Sayfalar

Ne Aramıştınız?

16.01.2018

Nihat HATİPOĞLU-Kandil gecesi cima yapmak günah mı?

Nihat HATİPOĞLU'na sıkça sorulan sorulardan bazıları; kadir gecesi cinsel ilişkiye girilir mi?,mevlid kandilinde ilişkiye girmek günahmı?,kandil gecesi hamile kalmak,kandil günü mastürbasyon yapılır mı?,mevlid kandilinde cinsel ilişkiye girilir mi?.. şeklinde sorulmuş sorular.Nihat HATİPOĞLU'na programda sorulan soruda,yukarıda sorulan soruları da bir nevi genel olarak cevaplamış oldu.
kandil-gecesi-iliskiye-girmek-gunah-mi
ATV ekranlarında seyirciyle buluşan Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu,ekran başındaki izleyicilerin merak ettiği soruları cevaplandırıyor. Ünlü İlahiyatçı Nihat Hatipoğlu'na ilginç sorular yöneltilmeye devam ediyor.Dün yayınlanan programda kadın izleyicilerden biri Hatipoğlu'na "Kandillerde eşimle birlikte olursam (cima yaparsak) günah olur mu?" sorusunu sordu.

Kandillerde eşlerin birbirleriyle yakınlaşmasının dini açıdan hiç bir sakıncası olmadığını belirten Prof.Dr. 
Nihat Hatipoğlu, "Kandillerde evlenmenin, gerdeğe girmenin, eşlerin birbirleriyle yakınlaşmasının dini açıdan bir mahsuru yok. Günah değil. Bana çok soruyorlar umrede karı koca yakınlaşabilir mi? Yakınlaşabilir tabii... Edebe aykırı değildir. Sadece ihramlıyken birleşmek ve kadın adetliyken birliktelik caiz değildir" dedi.

Kadın izleyicinin "Çocuk sakat doğar mı?" sorusunu da yanıtlayan Nihat Hatipoğlu, "Kandilde bir araya gelmenin çocukla ilgisi yoktur,kandil gecesi cima yapılabildiği için doğacak çocuğun sakatlığıyla alakası yoktur" dedi.

Kısacası; kandil gecesinde cinsel ilişkiye girmekte bir sakınca yoktur. Eşler arasında cinsel ilişkinin yasak olduğu dönemler; bayanların adetli veya lohusa olduğu günler, hac ve umre için ihramlı bulunulan günler ve itikâfta bulunulan günlerdir. Kandil gecesi ilişkiye girmek günah değil helaldir.

İlave Bilgi İçin Tıklayınız!..

Devamını Oku »

10.01.2018

Başörtüsü (Humur) Nur Suresi 31. Ayet

basortusu humur kelimesi nur suresi 31 ayet
Sual: Nur suresi 31. ayetteki "humur" kelimesi başörtüsü anlamına mı gelmektedir?

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ 
فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 
﴿٣١﴾
"Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini günahtan korumalarını söyle! Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocukları dışında kimseye göstermesinler. Saklı zinetlerine dikkat çekmek için, ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki felaha eresiniz." (Nur, 24/31)

Humur Kelimesi Hakkında Açıklama
Ayetteki "humur (baş örtüleri)" sözcüğünün tekili "hımar" olup, sözlükte; kadının kendisi ile başını örttüğü şey, demektir. Saîd b. Cübeyr (Ö. 95/713), baş örtüsünün kadının boyun ve göğüs kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey göstermeyecek nitelikte olması gerektiğini söylemiştir.

Müminelere de, yani mümin kadınlara da söyle: Gözlerini indirsinler, helal olmayan erkeklere bakmaktan sakınsınlar, zira bakmak, zinanın postacısıdır, derler. Ve avret yerlerini korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan korunsunlar. Ve zinetlerini teşhir etmesinler. Kadının zineti denince örfte, taç küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar, sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir. A'râf Sûresi'nde "Ey Adem oğulları! Her mescide gidişinizde zinetli elbiseler giyin." (A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek olduğu da geçmişti. O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Yani vücutlarını açmak şöyle dursun, üzerlerindeki zinetleri bile açmasınlar. 
Bununla birlikte bir kısım âlimler, burada zinetten maksadın, zinetin takıldığı, kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir ki, yüz, sürme ve allık yeri; baş, taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar, küpe yeri; boyun ve göğüs, gerdanlık yeri; el, yüzük ve kına yeri; bilekler, bilezik yeri; pazılar, pazubent yeri; baldırlar; halhal yeri; ayaklar da, eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz.

Bu âlimlerden bazıları muzaafın hazfi veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet yeri" takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da, kadının vücudundan ayrı olduğu zaman o zinetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla caiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir. Bazıları da yine bu delil ile, kadının asıl zineti, vücudunun güzel yaratılışı, zinet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu zinetten maksadın, yalnız vücut olduğunu kabul etmişler ve kadınların birçoğu yapmacık zinetten uzak bulunmakla zaten zinetli oldukları halde, yaratılış zinetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir zinet olması hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından bu tahsisin bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir: Kadınlar yaratılıştan zinetleri demek olan vücutlarının hiçbir tarafını açmasınlar.

"Kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten...aşırı sevgi ile bağlanılan bu gibi şeyler insanlar için bezenip süslendi." (Âl-i İmrân, 3/14) âyetinin delaletiyle zinet kavramının yaratılıştan olana da sonradan yapmaya da şâmil olduğunda şüpheye yer yoktur. Zinet ve güzelliğin hakkı da meydana çıkarılmasını kendi sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlenmektir.

Ancak görünen kısımları müstesna, O zinetlerden dışa gelen örtülse bile görünmesi doğal olanı, bu hükümden müstesna ve başka bir hükme tabidir ki, bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz zinetleridir. Çünkü örtünün kendisi de kadının bir zinetidir. Tabiîdir ki, bunun dışı görünecektir. El ve yüzün de, namazda görünmesi adettir. Ebu Davud'un Müsned'inde rivayet edildiği üzere, Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya:"Ya Esma, kadın büluğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur." buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine işaret etmişlerdir. İş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi ,zarurî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır. Bir de şahitlikte, mahkemede, bir de nikahta yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı zaruretler kendi miktarınca takdir olunmak üzere bunların açılmasında sakınca yoktur. Fakat bunlardan geriye kalanlarının açılması, görülmesi, bakılması haramdır ve namahremden örtülmesi gerektir.

Buyuruluyor ki ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtünsünler ve o halde bu emri yerine getirebilecek baş örtüsü kullansınlar. Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı, zinetleri görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.

Görülüyor ki, bu emirde tesettürün yalnız vacip oluşu değil, özel bir şekli de gösterilmiştir ki, kadın edep ve temizliğinin en güzel ifadesi budur. Görülüyor ki bu emir ev içinde veya dışında diye kayıtlanmamıştır. Bu bakımdan mutlaktır. Ancak görünen istisna edildiği gibi, gizlenen zinetlere bakmanın helal olanları da istisna ile bu tesettürün, yani örtünmenin vacib oluşunun, namahreme karşı olduğunu anlatmak için bu vücubun kuvvetini ve önemini göstermek üzere bir daha tekid ile buyurulmuştur ki, öyle örtsünler ve zinetlerini açmasınlar, açık bırakmasınlar ancak kocalarına veya kendi atalarına, yani babalarına, dedelerine ki amca ile dayı da nikah düşmeyeceğinden bunlara dahildir veya kocalarının atalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi erkek kardeşlerine veya erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına veya kendi kadınlarına; müminlerin kadınları, yani Müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır.

Demek ki, özelliğini bilip tanımadıkları yabancı kadınlara da açılmaları caiz olmayacaktır. Önceki müfessirlerin çoğunluğu demişlerdir ki; müminlerin kendi kadınları demek, kendi dinlerinde olan Müslüman kadınlar demektir. Bundan dolayı Müslüman kadınları Müslüman olmayan kadınlara açılmamalıdırlar. Fakat bazıları da bunu istihsane hamlederek müminlerin kadınları, hizmet veya sohbetlerinde bulunan gerek Müslüman, gerek Müslüman olmayan kadın cinsi demek olduğunu söylemiştir ki, Fahreddin Râzî buna "mezhep budur" demiştir. Önceki daha ihtiyatlı, bu ise daha uygundur.
Humur kelimesi hakkında açıklamamız bu kadar,bu konuya kaynak olarak sorularla islamiyet sitesini gösterebiliriz.
Devamını Oku »

8.01.2018

Dua-i kerb Arapça (Sıkıntı Duası)

Kerb Duası Ne İçin Okunur?
İbni Arabi (k.s) hazretleride bu duanın üzüntü, keder, tasa, sıkıntı anlarında okunduğunda kederleri dağıtacağını belirtmiştir. Bu dua bütün alimlerce tavsiye edilmiştir. Her türlü sıkıntı ve kederde okunur. Aynı şekilde ızdırap, sıkıntı ve keder anlarında okunacak ayetlerle beraberde okunabilir ki kolaylık olsun diye aşağıda okunması tavsiye edilen ayetler verilmiştir. 

"Her namazın ardından okunacağı gibi, bir vakitte de 3-5-7-11-41 kere okunabilir. Okunmadan önce 1 fatiha 3 ihlas ve salavat okunup Efendimizin (s.a.v.) ruhuna sahabelerin ve evliyaların ruhlarına bağışlayarak başlamak gerekir ayrıca inşirah suresi 7 defa okunur sonra dua okunur. "
Yine rivayet olunur ki Sıkıntılarının dağılması, darlıklarının giderilmesi için bu duayı yazıp bir akar suya bırakılsa Allah’ın izniyle sıkıntıları gider. Eğer dua edildiğinde ağlamak gibi haller gelirse kişiye, bu icabetine işarettir zaten dualarda edildiği an iç huzuru gönül rahatlığı veya ağlama isteği veya ağlamak icabetine işaret görülmüştür.
dua-i-kerb-arapca
Dua-i kerb Duası
"Bismillahirrahmanirrahim allahümme rabbil evveline vel ahirin vel enbiya-i vel mürselin vel melaiketil mugarrabin vel kürbiyyine ven nuraniyyin ifsehli elmediyga vel hemni rüşdi veşrahli Sadri ve yessirli emri vehlül ugdetem millisani yefgahu gavli vecalli veziyra mim melaiketike yuaziruni hatta la ye’düve aleyye zalimun bi zulmih vela cebbarun bi ceberutih fe inneke hayrun nasiriyn. 
Allahümmemdüdni bimededin min i’ndik. Verfüdni bi gulubi halgik. Hatta tekune li i’yşehu heniyyehu lüyyeneh inneke ala halgike kadir. Vebil icabeti cedir. Allahümme inni eselüke bimestevde’tehu min sırri esmaik. En teguke esri ve tekşife durri ve tekşife anni minel belai mala yekşifuhu ğayrik. 
Allahümme ya men kesel izame lehma eksini vegaran ve heybeti ve mehabeti fi gulubi halgik. Ve i’zzini fi e’yunihim vensurni ala e’adai inneke hayrun nasiriyn."

Kerb Duası Arapça
بسم الله الرحمن الرحیم َّربِ ْی َن، َّوِل َ ین َ و ِ الآخِر ْی َن، َ والأَْنبِیَ ِاء َو ُ الم ْر َسِل َ ین، َ وال َملاَئِ َك ِة ُ المقَ اللَّ ُھ َّم َ ر َّب الأَ لھ ْمني ُ ر ْشِد َي، َ و ْ اشَر ْح لي ِ َس ْح لي َ الم ِضْی َق، َ وأَ ْو َرانِیِّ َ ین، إِفْ َو ُ الكُر ْوبِیِّ َ ین َ والنُّ ْو َ لي، َ واِ ْجعَ ْل لي َ وِز ْیراً ُھ ْوا قَ َي یَ ْفقَ ِ م ْن ِ ل َسانِ ْمِر َي، َ و ْ احلُ ْل ُ ع ْقَدةً َصْدِر َي، َ ویَ ِّس ْر َ لي أَ إِنَّ َك َ جبَّ ٌار َ بج ُبر ْوتِ ِھ، فَ ِم ِھ، َ ولاَ ُظلْ َّي َ ظ ٌ الم بِ ِم ْن َ ملاَئِ َكتِ َك یُ َؤ ِاز ُرنِي، َ حتَّى لاَ یَ ْعُدَو َ علَ ِق َك، َ حتَّى تَ ُكْو َن ْو ِب َ خلْ ْدنِي بِقُلُ ِ اصِر ْی َن.اللَّ ُھ َّم ْ ام ُدْدنِي َ بم َدٍد ِ م ْن ِ عْن َد َك، َ و ْارفُ َخ ُیر النَّ لُ َك َ بما ْسأَ ِدْیٌر، َ وبِ ِالإ َجابَ ِة َ جِدْیٌر.اللَّ ُھ َّم إِنِّي أَ ِق َك قَ ، إِنَّ َك َ علَى َ خلْ َ ھنِیَّةً لَیِّنَةً لي ِ عْی َشةً ِ م َن ْسِر َي، َوتَ ْك ِش َف ُ ضِّر َي، َ وتَ ْك ِش َف َ ع ّ نيِ َسمائِ َك، أَ ْن تَفُ َك أَ ْ استَ ْو َد ْعتَھُ ِ م ْن ِ سِّر أَ َ و َھ ْیبَةً ِء َ ما لاَ یَ ْك ِشفُھُ َ غْیِر َك.اللَّ ُھ َّم یَا َ م ْن َ ك َسا ا ِلع َظ َام ْ لحماً، ْ اك ِسني َ وقَاراً البَلاَ َي إِنَّ َك َ خ ُیر ْع َدائِ ِھ ْم، َ و ْان ُص ْرنِ ْي َ علَى أَ ْعیُنِ ِق َك، َ و ِع َّزنِ ْي فِي أَ ْو ِب َ خلْ لُ َو َم َھابَةً فِي قُ َّم یُ َصلِّ ْي ُكْم}، (ثَلاَ َث َ م َّر ٍ ات)، ثُ فَلاَ َ غ ِال َب لَ ْو ُل: {إِ ْن یَ ْن ُصُر ُكُم اللهُ َّم یَقُ ِ اصِر ْی َن.ثُ ّ بيِ صلَّى الله علیھ وسلَّ َ م ع ْشراً النَّ . َعلَى النَّ



Ardından 3 kere bu dua okunur: "İyyensurukümullahu fela ğalibe leküm. "

10 defada bu dua okunur: "Yusalli alennebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem."


Sıkıntı ve Keder Anında Okunan Ayetler
 بِ ْسِم ّٰ ِ َّ الر ْح ٰم ِن َّ الر ِحیم ُھ ْم ُ مصیبَةٌ قَالُوا اِنَّ ِِّٰ ا َ واِنَّـا اِلَ ْی ِھ َ ر ِ اجعُ َون َصابَتْ اَلَّ َ ذین اِذَا اَ ُم ْھتَ ُد َون َ واُولٰ ـئِ َك ُ ھ ُم الْ َو ٌ ات ِ م ْن َ ربِّ ِھ ْم َ و َر ْح َمةٌ اُولٰ ـئِ َك َ علَ ْی ِھ ْم َ صلَ ا الَّذى یَ ْن ُصُر ُكْم ِ م ْن بَ ْعِده َ و َعلَى َم ْن ذَ ُكْم فَ لْ ُكْم َ واِ ْن یَ ْخذُ َلا َ غ ِال َب لَ فَ اِ ْن یَ ْن ُص ْر ُكُم ّٰ ُ ُم ْؤ ِمنُ َون َو َّك ِل الْ لْیَتَ ّٰ ِ فَ یَ ْك ِش ُف َ ما تَ ْد ُع َون اِلَ ْی ِھ اِ ْن َ ش َ اء َ وتَ ْن َسْو َن َ ما تُ ْشِر ُك َون بَ ْل اِیَّاهُ تَ ْد ُع َون فَ َس ِاء َ و َّ الضَّر ِ اء لَعَلَّ ُھ ْم یَتَ َضَّر ُع َون نَ ُ اھ ْم بِالْبَاْ اَ َخذْ ْبِل َك فَ َمٍم ِ م ْن قَ ْر َسلْنَا اِلٰى اُ َولَقَ ْد اَ ُھ ُم َّ الشْی َط ُ ان َ ما َ كانُوا لُوبُ ُھ ْم َ و َزیَّ َن لَ َس ْت قُ ِـك ْن قَ ُسنَا تَ َضَّر ُعوا َ ولٰ َ ج َ اء ُھ ْم بَاْ ْوَلا اِذْ لَ فَ یَ ْعَملُ َون َ ش ْی ٍء َ ع ٌ لیم ُك ّلِ بِ لْبَھُ َ و ُّٰ ِن ّٰ ِ َ و َم ْن یُ ْؤ ِم ْن بِ ِّٰ ا یَ ْھِد قَ ِاذْ َص َ اب ِ م ْن ُ مصیبَ ٍة اِ َّلا بِ َما اَ ُ ُ ُ لَ لْ َ ُغ لْ َّ َلٰ َط ُ ّٰ َط ُ ل َّ ُ ل فَ ْ َ لَّ ْ ُ فَ  َلا ُ غ الم ُ بین َى ر ُس ِولنَا البَ َم َ ا علٰ ْم ِ فانَّ َولَّ ْیتُ َواَطیعُ ّٰ وا َ َ واَطیعُ َّ وا الر ُس َول ِ فا ْن تَ ُح ِوت اِذْ نَ ٰاد َى و ُھ َو َ م ْك ُظ ٌوم َك َ وَلا تَ ُك ْن َ ك َص ِاح ِب الْ ْ اصبِ ْر ِ ل ُح ْكِم َ ربِّ فَ ُم ٌوم ِ م ْن َ ربِّھ لَنُبِذَ بِالْعَ َر ِ اء َ و ُھ َو َ مذْ ْوَلا اَ ْن تَ َد َار َكھُ نِ ْعَمةٌ لَ َجعَلَھُ ِ م َن َّ الص ِال َ حین َ ربُّھُ فَ ْ اجتَٰبیھُ فَ َ ا عْن َك ِ و ْز َر َك ْم نَ ْشَر ْح لَ َك َ صْدَر َك و َو َض ْعنَ اَلَ ْعنَا لَ َك ِ ذ ْكَر َك َض َ ظ ْھ َر َك َ و َرفَ اَلَّذى اَ ْنقَ ِا َّن َ م َع الْعُ ْسِر یُ ْسًرا اِ َّن َ م َع الْعُ ْسِر یُ ْسًرا فَ ْار َغ ْب َك فَ َى ربِّ ان َص ْب َ واِلٰ َر ْغ َت فَ ْ ِاذَا فَ فَ 

Bismillahirrahmanirrahim Ellezine iza esabethum musibetun kalu inna illlah ve inna ileyh racûn.Ulaike alayhim salevatum mir rabbhm ve rahmetuv ve ulake humul muhtedûn. (Bakara 156-157) 
İy yensurkumullahu fe ila ğalbe lekum, ve iy yahzulkum fe men zellez yensurukum mim ba’dih, ve alellah felyetevekkell mu’minûn. (Almran 160)
Bel iyyahu ted’une fe yekşfu ma ted’une leyhi in şae ve tensevne ma tuşrkûn. Ve le kad erselina la umemim min kablike fe ehaznahum bil be’sai ved darra leallehum yetedarraûn. Fe lev la iz caehum be’suna tedarrau ve lakin kaset kulubuhum ve zeyyene lehumuş şeytanu ma kanu ya’melûn. (Enam 41-43) 
Ma esabe mim musbetin illa biiznillah, ve mey yu’mn billah yehdi kalbeh, vallahu bikulli şey’in ‘alîm. Ve et’ullahe ve et’urresul, fen tevelleytum fennema ‘ala resulnelbelağul mubîn. (Teğabün 11-12) 
Fasbir lhukm rabbike ve la tekun kesahbilhut,iz nada ve huve mekzûm. Levla en tedarekehu n’metum mir rabbih lenubze bil’ara ve huve mezmûm. Fectebahu rabbuhu fece’alehu minessalhîn (Kalem 48-50) 
Elem neşirah leke sadrak. Ve vada’na ‘anke vizrak. Elleziy enkada zahrak. Ve refa’na leke zikrak. Fenne me’al’usr yusrâ. İnne me’al’usr yusrâ Feza ferağte fensab Ve la rabbike ferğab. (İnşrah suresi)
Devamını Oku »

30.12.2017

Borç İçin "Allahümme inni euzu bike'' Duası Arapça

Hz. Ebu Ümame (r.anh)’nin Rivayet Ettiği borçtan kurtulma duası olarak bilenen "Allahümme inni euzu bike" Duası;
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mescide girdi, Orada Sahabeden Ebu Ümâme(r.anh’yi gördü. Ona;

-Ey Ebu Ümâme, Namaz vakti olmadığı halde neden burada oturuyorsun? Diye sordu.

-Sıkıntı ve borç içerisindeyim, Ya Rasûlullah ! dedi

Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) ona aşağıda ki duayı sabah ve akşam tekrarlamasını tavsiye buyurdular. Hz. Ebu Ümame (r.anh) kısa bir zaman sonra borcundan kurtulduğunu anlatır.


"Allahümme inni euzu bike" Duasının Arapçasıallahümme inni euzu bike arapca
"Allahümme inni euzu bike" Duasının Arapça Okunuşu
"Allahümme innî eûzü bike mine’l-hemmi, ve’l huzni .ve eûzü bike mine’l-aczi ve’l keseli;ve eûzü bike mine’l-cübni ve’l-buhli,ve eûzü bike min galebeti’d-deyni ve kahri’r-ricâli."


"Allahümme inni euzu bike" Duasının Meali:
“Allah'ım! Üzüntü ve kederden sana sığınırım. Acziyetden ve tenbellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borç altına düşmekten ve düşmanların üstün gelmesinden sana sığınırım." Ebû Umâme der ki, ben bunu yaptım. Allah Tealâ, üzüntü ve kederimi giderdi ve borcumu benden kaldırdı.”
Devamını Oku »

25.12.2017

Kırk çıkarma banyosu nasıl yapılır?

40-cikarma-banyosu-nasil-yapilir
Bebeklere kırklanmak,kırkını çıkarma,kırk uçurmak ya da kırkı çıkartmak olarak yapılan şey eski bir adet ve gelenektir.Uygulamalar yöreden yöreye değişiklikler gösterse de kısacası 40 günlük olan bebek ve annenin yıkanarak,birlikte aile büyüklerine yapacakları ziyaret olarak özetlenebilir.

Neden 40 gün?
40 günün bebekler ve lohusa (loğsa) kadınlar için önemli olduğuna inanılır.Çünkü hem bebek hem de anne bu kırk günde hastalıklara karşı yeterli dirence sahip değildir ve korunmaları gerekir.Gerçekten de bu 40 gün içinde bebeklerin ve ilk günlerde annelerin temiz ve sağlıklı ortamlarda bulunmaya gayret etmesi ve hijyenik olmayan ortamlardan uzak tutulması doktorlar tarafından da tavsiye edilir.

Kimilerine göre batıl ve saçma gibi görünse de gelenek ve göreneklerimizi yerine getirmek adına bebeklere ve annelere yapılması gereken bir uygulamadır.

Bebek 40 Banyosu Nasıl Yapılır?
Kırk uçurmasından önce banyo merasimi yapılır.Banyo için daha önce tek tek okunan 40 buğday tanesi veya 40 pirinç tanesi,40 adet süpürge sapı yada çırpı,dualar okunarak bir kova suya atılır,bebek bu suyla yıkanır,son olarak yine bu sudan bebeğin başından aşağı 40 kaşık su dökülür.

Dualarla "su aşağı,(bebeğin adı söylenir) yukarı" örneğin ''su aşağı,Mehmet yukarı'' denir.
Kırklanırken yani kırk çıkarırken okunacak dualara şuradan ulaşabilirsiniz
En son kovanın dibinde kalan suyu da banyo yaptıktan sonra Anne kendi üstüne dökerek kırk banyosu bitirilir.

Bu banyo merasiminde de uygulanan çok farklı usuller vardır.Bebeği kırklamak için yıkama suyuna 40 adet fasulye ya da küçük taş atılıp,her fasulye veya taş için ihlas suresi okunur,üflenir,suyun içine atılan kırk adet taş(tabi ki temiz,mümkünse kaynatılıp steril edilmiş),nazar boncuğu ve altın ile önce bebek,sonra anne banyo yaptırılarak kırk çıkarma işlemi yapılır.

Kırk Uçurma Sepeti - Kırk Çıkarma Hediyesi
Banyodan sonra bebek güzelce giydirilir ve ananeye yada babaanneye ziyarete gidilir böylece kırk uçurmaya gitmiş olunur.(Anneanne veya babaanne yanınızdaysa yada onlara gitme imkanınız yoksa herhangi bir akrabanıza yada arkadaşınıza da gidebilirsiniz!..)
Anneanne usulden hediye olarak içinde şeker,tuz,pirinç,haşlanmış yumurta olan bir sepet veya torba hazırlar ve bebeğe verir.
Babaanne de hediye olarak içinde tuz,yumurta,şeker,ekmek,soğan olan bir sepet veya torba verir.Kimi yerlerde de bunlara ek olarak un,pamuk,bozuk para da verildiği olur.

UN (Ömrü uzun olsun) 

ŞEKER (Ağzı tatlı olsun) 
TUZ (Evin tadı tuzu gibi ömrü iyi olsun) 
PİRİNÇ (Bereket getirsin, ziyaret evinin bereketi geçsin) 
YUMURTA (Sağlıklı olsun) 
PAMUK (Ak saçı,sakalı uzasın)
METAL BOZUK PARA (Bol kazançlı olsun)
SÜPÜRGE SAPI (Hastalıklar ve musibetler çıkıp gitsin diye) anlamlarına gelirler.

Devamını Oku »

21.12.2017

Havas ilmiyle define bulma yöntemi

havas ilmiyle define bulma yöntemi
Daha önce sizlerle define duasını paylaşmıştık,bu gün sizlerle farklı bir yöntem daha paylaşacağız;havas ilmiyle define,gömü,hazine,altın,mezar odası nasıl bulunur,bunun yöntemini paylaşacağım sizlerle...

Havas ilmiyle define yeri bulmanın ilk yöntemi: 
Gündüzden rızaen lillah oruç tutulur. İftarda canlı ve canlıdan çıkan bir şey yememek lazımdır. Yatsı namazından sonra bir avuç hardal üzerine yüz bir kere:
"Ve ındchû mefatihul ğaybi lâ ya’Iemühâ illâ hüve ve ya'lemü mâ fil berri vel bahri ve mâ teskutu min verakatin illâ ya'lemühâ ve lâ habbetin fi zulümâtil erdi ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fi kitâbin mübîn"
Ayet-i kerimesi okunur. Ve her “Mübin” (102) kere tekrarlanır. Okuma esnasında hardallar avuçta tutulur ve okunan ayet-i kerimeler hardallara üflenir. Okuma tamam olduktan sonra hardallar oraya serpilir. Ertesi sabaha kadar oraya kimse girmez. Sabahleyin hardallar orada medfun bir şey varsa üzerinde toplanmış olur, yoksa atıldığı gibi kalırlar


Havas ilmiyle define bulmanın ikinci yöntemi:
Kullanılmamış kalaysız yeni kırmızı bakır bir kadeh alınız, u ile doldurunuz. Sol avucunuza aşağıda yazılı esma ve ayeti yazıp elinizi bakır kadehin üzerine kapayınız. Define umulan
yerde azimeti okumaya başlayınız. Okuma zamanında bütün ameliyelerde olduğu gibi sarf-i imar yaptıktan sonra okumak ve bahur olarak günlük ve kişniş yakmak lazımdır. Şayet orada define mevcutsa azimet yüze varmadan kadeh ele yapışır ve okuyanı definenin olduğu yere doğru sürükler.

Okunacak Azimet:
"Bismillâhirrahmânirrahıym Terşin tcrşin yetûşin yetûşin tûşin tûşin taryûşin taryûşin kayûşin kayûşin kalmûşin kalmûşin îşin îşin heyşin heyşin innehû min süleymâne ve innehû bismillâhirrahmânirrahıym Tevekkelü yâ meymûn ebâ nûhın ecir hâzel kadah ilâ mehallid defîneh"


Havas ilmiyle gömü bulmanın üçüncü yöntemi:
Bundan evvelki kaidelerde beyan olunduğu şekilde fındık ağacından çatallı tarafları birer karış ve tekli tarafı bir buçuk karış olmak üzere bir dal kesilir. Tekli kısmı dört köşe haline getirilir. 

Birinci köşesine: “Akşin akşin”
İkinci köşesine: “Ahşin ahşin”
Üçüncü köşesine: “Şehmeşin şehmeşin'’
Dördüncü köşesine: “Şeltaşin şeltaşin meşşûhâ bi hakkı hâzihil esmâi aleyküm” yazılır. Sonra çubuğun iki çatalından tutup tekli tarafı define umulan bir yerde yere doğru meyilli olarak tutulup aşağıda yazılı azimet okunmaya başlanır. Ta ki çubuk eline yapışmışçasına seni sürükleyinceye kadar devam olunur.
Okunacak Azimet:
"Aksemtü aleyküm yâ ımâras sâkinîne bihâ tevekkelû vecrû hâzihil cerîdeti ilâ mekânil defaini vel habîseti minez zehebi vel fıddati ecîbû ve akbelû veshabû vemşû bi hakkı akşin akşin ehşin ehşin şehmeşin şehmeşin şeltaşin şeltaşin esriû bi hakkı hâzihil esmâi elvâhan elvâhan elvâhan el’acel el’acel el’acel essâatü essâatü essâatü bârakellâhü fîküm ve ahsenellâhü ilevküm"


Havas ilmiyle altın bulmanın dördüncü yöntemi:
Bir Arabî ayın onundan on beşine kadar gün doğmadan her üç tarafı müsavi bir parmak kalınlıkta fındık veya zeytin ağacından çatal bir dal kesilir. Bu ameliye yapılacağı zaman oruçlu, canlı ve canlıdan çıkan şeylerden perhizli olmak lazımdır. Çatalın bir ucunu çakı ile temizleyerek daim beyaz kısmı meydana çıkarılır ve üzerine:
"Ve mâ tîlke bi yemînike yâ mûsâ Kâle hiye asâye e tevekkeü aleyhâ ve ehüşşü bihâ ğanemî ve liye fîhâ meâribü uhrâ Kâle elkıhâ yâ mûsâ fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetün tes’â"
Ayet-i kerimesi yazılır. Çatalın diğer tarafına da yine çakı ile temizledikten sonra üzerine:
"Ve iz kateltüm nefsen feddâra’tüm fihâ vallâhö muhricün mâ küntüm tektümûn Fe kulnadribûhû bi ba’dıhâ kezâlike yuhyillâhül mevta ve yürîküm âyâtihî lealleküm ta’kılûn"Ayet-i kerimesi yazılır. Bundan sonra çatalın tekli ucunu da yine çakı ile temizleyip üzerine:
"Ecib yâ meymûnes sehâbî ve tevekkel bi hakkı hâzihil cerîdeti ilâ mehallid defîneti evil künûzi ve ğayrihâ fi hâzel mekân" yazılır.
Bu ameliyyeden sonra yedi gün nazen lillah riyazetle ve her şeyden perhiz ederek oruç tutulur. Yevmiye (313)’den noksan olmamak ve gücün yeterse bine kadar çıkmak üzere aşağıda yazılı azimet okunur:
"Hecmecetin hecmecetin hecâcin hecâcin almûcin almûcin mehyûcin mehyûcin ecib eyyühel avnüş şedîd ve cerr hâzihil cerîdeti ilâ mehallet defin bi hakkı hâzihil esmâi ve bi hakkı ismullâhil azıymil a’zami elvâhan elvâhan elvâhan el’acel el’acel el’acel essâate essâate essâate."

Çubuk bu suretle hazırlandıktan sonra define umulan mahalle gidilir ve orada çubuk elde olduğu halde azimet okunmaya başlanır, orada define varsa çubuk seni oraya adeta sürüklercesine götürür.


Havas ilmiyle hazine bulmanın beşinci yöntemi:
Yeri belli olmayan bir definenin yerini bulmak için fındık veya zeytin ağacından çatal bir dal kesilir. 

Bir köşesine:
"Sübhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidi! harami ilel mescidil aksallezî bâraknâ havlehû li nüriyehû min âyâtinâ innehû hüves semiy’ul besıyr"

ikinci köşesine:
"Ve min âyâtihî halkus semâvâti vel erdi ve mâ besse fihimâ min dâbbetin ve hüve ala cenTıhim izâ yeşâü kadîr"

Üçüncü köşesine:
"Ve teral cibâle tahsebühâ câmideten ve hiye temürru merras sehâbi sun’allâhillezî etkane külle şey’in innehû habîrun bimâ teFalûn"

Dördüncü köşesine:
"Ve in küllün lemmâ cemiy’un ledeynâ muhdarûn Ve âyetün lehümül erdul meyteh ahyeynâhâ ve ahracnâ minhâ habben fe minhü ye’külûn"Ayet-i kerimeleri yazılır. Üzerine (21) kere “Kasemü’l-Emlâki’l-Felekiyye” okunur. Çubuk bu suretle hazırlandıktan sonra ihtiyaç zamanında kullanılmak üzere muhafaza olunur. Define araştırması sırasında çatalın tekli tarafı yere eğik vaziyette tutulur ve devamlı olarak “Kasemü’l- Emlâki’l-Felekiyye” okunur, ta ki çubuk ele yapışmış gibi seni definenin üzerine götürünceye kadar.


Havas ilmi ile bulmanın altıncı yöntemi:
Perşembe günü doğmuş beş yumurta üzerine aşağıda yazılı esmalar ve ayetler yazılır. Akşamdan sonra define umulan mahallin dört köşesine dört yumurta bir de ortaya bir yumurta gömülür. Her yumurtayı gömerken üzerine yedi kere yazılı esmalar okunur.
Yazılacak ve okunacak esma ve ayetler:
"Beyhûşin katûşin lûşin tevekkel şemer’atâ ente ve a’vânike bi ızzetillâhi ve bi nûri vechillâhil azıym Yâ huddâm hâzihil esmâi beyyinû hâzihil habiyeti ve ahricuhâ bi hakki ve men asdeku minellâhi kıylâ Ve hüve asdekul kâilîn Ve iz kateltüm nefsen feddâra’tüm fîhâ vallâhu muhricün mâ küntüm tektümûn Fe kulnadribûhü bi ba’dıhâ kezâlike yuhyillâhül mevtâ ve yurîküm âyâtihî lealleküm ta’kılûn Tevekkel yâ şemlûh Ve ente şemhıysâ ve yâ meytarûş ve yâ li yathaşin bi ıhrâcil habiyyetilletî fi hâzel mekâni bi hakkı mâ televtühû aleyküm vet tâatü lillâhi rabbil âlemîne ve li hâzel esmâi elvâhan elvâhan elvâhan el'acel el’aceî ePacel essâate essâate essâate Ve innehû le kasemün lev ta'lemûne azıym"


Havas ilmi uygulayarak bulmanın yedinci yöntemi:
Yeni bir Arabi ayın ilk cuma günü Güneş doğmadan tatlı bir nâr veya fındık ağacının veya bir mayıs gülünün yanma gidilir, bir buçuk karışlık kadar bir çatal çubuk seçilir. O kısım elle tutulur ve yedi defa:
"Ve ındehû mefâtihul ğaybi lâ ya’lemühâ illâ hû ve ya’lemü mâ fil berri vel bahri ve mâ teskutu min verakatin illâ ya’lemühâ ve lâ habbetin fî zulûmâtil erdi ve lâ ratbin ve
lâ yâbisin illâ fî kitâbin mübîn (Sure-i En’âm, âyet 59).
ayeti kerimesi okunur. Yedinciyi bitirdikten sonra bir dara ile tutmakta olduğun çatal dal bir vuruşta yerinden koparılır.
Çatalın tek taraflı ucu dikkatle bir bıçakla kazınır ve beyazlatılır. Birer çizgi ile dört kısma bölünür. 


Birinci kısma:"Bismillahirrahmânirrahıym" yazılır. 
İkinci kısma:"Selâmün kavlen min rabbin rahıym" yazılır. 
Üçüncü kısma: Ayet el-Kürsî, 
Dördüncü kısma:"İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehû kiin fe yekûn,Fe sübhânellezî bi yedihî melekûtü külli şey’in ve ileyhî türceûn" ayeti kerimesi yazılır, 
ve o günkü cumadan başlayarak çubuğu kalın bir şeyle sarıp Güneş ziyası göstermeden bir minbere konur,ve üzerine üç hutbe okunmak üzere minberde bırakılır. Üçüncü hafta çubuk minberden alınır. Çubuk artık kullanılır hale gelmiştir. Define melhuz olan yerde çubuğun iki çatalından iki elle tutularak araştırma yapılır. Define olan yerde çubuk harekete gelir ve yere doğru eğilir.

Sekizinci yöntem:
Bir yerde define olup olmadığını varsa yerini görebilmek için bir altın levha üzerine aşağıda yazılı ayeti kerimeyi yazıp üzerine de (66) kere okuduktan sonra hiç dünya kelamı söylemeden ve altın levhayı da baş yastığının altına koyduktan sonra yatar ve bilerek soluna dönmezse rüyasında gömünün nerede olduğu kendisine gösterilir:

Define Duası
"Ve emmel cidâru fe kane li ğulâmeyni yetîmeyni fil medîneti ve kâne tahtehü kenzün lehümâ ve kâne ebuhümâ sâlihan fe erâde rabbüke en yeblüğâ eşüddehümâ ve yestahrica kenzehümâ,rahmeten min rabbik ve mâ fealtühû an emrî zâlike te’vîlü mâ lem testı aleyhi sabra."
Yatağa girdikten sonra uyuyuncaya kadar:
Ya muzhirel acâibi yâ delile külli hâirin yâ mürşide külli dâllin Erşidnî bi lutfıke ve keramike ilâ mâ atlübü minke' diye devamlı okumalıdır.


Dokuzuncu yöntem:
Define olduğu tahmin olunan bir yerde yürüyerek bir daire çizilir. Sonra en çok tahmin olunan yerden abdestli olduğun halde bir avuç toprak alınır. Avuç hafifçe yumulur. Sonra aşağıda yazılı ayet-i kerimeler yediden yirmi bire kadar okunur. Orada define varsa avuç gayri ihtiyari sımsıkı yumulur. Şayet yoksa yine avuç gayri ihtiyari açılır ve topraklar dökülür.

"Bismillâhirrahmânirrahıym,Ve cealnel leyle ven nehâra âyeteyni fe mehavnâ âyetel leyli ve cealnâ âyeten nehâri mubsıraten li tebteğû fadlen min rabbiküm ve li ta’lemû adedes sinine vel hısâbe ve külle şey’in fassalnâhü tefsıylâ, Ve külle insanin elzemnâhü tâirahû fî unukıhî ve nutıricü lehû yevmel kıyameti kitaben yelkâhü menşura, Ikra’ kitâbeke kefâ bi nefsikel yevme aleyke hasîben menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî ve men dale fe innemâ yedıllü aleyhâ ve lâ teziru vâziratün vizra utırâ, Ve mâ künnâ müazzibîne hattâ neb’ase rasûlâ"

Devamını Oku »

17.12.2017

Hacer-i Muallak (Muallak Taşı) Nedir?

Geçen yazımızda "Mescid-i Aksa'nın Tarihi ve Müslümanlar İçin Önemi" konusunu paylaşmıştık,bu yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.Bu gün sizlerle;mescidi aksadaki muallak taşını,rüyada muallak taşını görmek ne anlama gelir,cübbeli ahmet hoca muallak taşı,mekke'de havada duran taş nerede?,muallak taşının hikayesi nedir?..konuları hakkında bilgiler paylaşacağız.Buyrun gerçek muallak taşı...
muallak-tasi-nedir
Kudüs’deki Harem-i Şerif ya da diğer ismi ile Harem-üş Şerif 150 dönümlük bir alanı kaplar. Harem-i Şerif'te Mescid-i Aksa, Kubbet-üs Sahra, Hacer-i Muallak Taşı, Ruhlar kuyusu ve Hz. Muhammed'in Miraç'a çıktığı yer bulunur. 

Hacer-i Muallak, hem Yahudiler hem de Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilir. Tapınak Tepesi’nin merkezinde yer alan bir kaya parçasıdır.
Müslüman alemi bu kaya parçası üzerinden Hz. Muhammed (SAV)’in miraca yani göğe yükseldiğine inanırlar.
Yahudiler tarafından başlangıç kayası olarak da isimlendirilen Muallak Taşı; Hristiyanlık’ta da yer bulur.
Hristiyanlar ise İsa Mesih’in bu kaya üzerinden tüm insanlığı tebliğe çağıracağını düşünürler.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde taşın alt kısmı duvarlarla örülerek korumaya alınmıştır. Bazı Müslümanlar da bu taşın havada durduğunu iddia ederler.

Mescid-i Aksa’nın yani Kudüs’ün en doğusundaki surlarla çevrili alanın en önemli yapısı olan Kubbet-üs Sahra’da yer alan Hacer-i Muallak taşı; kutsal olduğu için Müslümanlar tarafından saygı görür.

Günümüzde Kubbet-üs Sahra’nın ve dolayısıyla Muallak taşının olduğu yerde eskiden Yahudiler için kutsal kabul edilen Kudüs Tapınağı bulunduğu için Yahudiler, günümüzde bu yapıyı yok etmek ve yerine eski ibadethanelerini inşa etmek ister. Bu yüzden de bu bölgenin günümüzde İsrail tarafından işgal ve gözetim altında olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Hacer-i Muallak (Muallak Taşı): Kubbet-üs Sahra'nın içinde "Asılı Duran Taş" anlamına gelen Hacer-i Muallak taşı bulunmaktadır. Hz. Peygamber (sav)'in Miraç'a çıktığı kabul edilen kaya işte burasıdır. Bu kayanın en geniş yeri 18 metre, en dar yeri ise 13.5 metredir. Bu kayanın içine on bir basamak merdivenle inilebilmektedir. Kayanın iç kısmı yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde ve 4.5m. x 4.5m. boyutlarında boş bir mekandır. İçeriden tavana bakıldığında havada asılı izlenimi verir, bundan dolayı Hacer-i Muallak olarak anılmaktadır.

Hz. Peygamber (asv)'in Mirac'a çıkarken üstünde durduğu taş olmasının yanı sıra Hz. İbrahim (as)’in oğlu Hz. İsmail (as)'i kurban etmek için kullandığı taşın da bu olduğuna inanılmaktadır.

Muallak Taşı ile ilgili olarak birden çok rivayet de bulunur.

  • İbrahim; oğlu İsmail’i Allah için kurban ederken, İsmail’i bu taş üzerine yatırmıştır.
  • Miraç gecesinde muallak taşı; Hz. Muhammed (SAV) ile birlikte göğe doğru yükselmeye başlamış; ancak Hz. Muhammed (SAV)’in “Dur” emri üzerine durmuş ve havada kalmıştır. Muallak taşı; bir süre sonra ise kendiliğinden yere inmiştir.
  • Hz. Muhammed (SAV); israya çıkarken ve Mescid-i Aksa’da namaz kılmaya giderken; bineği Burak’ı bu taşa bağlamıştır.
  • Orta Çağ’da bu taşın havaya kalktığını ve havada durduğunu gördüğünü iddia eden birden çok Arap ve Yahudi yaşamıştır. Hatta bir rivayete göre hamile bir kadın taşı havada görmüş ve çok korkmuştur.
  • Bir rivayete göre Hz. Süleyman; ölürken asasını önce bu taşa dayamış, ardından da son nefesini vermiştir. Bu esnada Hz. Süleyman’a saldıran kurt asayı ısırmış; Hz. Süleyman yere düşmüştür. Süleyman’ın cinleri ise bu esnada korkup kaçmış; taşı yere koyamamışlardır. Bu yüzden de taş; o dönemden beri havada asılı bir şekilde durmaktadır.
Muallak taşının havada durduğuna inanan milyonlarca kişi olmasına rağmen; bu inancın İslamiyet’le alakası olmadığını savunan görüşler de hakimdir. Ayrıca bilim çevrelerine göre de böyle bir durum söz konusu olamaz.
Onun tamamen havada olması, imtihan sırrına ters düşer. Çünkü bu takdirde böyle bir mucize karşısında bütün insanlar iman etmek zorunda kalırdı. Oysa, akla kapı açmak, fakat ona tek zorunlu istikamet göstermemek, farklı ihtimalleri karşısına çıkarmak imtihanın gereğidir.

Bununla beraber Muallak Taşı olarak bilinen bu kaya parçası, direksiz olarak boşlukta bile olsaydı garipsenecek bir durum olamazdı. Çünkü kâinattaki yüzlerce, binlerce küreleri, havada direksiz durduran, bir kısmını top güllesinden yetmiş bin defa daha hızlı bir şekilde evirip çeviren bir kudrete hiçbir şey ağır gelmez.
Devamını Oku »