz. Bu üç cins hayvanın hem dişisinden, hem de erkeğinden kurban olur. Koyun ve keçi bir yaşını, sığır iki yaşını, deve ise 5 yaşını doldurmadan kesilmemelidir. Bu yaşlar, yaklaşık olarak bütün mezheplerin ortak görüşüdür. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 3/315) Ancak Hanefî ve Hanbelî mezhebine göre, 6-7 aylık kuzu yavrusu, bir yaşındaki gibi cüsseli ve gösterişli ise, kurban olarak kesilebilir. Keçinin ise bir yaşını doldurması şarttır.

Kurbanlık hayvanlardan hangileri ortak olarak kesilebilir?
Büyük baş hayvanlara birden yediye kadar ortak olunabilir. Küçük baş hayvanlardan ise ancak bir kurban olur.

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir?
1. Kurban keserken özellikle hayvana sıkıntı vermemeye dikkat etmelidir. Şehirlerde gördüğümüz ve hayvanların itilip kakılarak, dövülerek kurban edilmesi vahşiliktir, İslam ahlakına sığmaz. Böyle eziyet eden insanlar sanki on günah işlemiş iki sevap almış gibidirler. Bu kadar günah almaktansa sevabı terk etmek daha iyidir. Müslümanlar kurban keserken hayvana nasıl şefkatle davranılacağını gösterme şansı yakalarlar. Bu şansı kaçırmamalı ve müslümanın merhametini ve diğerlerinden farkını göstermelidirler.

2. İkinci önemli mesele, temizlik ve insanları tiksindirmemedir. Şehirlerde gördüğümüz manzaralar, Müslümanlığın belirtileri değildir. Bizden Allah kurban kesmemizi ister, etrafı pisletmemizi değil. Ve Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: Allah her şeyin ihsan ile yapılmasını şart koşmuştur. (İhsan, bir şeyi yapılabileceğinin en güzeliyle yapmaktır). Öyleyse boğazlarken de ihsan ile boğazlayın, bıçağınızı iyi bileyin ve hayvanınızı rahatlatın”. Bu konuya Müslümanlar çok; ama çok dikkat etmeli ve her fırsatta dine ve dindarlara saldırmak isteyenlere fırsat vermemelidirler.

Hayvanı önce bayıltmak, sonra kesmek ve birden fazla hayvanı birden kesmek, yahudi ve hristiyanların kestiklerini yemek caiz midir?Fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak) maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elektrik şoku ile veya narkoz vererek bayıltılması, bu hayvanın kurban olarak kesilmesine engel ayıplarından sayılmaz. Çünkü kurbana engel ayıp, kesim esnasında meydana gelen arızalar olmayıp, hayvanda önceden mevcut olan ve emsaline göre hayvanın değerini noksanlaştıran kusurlardır. Kesim esnasında meydana gelen kusurlar, kesim işlemine dahil bir ameliyye olup, kurbana engel ayıp sayılmaz. Bu itibarla, canlı olarak (şok etkisi ile ölmeden önce hemen) kesilmek kaydı ile kurbanlık hayvanın elektrik şoku ile bayıltılarak kesilmesi caizdir. Hayvan henüz kesilmeden, şok etkisiyle ölürse, kurban olmayacağı gibi, eti de yenilmez.

Bu nedenle bayıltılmış hayvan, usulüne uygun olarak kesildiğinde eti yenir. Kanın tamamen boşalıp boşalmaması hükmü değiştirmez. Kafasına vurulduğunda hayvan ölürse, ölmüş hayvanı boğazlamak onu helal kılmaz. Yurt dışında yapılan uygulamada hayvanın, kesilmeden önce ölüp ölmediğini sormak ve anlamak gerekir.

Hayvanların öldürülme usulünün islama uygun olması konusunda büyük ve küçük baş hayvanlar arasında çok fark yoktur. Her ikisinin de ya müslümanlar veya ehl-i kitap (yahudi ve hristiyanlar) tarafından usulüne uygun olarak öldürülmüş olması gerekir. Birden fazla hayvanı bir makinede, düğmeye bir basmada kesmek caizdir. Kesen ya Müslüman veya ehl-i kitap olacaktır. Hristiyanların kestikleri, kendi dinlerine göre yeniyorsa, o eti Müslümanlar da yiyebilirler; yeter ki et domuz, yılan gibi eti haram olan hayvanlardan olmasın!

Kurban eti nasıl değerlendirilmelidir?Kurban kesmekten asıl amaç, Allah için kan akıtmaktır. Bu yapıldıktan sonra kurban tamamdır; ancak elbette kurban kesmenin hikmetlerinden biri de fakir fukaranın et yemesidir. Bunu sağlamak ve kurban etini olabildiğince dağıtmak gerekir.

Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de eve ayrılmasını tavsiye etmiştir (Ebû Dâvûd, “Dahâyâ”, 10). Ailenin ihtiyaç durumuna göre etin tamamı evde bırakılabileceği gibi, toplumda muhtaçların arttığı dönemde kurban etinin çoğunun hatta tamamının dağıtılması uygun olur.

Kurban bağışlanabilir mi?
Kurban elbette bağışlanabilir. Kurbanını keser ve etini olduğu gibi bir şahsa, şahıslara, ya da kurumlara bağışlayabilir. Kendisi adına kurban kesilmek üzere kurbanının parasını da bağışlayabilir, yani birisini vekil kılabilir. Ancak kurban kesmek yerine onun parasını bağışlamakla kurban görevini yerine getirmiş olmaz.

Hayır kurumlarına vekalet vererek kurban kesilebilir mi?
Elbette güvendiği ve bu görevi hakkıyla yerine getirdiğinden emin olduğu kurumlara kurbanını verebilir, onları vekil ederek kesilmesini onlardan isteyebilir. Ancak kurbanın bir ibadet olduğunu bilmek gerekir. Bu sebeple kesilen kurbanların etlerinin günah olmayan şekilde ve Müslümanca kullanılıyor olmasına dikkat etmeli ve bunu aynı zamanda takip etmelidir.

Hayır kurumlarına bağışlanan kurbanlar için de şükür namazı kılınır mı?
Kurban için kılınan iki rekat şükür namazı, kurbanını kendi kestiğinde de, başkasına kestirdiğinde de kılınmalıdır. Bunu kılmak şart/farz değildir; ama kılınması sünnettir, sevaptır.

Taksitle kurban alınabilir mi?
Kurbanın peşin alınma zorunluluğu yoktur. Helal olan her türlü alışverişle kurban da alınır. Taksitle alış veriş caiz olduğuna göre kurbanı da taksitle almak caizdir.

Borç para ile kurban kesilir mi?
Borç para ile başka şeyler almak caiz olduğuna göre kurban almak da caizdir.

Ölmüş kişiler için de kurban kesilir mi?
1. Ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir. Bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir.

2. Sevabı Peygamberimiz (s.a.v.)'ın mübarek ruhuna veya başka mübarek zatların ruhuna bağışlanmak üzere kurban kesmek caizdir.

Bayramda adak kesilir mi?Bayramda adak kesilir. Hatta bazılarına göre “Kurban” denen şey, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan olduğu için, “Ben bir kurban keseceğim” diye adak adayan insan, sanki kurban bayramında bir kurban keseceğim, demiş olacağından, adaklar da ancak kurban bayramında kesilir. Fakat bizim dilimizde “Kurban” dendiği zaman bu anlaşılmadığı için, adaklar, özellikle kurban bayramında denmiş olmadıkça, her zaman kesilebilir.

Adak ne demektir?
Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.

Adak bağışlanabilir mi?
Adak kurban elbette bağışlanabilir. Kişi adak kurbanını keser ve etini olduğu gibi bir şahsa, şahıslara, ya da kurumlara bağışlayabilir. Kendisi adına adak, akika, şükür kurbanı kesilmek üzere kurbanının parasını da bağışlayabilir, yani birisini vekil kılabilir, vekil kıldığı kişi de kurbanı keser veya kestirir.

Hayır kurumlarına vekalet vererek adak, akika, şükür kurbanı kesilebilir mi?
Elbette güvendiği ve bu görevi hakkıyla yerine getirdiğinden emin olduğu kurumlara kurbanını verebilir, onları vekil ederek kesilmesini onlardan isteyebilir.

Kur’an’da anlatılan Habil ve Kabil olayından dolayı, kurban kesmek için takva sahibi olmak şart mıdır?
Kurban ibadetini yerine getirmenin şartlarından biri takvâ değildir; takvâ genel olarak müminlerin elde etmeleri ve geliştirmeleri gereken bir vasıftır. "Kurban ibadeti vaciptir, sünnettir; kesmezsem Allah'a itaatsizlik etmiş, Hz. Peygamber'in sünnetini terk etmiş olurum" düşüncesi bir takvâdır ve bu düşünce de hemen her kurban kesende vardır.

Hz. Âdem'in iki oğlunun kurbanları konusu Kur'an'da açıklanmıştır (Maide. 5/27-31). Buna göre oğullardan birinin kurban ibadetinin kabul edilmemiş olmasını, diğer (kurbanı kabul edilen) oğul "takvâ" ile açıklamakta, "ibadetin ancak takvâ sahibi olanlardan kabul edileceğini" ifade etmektedir. Burada takvânın ne mânaya geldiği de âyetin devamından anlaşılmaktadır: Kurban'ı kabul edilmeyen oğul, kıskançlık yüzünden kardeşini öldürmek istemektedir. Bir kulun Allah'a bağlılığı, O'na karşı sevgi ve saygısı, itaatsizliğin sebep olacağı kötü sonuçlardan korkması (takvâ) onun kıskançlık duygusunu veya başkaca nefsani arzularını yenmesine yetmiyorsa takvâsı eksik demektir; takvâsı eksik olanların itaatı (kulluğu) da eksik olur, ibadetlerini Allah için değil, başka saik ve sebeplerle yapmış olabilirler ve ibadetin kabul edilmemesi işte bu "niyet ve saik" kusuruna bağlıdır. Ayrıca bir kimse diğerinde takvâ olup olmadığını bilemez, kendisinde takvâ duygusu ve buna bağlı davranışların bulunup bulunmadığını ise bilir. Allah emrettiği, Hz. Peygamber de yaptığı için ödev bilerek kurban kesen kimsede -bu mânada- takvâ vardır.

Gebe hayvanın ya da yeni doğuran hayvanın kurban edilmesinin sakıncası var mıdır?
Doğumu yaklaşan gebe hayvanı ya da yeni doğuran hayvanı kurban olarak kesmek mekruhtur. Doğacak yavruların telef edilmesi söz konusu olduğu için gebe hayvanın kurban edilmesi doğru değildir.

İki kişinin keseceği kurbana üçüncü kişi girebilir mi?
Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift sayıda ortak tarafından kurban edilebilirler. Buna göre iki ailenin ortak kestiği bir hayvana mutlaka üçüncü bir kişinin ortak olması gerekmez. Bir kimse, kurbanlık olarak aldığı sığıra, sonradan bir veya daha fazla kişiyi ortak edebilir.

Kurbanın başının koparılması gerekir mi?
Hayvana eziyet verilmemesi amacıyla hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılması hoş karşılanmamıştır. Canı çıktıktan sonra başının vücudundan ayrılmasında sakınca yoktur.

Vekalet yoluyla kurban kesilebilir mi?
Kurbanı bizzat kişinin kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban, mali bir ibadettir. Mal ile yapılan ibadetlerde ise vekalet caizdir.

Kurbanı kişi kendi bulunduğu yerde vekalet vererek kestirebileceği gibi, başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet vererek kestirebilir. Aynı şekilde vekalet, sözlü olarak verilebileceği gibi, yazılı olarak, telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verilebilir.

Kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması, -kurbanın sahih olması için- gerekli değildir. Bunlar vekalet yoluyla da yapılabilir.

Kurbanlık hayvanın sütünden, yününden, derisinden, sakatatından sahibinin yararlanmasının bir sakıncası var mıdır?
Bir kimse, kendi evinde besleyip büyüttüğü veya kurbanlık olarak satın almadığı bir ineğini, kurbana bir müddet kala kurban edeceğine niyet etse de bu ineğinin sütünü yiyebilir, ondan istifade edebilir. Fakat kurban olarak alınan bir hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak uygun değildir. Şayet yararlanılmışsa bedeli sadaka olarak verilmelidir.

Kurbanın deri, et, yağ, baş, ayak, yün ve süt gibi parçalarının satılması mekruhtur. Eğer böyle bir şey yapılırsa kıymetinin tasadduk edilmesi gerekir. Kurban, sırf Allah rızasını kazanmak için kesildiğinden kurbanın etinin ve diğer parçalarının satılarak bedelinin sahipleri tarafından harcanması caiz değildir. Eğer böyle bir şey yapılmışsa, kıymetinin tasadduk edilmesi gerekir.

Kurban etinden Kasap ücreti verilebilir mi?
Kurban etinden kasap ücreti de verilmez. Hz. Ali'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (a.s), develer kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve kasap ücretini biz kendimiz veririz" buyurdu. (Müslim, Edahî, 28; Ebu Davud, Edahî, 9; Nesâî, Dahâyâ,37)

Kurban etinin ve derisinin satılması caiz midir?
Kurbanın derisi, bir fakire veya hayır kurumuna verilmelidir. Hz. Peygamber, veda haccında Hz. Ali'ye, kurban olarak kesilen develerinin başında durmasını ve bunların derileri ile sırtlarındaki çullarını sadaka olarak vermesini, kasap ücreti olarak bunlardan bir şey vermemesini emretmiştir (Ebû Dâvûd; “Menâsik”, 20). Buna göre kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi caiz değildir. Derinin satılması halinde bedelinin yoksullara verilmesi gerekir. Ancak şart koşmamak kaydıyla kurbanın eti veya derisi kesene bağışlanabilir.

İsteyen kimse, önceden bedelini ödeyerek, müslümanların kurduğu bir vakıf ya da bir kuruluş organizesiyle vekaleten kurbanlarını kestirmeleri ve bu kurbanların etlerinin yoksul müslümanlara et olarak ulaştırılması caiz olduğu gibi söz konusu etlerin, kısmen veya tamamen et olarak Müslümanlara ulaştırılması imkanının sağlanamaması halinde bunların rayiç bedelle satılarak bedelinin uygun yerlere sarfedilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

Kurbanın yenilmeyecek yerleri nelerdir?
Kurbanın yenilmesi caiz olmayan azaları şunlardır :

* İdrar yolu (ferci)

* Hayaları

* İdrar torbası

* Safra kesesi (öd)

* Akan kanı

* Tenasül uzvu

Hayvanın bu kısımları kesildikten sonra parçalanırken ayrılır ve atılır.

Kurbanın derisi ne yapılır?
Kurbanın derisi sahibi tarafından istenirse seccade veya evde kullanılabilecek bir eşya yapılabilir. Kurban sahibi derisini istediği gibi tasarruf eder, dilediği hayır müessesesine verebilir.

Hac kurbanları Türkiye’de kestirilebilir mi?

İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadeti, Müslümanların Mekke’de bulunan Kabe’yi ve çevresindeki kutsal mekanları, bu ibadet için tahsis edilen belli zaman dilimi içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmeleri ve yapılması gerekli diğer görevleri yerine getirmeleridir.

Hac ibadeti, ifrad, temettu' ve kıran olmak üzere üç şekilde eda edilebilir.

Sadece hacca niyet edilip, umreye niyet edilmeyen ifrat haccında kurban kesmek zorunlu değildir.

Temettu haccı (aynı hac mevsiminde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra hac için tekrar ihrama girilerek yapılan hac) ile kırân haccı (bir niyetle hac ve umre için ihrama girilerek yapılan hac)’nda harem bölgesinde (Kabe ve civarı) şükür kurbanı (hac kurbanı, hedy) kesilmesi vaciptir (Bakara 2/196). Bu nedenle, hac kurbanının harem bölgesi dışında kesilmesi caiz değildir. Bu konuda din bilginleri arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

Hac'da kesilen bu kurbanı, hacının bizzat kendisi veya vekalet verdiği bir kimse kesebildiği gibi, kurban organizasyonunun yürüten İslam bankası aracılığı ile de vekaleten kestirebilmektedir.

İslam bankası tarafından kesilen kurbanlar, o yörede ve İslam dünyasının çeşitli bölgelerindeki fakirlere ulaştırılmaktadır.

Hacda bulunan kişilerin, hac kurbanı (hedy) dışında, Bayram münasebetiyle nafile olarak kurban kesmek istemeleri halinde, bunu vekalet yoluyla Türkiye’de veya başka bir ülkede kestirebilirler..

Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?
Kurban ibadeti, kurbanlık hayvanı kesmek suretiyle yerine getirilir. Bunun için kurban bayramında kesilen kurbanı veya adak kurbanını kesmek yerine, parasını fakirlere vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olmaz.

Fıkhi hükmü ister vacip, ister sünnet olsun; kurban ibadeti belirli şartları taşıyan hayvanların usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilir. Kurban bedelini yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz. Şüphesiz Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Ancak, bu iki ibadetten birini diğerinin alternatifi olarak algılamak dini açıdan doğru değildir.

Nitekim Peygamber (a.s.) efendimiz de, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. (Buhârî, “Hacc”, 117, 119; Müslim, “Edâhî”, 17).

Hz. Peygambere (s.a.v.) kurban bayramında, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizî, “Edâhî”, 1; İbn Mâce, “Edâhî”, 3)

Kurban kesildikten sonra fiyat belirlenmesi (Kurbanın Kilo İle Alınıp Satılması) caiz midir?
Kesildikten sonra sakatatını kellesini ve derisini hesaba katmaksızın geri kalan eti tartılarak kilosu şu kadardan fiyatı tespit edilmek üzere pazarlık edilerek satın alınan hayvanın kurban olarak kesilmesi ve yapılan bu alış-veriş caizdir.

Şu kadar var ki kilo fiyatının rayiç bedel şeklinde muallakta bırakılmayıp kaçtan olacaksa belirlenmesi ve derisi, kellesi, sakatatı gibi kısımlarının satıcıda kalmak üzere akitten istisna edilmemesi gerekir.

Aynı şekilde canlı olarak tartılarak kilosu şu kadardan fiyatı tespit edilmek üzere satın alınan hayvanın da kurban olarak kesilmesi ve yapılan akit caizdir.

Kilosunun fiyatı belli olmak kaydıyla, bir hayvanın canlı iken, yahut kesildikten sonra et olarak tartılıp fiyatının belirlenmesi suretiyle satılması caizdir.

İhmal sebebiyle zamanında kurban kesmeyen ne yapmalıdır?Şartlarını taşıdığı halde ihmal v.b sebeplerle kurban kesmeyen bir kimsenin, o yıla mahsuben, bir kurban bedelini fakirlere vermesi, ayrıca tevbe ve istiğfar etmesi gerekir.

Alınan kurbanlığın ölmesi durumunda ne yapılır?
Almış olduğu kurbanlık hayvanı ölen kişi, yükümlülük şartlarını taşıması halinde, Bayramın ilk üç gününde ise yeni bir kurbanlık alıp kesmesi, Bayram günlerinden sonra ise kurban bedelini tasadduk etmesi gerekir.

Zengin bir kimsenin aldığı kurbanlık hayvan, kurban günlerinden önce ölürse, bu kimsenin yeniden bir kurbanlık hayvan alması gerekir.

Zengin bir kimse bir şahısa para verip "bununla kurbanlık hayvan al ve benim adıma kurban kes" dese; ancak bu şahıs parayı harcasa; zengin olan şahıs da bu durumu eyyam-ı nahr (kurban kesim günleri) geçtikten sonra öğrense vekilin söz konusu parayı tazmin etmesi gerekir. Zengin olan kimsenin kurban yükümlülüğü düşmez. Ancak eyyam-ı nahr geçtikten sonra bu paranın fakirlere tasadduk edilmesi gerekir.

Erkeğin eşi için kurban kesmesi gerekir mi?
İslam dininde ferdin mülkiyeti esas olduğundan ailede (karı-koca) zengin olan kişi kim ise kurbanı onun kesmesi gerekir. Kişi dilerse karısı veya çocukları adına kurban kesebilir.

Kesilen kurbanın kanından sürmenin bir sakıncası var mıdır?
Kesilen kurbanın kanından eve, arabaya, alna sürülmesi ve bundan bereket umulmasının dini bir temeli yoktur; eski örf ve âdetlere dayanmaktadır.

Adetli kadın ve cünüp erkek kurban kesebilir mi?
Hayvan kesiminde, gerekli yeterlilik ve şartları taşıyan kişi; kadın olsun, erkek olsun kurban kesebilir.

Hayız gören kadın veya cünüp bir erkek kurban kesebilir. Kestiği de yenir.

Ana rahmindeki çocuk için kurban kesmek gerekir mi?
Anne karnındaki bebek için kurban kesilmesi gerekmez. Ancak kişi hanımım hamile kalırsa kurban keseceğim diye adakta bulunması halinde bu kişinin kurban kesmesi gerekir.

Kesilen kurbanın hasta olduğunun ortaya çıkması halinde yeniden kesmek gerekir mi?
Kesilen kurbanın hasta olduğu ortaya çıkıp, etinin sağlık sebebiyle imha edilmesi halinde, eğer kurban kesme günleri (bayramın ilk üç günü) çıkmamış ise iade edilen para ile yeni bir kurban kesilmesi, kurban kesme günleri geçmiş ise, bu paranın fakirlere tasadduk edilmesi gerekir.

Kurbanlık hayvanların gebe kalmasını önlemenin bir sakıncası var mıdır?
Allah Teâla diğer yeryüzü nimetleri gibi hayvanları da insanların hizmetine vermiş ve onlardan çeşitli şekillerde faydalanmayı helal kılmıştır.

Ancak kurbanlık için hazırlanan hayvanların daha fazla etlenmelerini temin maksadıyla gebeliklerinin sonlandırılması; fıtrata müdahale, ekolojik dengenin korunması ve hayvanlara karşı şefkatli davranma çerçevesinde ele alındığında dinen uygun değildir.

Dinimizce uygun görülmeyen şeyleri yapmak günah olduğu gibi, böyle şeylere rıza göstermek ve aracı olmak da günahtır. Ancak, kurbanlık veya etlik olarak beslenen hayvanların gebe kalmalarını engelleyici ilaç ve benzeri şeylerin kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur.

Kurban Bayramında yapılan ibadet ve merasimlerin dindeki yeri nedir, farz mıdır, sünnet midir?
Ezanımız, camimiz, minaremiz, selamlaşmamız, günlük dildeki dinî motiflerimiz, giderek açılsa bile kılık kıyafetimiz, bayramlarımız, âdâb-ı muaşeretimiz (görgü kurallarımız)... Müslümanlar olarak bizim alâmet-i fârıkamızdır (bizi başka din ve kültür mensuplarından ayıran işaretlerimiz, nişanlarımız, şiarlarımız, sembollerimizdir). Bugün bu nişanlarımızı korumak dünkünden daha önemli hale gelmiştir; çünkü artık topluluğumuz çoğulcudur, çok kültürlüdür, çok inançlıdır; bu çoklar yedi renk gibi ayrışmış, birbiri ile alakalarını asgariye indirmiştir; artık bu renklerin birleşerek bir aydınlık, bir aydınlatıcı ışık olması şöyle dursun, bazılarının çok severek kullandıkları mozaik bile oluşturmaktan uzaktır.

Müslümanların vazgeçilmez değerleri üzerine titremeleri gereken bir unsur da inanç (din, iman) nişanlarıdır. Onlar manaları, muhtevaları, içte ve derinde olanları muhafaza eden zarflardır, siperlerdir, zırhlardır; işleri ve işlevleri yalnızca korumaktan ibaret de değildir, onlar aynı zamanda telkin eder, talim eder, terbiye eder.

Bu bayramda kurban keseriz, bayram sabahı bayram namazı kılarız, Arafe günü sabah namazından sonra başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonuna kadar devam etmek üzere "teşrık tekbirleri" getiririz, yoksullara kurban eti dağıtırız, ölü (mezarlarda) ve diri (evlerde) yakınlarımızı ziyaret ederiz, halleşir, dertleşir, hasret giderir, muhabbeti arttırırız. Günümüzde haberleşme imkanları geliştiği için ziyarete gidemediğimiz yakınlarımızı telefon vb. vasıtalarla arar, hal hatır sorar, bayramlarını tebrik ederiz.

Bayramda yapılan bu ibadetler ve merasimlerin dindeki yeri (hükmü; farz mı, vacib mi, sünnet mi olduğu) tartışılıyor. Asıl sorulması gereken soru şudur: Bunlar terkedilirse ne olur, neleri kaybetmiş oluruz? Bize göre en önemlisi bir şiarımızı kaybetmiş oluruz; "Şiarı kaybetmek caiz midir?", soru böyle sorulmalıdır.

Hiçbir İslam mezhebinde kurban, terkedilmesinde sakınca bulunmayan, yapılması da fazla önemli olmayan bir ibadet değildir; kurban önemli bir ibadettir, Hz. Peygamber (s.a.) buna önem vermiş ve hayatı boyunca yerine getirmiştir.

Bir müslüman gerekli ve meşru olmadıkça otu bile koparmaz. Gerekli ve meşru olunca insanı bile öldürür (savaşta düşman öldürülür ve düşman bir insandır). Kurban kesmek, başka hikmetleri yanında işte bu şuur ve teslimiyetin de sembolüdür, eğitimidir.

Şiarlarımızı koruyalım, yoksa bu toz duman içinde her şeyimizi kaybedebiliriz.

Kurban kesmek insandaki şiddet eğilimini güçlendirir, sevgi ve merhamet dîni olan İslâm'da bu olmamalıdır" diyenler var; siz ne dersiniz?
Kurban bayramı yaklaşınca hayvanseverler ve etyemezler kurban kesmenin şiddetle ilgili yönünü öne çıkarıp bunu tartışıyorlar, kurban kesmek isteyen müslümanlar bazı detayları merak ediyor ve bu arada kurban derilerini ve etlerini istedikleri yere verme haklarını kısıtlayanları konuşuyorlar. İslâm âlemi kurban bayramı ve hac ibâdetinin manevî atmosferi içinde dinî tefekkür ve heyecanın yüce ufuklarına kanat açıyor..

Şiddet kayıtsız ve sınırsız olarak mahkûm edilemez; bir milletin maddî ve manevî değerlerine göz diken ve saldıran düşmana karşı şiddetin adı cihaddır, meşrû savaştır, bu savaşta ölenlere şehid, kalanlara gâzî denir. Tartışılan şiddet içeriye ve dışarıya, kendi insanlarına veya başka insanlara yönelik "haksız, hukuksuz" şiddettir.

Av yaparak veya belli usûller ile öldürerek hayvanların etinden ve başka parçalarından yararlanmak insanlık kadar eskidir, bütün ilâhî dinlerde meşrûdur ve ahlâka da aykırı değildir. Eğer insan dışındaki canlılar; gerektiği, insanlar buna ihtiyaç duydukları halde öldürülmeyecekse ne tarımcılık yapılabilir hattâ ne de -gözle görülmeyen canlılara basıp öldürme ihtimâli bulunduğu için- kırda bayırda yürünebilir. Merhamet adına söylenebilecek şey, hayvanların gereksiz yere öldürülmemesi ve gerektiği için öldürülecek hayvana eziyet edilmemesidir.

Kurban kesmekle insandaki şiddet eğilimi arasında kurulan ilişkiler, kurban keserek şiddet arzusunu tatmin eden insanın başka canlılara ve insana yönelik şiddet eğiliminin azalacağı gibi düşünceler, ilmî verilere dayanmamaktadır. Şiddeti azaltacak şey sevgidir, merhamettir, özellikle bütün yaratıkların sahibi ve yaratıcısı olan Allah sevgisidir, O'nun merhametinden yansımalara sahip olmaktır; bunlar da sağlıklı bir din ve ahlâk eğitimi ile elde edilir.

Sâffât sûresinde (102-110) Hz. İbrâhim'in, oğlu yerine kestiği kurban olayı güzel ve etkili bir üslûp içinde özetlenmiştir. Buna göre Hz. İbrâhîm rüyasında, Allah için oğlunu kurban ettiğini görmüş, bunu teslimiyet sembolü olarak almak yerine zahiri ile alıp uygulamaya kalkışmış; onun ve oğlunun bu itâat, fedâkârlık ve teslimiyeti Allah tarafından kurban olarak kabûl edilmiş ve bunun yerine bir koç kurban etmesine izin verilmiş, koç kurbanı, oğul (can) kurbanı yerine geçmiştir. Bu kurbanın gökten indirildiği, cennetten geldiği şeklindeki rivâyetler âyetlerde ve sahîh hadîslerde yoktur.

Kurban kesilirken besmele çekmenin hükmü nedir? Hangi dua okunmalıdır?İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.
Kurban kesilirken üç defa “Bismillahi Allahü ekber” denilir ve şu ayetler okunur:

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ

Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillahi Rabbi’l-Âlemîn lâ şerîke leh. Ve bi zalike umirtü ve ene evvelü'l müslimîn. (En’am 6/ 162-163)

اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفًا وَمَآ اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ
(En’am 6/ 79)(Okunuşu: İnnî veccehtü vechiye lillezî fatare’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen ve mâ ene min’el-müşrikîn.)

Kurban keserken abdestli olmak şart mıdır?
Kurban kesen kişinin abdestli olması şart olmamakla birlikte, kurban bir ibadet olduğu için kesenin abdestli olması daha faziletlidir.

Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?
Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiyye, diğer bir kısmı ise adak, akîka, nafile kurbanı olarak niyet edebilirler.

Satın alındığında sağlam olup sonradan kusurlu hale gelen bir hayvan kurban edilebilir mi?
Bir kimse sağlam bir hayvan satın alsa fakat daha kesilmeden hayvanda kurban edilmeye engel bir kusur meydana gelse, eğer satın alan kişi zenginse yenisini alıp kesmelidir. Yoksulsa yenisini almasına gerek yoktur, almış olduğu hayvanı kurban eder.

Doğumdan sonra boynuzların elektrikle kurutulması hayvanın kurban olmasına engel olur mu?
Doğumun peşinden hayvanların boynuzlarının elektrik ve benzeri yöntemlerle kurutulması suretiyle boynuzsuz olarak büyüyen hayvanların kurban edilmeğe engel başka özürleri yoksa kurban edilmesinde bir sakınca yoktur.

Kısırlaştırılmış hayvanlar kurban edilebilir mi?
Çeşitli amaçlarla kısırlaştırılmış veya burularak hadım hale getirilmiş hayvanlar kurban olarak kesilebilir. Kurban açısından bu herhangi bir eksiklik oluşturmamaktadır.

Kurban kesilen hayvanda bir hastalık ortaya çıkarsa yerine başka birinin kesilmesi gerekir mi?
Kurbanlık hayvanın kesilmeden önce hastalığı bilinmiyor ve başka bir özrü de yoksa kestikten sonra hastalığının anlaşılması halinde yeniden kurban kesilmesi gerekmez. Ancak satıcının, eskiden olan bir ayıbından dolayı kurbanlığın bedelini bayramın ilk üç gününde iade etmesi durumunda yeniden kurban alınarak kesilir. Bundan sonra iade edilmesi halinde bu para fakirlere sadaka olarak dağıtılır.

Dişi ya da erkek hayvandan hangisinin kurban edilmesi daha faziletlidir?
Deve, sığır gibi büyükbaş hayvanlarla, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanların belirli şartları taşımaları durumunda, erkek olsun dişi olsun kurban olarak kesilebilecekleri hususu Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadis ve uygulamaları ile sabittir. Kurban edilecek hayvanın cinsiyeti, kurban ibadetinin fazileti açısından bir ölçü değildir. Ancak sığırın dişisinin kurban edilmesinin faziletli olduğu görüşünü ileri süren fakihler olmuştur. Bu görüşü o fakihlerin yaşadıkları toplum ve dönemin şartlarına göre değerlendirmek daha isabetli olur. Tarıma dayalı bir toplumda erkek sığırın gücünden daha fazla yararlanılma imkânının bulunması göz önünde bulundurularak böyle bir görüş ortaya atılmış olabilir. Ancak bu görüşler, dinin değişmez esasındanmış gibi kabul edilmemelidir. Bunlar, toplum menfaati göz önünde bulundurularak ortaya konulmuş görüşlerdir. Günümüzde de aynı esastan hareketle dişi sığırların kurban edilmesinin üretime zarar vermesi halinde, erkek sığırların tercih edilmesi uygun olur. Ayrıca kurbanlık hayvanın erkek veya dişi olması, kurbanın geçerlilik şartları arasında yer almamaktadır.

Kuyruksuz koyunlar kurban edilebilir mi?
Doğuştan kuyruksuz olan veya besili olması için küçük yaşta kuyrukları boğulmak suretiyle düşürülen koyunların kurban edilmelerinde bir sakınca yoktur. Ancak bir kaza sonucu kuyruğunun tamamı veya yarısından çoğu kopan hayvanın kurban edilmesi caiz değildir.

Akîka kurbanı nedir?
Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana, “akîka” adı verilir. Akîka kurbanı kesmek müstehaptır. Akîka kurbanı olarak kesilecek hayvanda da, diğer kurbanlarda aranan şartlar aranır.

Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden bulûğ çağına kadar kesilebilirse de doğumun yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir.

Akîka kurbanının etinden ve derisinden yararlanabilecek kimseler konusunda her hangi bir sınırlama yoktur.Kurban sahibi dahil herkes bu kurbandan istifade edebilir.

Şükür kurbanı ne demektir?
Temettü ve kıran haccı yapan kişilerin, aynı mevsimde hac ve umreyi birlikte ifa ettikleri için, kestikleri kurbanlara şükür kurbanı da denilmektedir. Aynı şekilde kişi, arzu ettiği bir amaca ulaşması veya bir nimete nail olması sebebiyle şükür kurbanı kesebilir. Bu kurbanların etinden sahipleri istifade edebilir.

Adak kurbanı ne demektir?
Kurban adayan kişinin kurban kesmesi vaciptir. Eğer kişibu adağı, bir şartın gerçekleşmesine bağlamışsa bu şart gerçekleşince kesmesi gerekir. Adak kurbanının etinden adak sahibi, usul ve fürûu (neslinden geldiği ana, baba, dede ve nineleri…ile kendi neslinden gelen çocukları ve torunları.) yiyemeyeceği gibi, bunların dışında kalıp zengin olanlar da yiyemez. Eğer kendisi yemek ister veya bu sayılanlardan birisine yedirmek isterse, yenilen etin rayiç bedelini yoksullara verir.

Gayr-i meşru yolla kazanılan parayla kurban kesilebilir mi?
İslâm dini kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helâl yollardan elde etmelerini ister. Buna rağmen bir kişi malını haram yoldan kazanmışsa, öldüğünde varisleri bu malın sahibini aramalı; sahibini bulduklarında bu malı kendisine vermelidirler. Şayet bu malın sahibini bulamazlarsa sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır işlerine harcamalıdırlar (Serahsî, el-Mebsût, XII, 306; İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, VIII, 229; Fetâvây-ı Hindiyye, III, 210).

Bu itibarla, gayr-i meşru yolla elde edilen para ile kurban kesmek uygun değildir. Mali ibadetler helal parayla yapılmalıdır. Zira Rasûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Peygamberlerine neyi emrettiyse müminlere de onu emretmiştir. Şöyle ki Allah Peygamberlere: “Ey Peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!” (Mü’minun, 23/51); Müminlere de: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.” (Bakara, 2/172) buyurmuştur.” Sonra Rasûlüllah (s.a.s.) şunları söyledi: “Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Ya Rabbi! Ya Rabbi! diye dua eder. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!” (Müslim, Zekât, 65).

Bütün bu ikazlara rağmen yine de haram parayla kurban kesilmişse, bunun hiçbir sevabı olmamakla birlikte, gasbedilmiş elbise ile namaz kılma durumunda namazın düşmesi gibi kurban sorumluluğu da düşer (Kâsânî, Bedâi, Beyrut 1982, III, 96; Zeylaî, Tebyînü’l-Hakâık, Mısır 1313, VI, 48).

Bir grup oluşturarak aralarında para toplayıp Hz. Peygamber adına kurban kesilebilir mi?
Dinimizde insanların bir grup oluşturarak aralarında para toplayıp Hz. Peygamber (s.a.s.) adına kurban kesmeleri şeklinde bir uygulama yoktur. Bunun, yapılması gereken bir ibadet gibi görülmesi doğru değildir. Çünkü Allah ve Raûlünden nakledilmeyen bir uygulamayı ibadet gibi telakki etmek ve ona dînîlik vasfı vermek bid’attir. Her bid’at de Hz. Peygamber (s.a.s.)’in nitelemesiyle dalâlettir (Müslim, Cuma 44; Ebû Dâvûd, Sünnet 6; Tirmizî, Mukaddime 16).

Hz. Ali’den rivayet edilen “Rasulullah (s.a.s.) (sağlığında) kendi yerine bir kurban kesmemi vasiyet etti. İşte ben de onun yerine kurban kesiyorum.” (Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 2; Müsned, I, 107, 149) şeklindeki haber, bu uygulamaya delil olamaz. Çünkü Hz. Ali kurbanı kesme gerekçesi olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)’in kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir. Dolayısıyla bu hadis, eğer vasiyeti yoksa ölü adına kurban kesileceğine delalet etmez.

Banka kredisiyle kurban kesilebilir mi?
Kurban kesmek, âkil, baliğ (akıllı, ergen), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan bir Müslüman’ın yerine getireceği mali bir ibadettir (Merğinânî, el-Hidâye, IV, 70). İster nâmi (artıcı) olsun isterse nâmi olmasın temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80. 18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir. Dolayısıyla bu kişi Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir (Mevsılî, İhtiyâr, İstanbul, I, 99-100, 123; V, 723; (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtâr, VI, 312).

İster vacip olduğu için, isterse nafile olarak kurban kesen birisinin kurbanını peşin alabileceği gibi, borçlanarak satın alabilir. Bu, kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez. Fakat kredi alması durumunda faiz ödeyecekse, faiz verme yasağını (Bakara, 2/275-279; Müslim, Müsâkât, 105-106; Ebu Dâvud, Büyû’, 4) işlediği için günaha girmiş olur. Maddi durumu iyi olmayan kişinin böyle yöntemlere başvurması yerine kurban kesmemesi daha uygundur.

Allah kestiğiniz kurbanları kabul etsin, Allah yaptığınız hayırlardan razı olsun inşallah.

Devamını Oku »

6.07.2018

Kadın (Anne) Kendi Sütünü Satabilir mi?

anne kendi sütünü satabilir mi
Annenin, yani bir kadının kendi sütünü satması caiz değildir. Bizim inancımıza göre bir çocuk iki yaşını doldurmadığı zaman bir kadının sütünü bir yudum bile içerse öz çocuğu gibi olur. Bu sütü memesinden emmesi fark etmez, şişeye sağdılar çocuk içti fark etmez, bir ay iki üç ay buzdolabına koydular fark etmez. Bir yudum bile içse süt kızı. Süt oğlu olur. 
Yani, inancımıza göre o kadının diğer çocuklarıyla kardeş olur, evlenemez. Bir annenin öz oğlu, öz kızı kiminle evlenemezse, süt çocuğu da onunla evlenemez. 
Süt emmek dinen yasak değildir, emzirmekte öyle fakat kimin sütünü emdi, ne zaman emdi? Hiç karışmayacak şekilde kesin bilinmesi gerek, aksi taktirde sütünü satan kadının kızı sütünü sattığı kadının oğluyla evlenebilir. Buda sütünü satan annenin süt kardeş evliliğine neden olmasına yol açar.


Son zamanlarda ihtiyaç sahibi bebeklere verilmek üzere süt bankası kurularak, kadınlardan alınan sütlerin muhafaza edilmesi şeklindeki uygulamanın ortaya çıktığı ve bazı Batı ülkelerinde yaygınlaştığı ifade edilen açıklamada, böyle bir bankanın kurulmasının İslam’a göre caiz olup olmadığı konusunun, bireysel olarak İslam alimlerinin, kurumsal olarak da fetva kurullarının gündemine girdiğine yer verildi. 


Bazı fetva kurullarının, süt bankası uygulamalarının süt emme konusunda karışıklık meydana getireceği, bunun da farkında olmadan İslam’ın yasak kıldığı süt akrabaları arasında evlenmelere yol açabileceği gibi gerekçelerle bu bankaları kurmanın caiz olmayacağına karar verdikleri belirtilen açıklamada şu hususun altı çizildi;

"Ancak bu hüküm meselenin özüne yönelik olmayıp, kendilerinden süt alınan anneler ile süt verilen bebekler arasında oluşacak süt akrabalığı konusunda hassasiyet gösterilmeyerek, sütlerin ve süt akrabalıklarının karışması sonucu dinin yasakladığı evliliklere götürebileceği endişesinden kaynaklanmaktadır.

Prensip olarak, ihtiyaç duyulması halinde çocuklara annelerinden başka kadınların sütlerinin emzirme yoluyla verilmesinde bir sakınca olmadığı gibi, kadınlardan alınan sütlerin bekletilerek daha sonra ihtiyaç duyan bebeklere verilmesinde de sakınca yoktur. Ancak, süt akrabalığının getireceği evlilik yasaklarının ihlal edilmemesi için her türlü tedbirin alınması ve bu tedbirlerin hassasiyetle uygulanması gerekir."


Diyanet, kurul müzakereler sonucunda insan sütünün saklanmasının ve ihtiyacı olan bebeklere verilmesinin dini açıdan sakıncası olmamasının aşağıda belirtilen şartların dikkate alınması kaydıyla uygulanabileceği sonucuna vardı.

1- Süt verecek kadının kendi çocuğunu sütten mahrum bırakmaması,

2- Başka kadının sütünü içen çocuklar arasında oluşacak mahremlik dairesini, olabildiğince daraltmak için, pratik bir tedbir olarak, bir kadından alınan sütün sadece erkek veya sadece kız çocuklara verilmesi,

3- Süt veren kadın ile süt verilen çocuğun kimliklerinin, kayıt altına alınması ve bu bilginin her iki tarafa da verilmesi,

4- Bu hususun yasal düzenleme ile güvence altına alınması,

5- Evliliğe engel teşkil eden süt akrabalığı dairesinin daha da genişlememesi için, birden fazla anneye ait sütlerin karıştırılmaması,

6- Süt veren anneye, masrafları dışında bir ücret verilmemesi, alınan sütlerin para karşılığı satılmaması,

7- Kendi annesinin sütü ile beslenme imkanı bulunan çocukların, bu sistemden yararlandırılmaması.
Devamını Oku »

3.07.2018

İbrahim Ethem Hazretlerinin Arapça Duası

İbrahim Ethem Hazretlerinin Duası'nın Arapça Yazılışı
İbrahim ethem hazretlerinin arapça duasi

İbrahim Ethem Hazretleri'nin Arapça Duası
" İlahi,ente zû fazlin ve mennin fe innî zû hatayâ fa fu annî. Fezannî fîke yâ Rabbî cemîlün, fe hakkik yâ İlâhî hüsne zannî. İlâhî, tü ’azzibnî fe innî mukirren billezî had kâne minnî.

Yezunnunnâsu bî hayren’fe innî eşerrül halke in lem ta’fü anni. İlahî, abdükel âsi etâkâ mukirran bizzünûbi kad de’âke fe in tağfirfe ente lizâke ehlün, ve in tatrud fe men yerham sivâkâ,

İlâhî, tübtü min küllil meâsî bi ihlâsın recae bil halasî, eğisnî ya gıyâsel müsteğîsîne bi fazlike yevme yü ’hazü binnevâsî. "


İbrahim Ethem Hazretleri'nin  Münâcatı Anlamı

Allah ’ım, fazlü ihsan sahibisin, ben ise çok hatalar sahibiyim. Ey Rabbim, ben Seni cemil bir halde tanırım, benim hüsnü zannımı haklı çıkar. Ey benim Rabbim, bana azab eyleme, ben kendimden meydana gelen günahları biliyorum.

İnsanlar bende iyilik var zannediyorlar, ancak Sen benim hatalarımı affetmez isen, ben yaratılmışların en fenasıyım.

Ey Allah ’ım, Senin günahkar kulun isyanlarını kabul ve itiraf edib Sana geldi, Sana yalvarıyor. Şayet beni bağışlarsan ancak Sen bağışlarsın, zira buna ehil ancak Sensin. Şayet beni reddedersen, Senden başka bana kim merhamet eder?

Ey Rabbim, o kötülüklerden kurtulmak için, ihlâsla bütün mâsiyetlerimden tevbe ettim. Herkesin perçemlerinden yakalanıp getirildiği kıyâmet gününde bana yardım et, ey kendisinden yardım isteyenlere yardımını esirgemeyen Allah’ım.


İlahî! Sen fazl u kerem ve izzet ü ikram sahibisin; benimse tek sermayem hatalarım ve günahlarım; ne olur kulunu affet!
İsyankar isem de affına olan ümidim hiç sarsılmadı; diliyor ve dileniyorum; kapıkulunu umduklarına nâil et!
İşte huzurundayım ve suçlarımı itiraf ediyorum; merhametinle muamelede bulun ve bu âciz bendeni azaba dûçar kılma!


Halk hep sâlih bir insan olduğumu düşünüyor; halbuki ben onların en kötüsüyüm; merhametine iltica ediyorum; beni bana bırakma!
İlâhî! Asî kulun yine kapına geldi; (dağlar azametindeki) günahlarını ikrar edip, ellerini sana açıyor ve sadece sana açar.

Şâyet Sen mağfiret edersen, hiç şüphesiz o Sen’in şânındandır; kovarsan dergahından, beni Sen’den başka kim affedebilir?
İlâhî! Gönlümde nedâmet hisleri, bütün masiyetlerime “tevbe!” diyor ve kurtuluş fermanımı bekliyorum.
Hesabın pek ince olduğu o şedîd günde, ey yardım talebinde bulunanların biricik yardımcısı, nâçâr, Sen’in yardımını istiyorum.

İbrahim ethem hazretlerinin arapça duasi,ibrahim ethem hazretleri sözleri ibrahim ethem hz kıssaları kayıp eşya bulma duası ibrahim ethem ibrahim ethem kürkünü dikem ibrahim ethem dua neden kabul olmuyor?..bu ve benzeri tüm konuları sitemizde bulabilirsiniz. Allah yar ve yardımcınız olsun. Amin.


Devamını Oku »

29.06.2018

İnşirah Suresinin Sırrı ve Faydaları

Selamaleykum sevgili kardeşlerim, bu gün sizler için; inşirah suresi fazileti diyanet, inşirah suresinin esrarı, inşirah suresi ile mucize, inşirah suresi okuyanların yorumları, 152 inşirah suresi mucizesi, insirah suresi nicin okunur?, inşirah suresinin faydasını görenler, inşirah suresi abdestsiz okunur mu?.. sorularının ve konularının cevaplarını paylaşacağım.
İnşirah Suresinin Sirri ve Faydalari

İnşirah Suresi :
Bismillahirrahmanirrahim.
“Elem neşrahleke sadrak.Ve veda’na anke vizrak ellezi engada zahrak.Ve refa’na leke zikrak.Feinne mea’l-usri yüsra.İnne mea’l-usri yüsra.Feiza ferağte fe’nsab ve ila Rabbike fergab.”

İnşirah Suresi  Arapça :
بسم الله الرحمن الرحيم (‘) أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ (‘) وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ (‘) الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ (‘) وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ (‘) فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا (‘) إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا(‘) فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ (‘) وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ


İnşirah Suresi Anlamı :
“Biz senin için(mutluluğu) gögsünü açmadıkmı?.Senden yükünü indirmedikmi? O senin sırtını ezen yükü.Senin şanını yüceltmedik mi?.Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.Evet,zorlukla beraber bir kolaylık vardır.O halde boş kaldın mı yine kalk(başka bir iş ve ibadetle)yorul.Ancak Rabbine yönel”

İnşirah Suresi Sırrı, Faydaları ve Faziletleri

Maneviyâtta ilerlemek isteyenler, bu sûreyi her gün 70 defa okumayı ihmal etmesinler.Her türlü maddi ve manevi sıkıntılardan en kısa zamanda kurtulmak için her gün (70) defa okunmalıdır.

Aldıkları yüksek seviyeli ilmi; karşılaştıkları yüksek müşahedeleri, değerli keşifleri hazmetmek isteyenler günde yetmiş defa bu sûreyi okumaya devam etsinler
İçi sıkılanlar, başı daralanlar, bunalımda olanlar selâmete çıkmak istiyorlarsa, günde yetmiş defa bu sûreyi okumaya devam etsinler.

Her biri de görecek ki; bu sûreye devam, Allah ın izniyle onları kesinlikle muradlarına erdirecektir.

Kim bu sureyi beş vakit namazlardan sonra okumaya devam ederse,Cenab-ı Hak işlerinde ona kolaylık verir ve rızkını çoğaltır,sıkıntısını giderir,ummadığı yerden rızıklandırır
Bu sureyi her gün duha vaktinde ikiyüzer defa okumaya devam eden kimse bazı esrarı ilahiyyeye vakıf olur.

Dilek için ise; 2 rekat hacet namazı kil Besmele ile 152 kere elem neşrah leke sadrak süresini oku muradini iste gece yarisindan sonra okunması makbuldür.

Bu sureyi okumaya devam eden kalp sıkıntısından kurtulduğu gibi,bol rızka kavuşur.

Geçim sıkıntısından kurtulmak için her namazdan sonra 7 veya 10 defa okunur.

Her türlü hacet için gece yarısından sonra 2 rekat Allah rızası için namaz kılıp (152) defa okunur.

Her gün 7-21-41-70 veya 152 defa okuyan kimsenin hayırlı dilekleri kabul olur,her türlü maddi ve manevi sıkıntılardan kurtlur.

Kalp ve iç sıkıntılarında 7 defa suya okunup içilir.

Bu süreyi her gün okuyan tembellik ve unutkanlıktan kurtulur.

Bu süreye her gün devam eden kimsenin zorlukları kolaylaşır.

Kısmetin açılması için 41 gün 7 defa okunur.

Mekke’de nazil olmuştur. 8 âyettir. “İnşirah” açılmak, genişlemek, sevinmek manalarına gelir.

İLAVE BİLGİ: İnşirah Suresinin Arapça Yazılışı ve Okunuşu

Devamını Oku »