Sayfalar

NE ARAMIŞTINIZ?..

Yükleniyor...

Nihat HATİPOĞLU-Adetliyken Gusül Abdesti Alınır mı?

Sizlerden Gelen Sorular: Adetliyken gusül abdesti alınır mı diyanet?,Adetliyken gusül abdesti alınır mı nihat hatipoğlu,Adetliyken ilişkiye girildiğinde gusül abdesti alınır mı?,Adetliyken abdest alınır mı?,Adetliyken gusül abdesti alınır mi?

Nihat HATİPOĞLU Adetliyken Gusül Abdesti Alınır mı?
Nihat HATİPOĞLU-Adetliyken Gusül Abdesti Alınır mı?
Yüce Rabbimizin Kitabı olan Kur’ân-ı Kerîm’de “Cünüb olduğunuzda gusül abdesti alın” buyrulmaktadır. (Maide 6) Bu sebeple adetin bitmesini beklemeksizin yıkanılmalıdır. Gusül abdestini üç dört gün ertelemek günahtır.Çünkü cünüp olmak, gusletmeyi gerektiren haldir zaten… Guslünüz de sahih-geçerli olur. Adetli olmanız guslünüze bir engel teşkil etmez; çünkü ihtiyarî değil, ıztırarî bir durumdur. Yani kendi elinizde olan, kendi isteğinizle oluşan bir şey değil. Günah olması ise ayrı bir durum.

O halde regl iken namaz kılmasanız da yukarıda belirttiğimiz üzere gusletmeniz icap eder. Guslü gerektiren durumları isterseniz şöyle yeniden bir hatırlayalım…

Aslında dinî açıdan maddî olmaktan ziyade manevi bir temizlenme ve arınma vasıtası olan guslün sebebi, hükmî kirliliktir. Bu sebeple hükmî kirlilik hali sayılan cünüplük, hayız ve nifas halleri guslü gerektiren üç temel sebeptir.

Ancak bu üç durumun dinî ıstılahta/literatürde büyük kirlilik olarak anılması, bu durumdaki kimselerin dinen necis sayıldığı anlamına gelmez. Zira mü’min necis olmaz. Hatta Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir necistir/pisliktir…”[Tevbe suresi, 28] buyrulması, onların hükmî kirliliklerine işaret olarak anlaşılmıştır.
Devamını Oku »

Dinimizde Sünnet Olma Yaşı Kaçtır?

Sünnet Yaşı Hadis,Sünnet Yaşı Kaçtır?,Dinimizde Sünnet Yaşı,Dinimizde Sünnet Olmak,Dinimizde Sünnet Düğünü Nasil Olmali,5 Yaş Sünnet İçin Uygun mu?,5 Yaşında Sünnet?,3 Yaşında Sünnet Yapılır mı?..


Dinimizde Sünnet Olma Yaşi Kaçtir
Dinimizde Sünnet Olma Yaşı Kaçtır?
Sünnet olmanın yaşı için sınır yoktur; ileri yaşlarda da sünnet yapılabilir.Sünnetin hangi yaşlarda yapılacağına dair ortak bir görüş yoktur.Genlde Sünnet yapım zamanı yedi günlükten on üç yaşına kadar değişmektedir. Çocukların büluğa ermeden sünnet ettirilmeleri anne ve babalarının bir görevidir.

Hz. Peygamber (asm) torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i doğumlarının yedinci gününde sünnet ettirmişti.

Çocuk ergenliğe girdiğinde şeriat hükümleriyle yükümlü bulunacak, ilahî buyruklara göre amel etmekle emrolunacaktır. O halde bu ergenliğe henüz girmeden sünnet olmalı, sünnetli bir şekilde mükellef düzeyine gelmelidir. Böylece ibadeti, İslam'ın çizdiği şekilde sağlık ve sıhhat kazanır. Şeriatın belirttiği ölçüde dosdoğru olarak gerçekleşir.

Fakat ebeveyinlerin görevi, çocuğun sünnetini, onun doğumunun ilk günlerinde yerine getirmesi, düşünmesi ve böyle yapmanın daha doğru olduğunu bilmesidir. Böylece çocuk kendini tanımaya başlayıp temyiz çağına geldiğinde, kendisini sünnet olmuş bulur. İleride bundan ötürü kendi kendisini hesaba çekmez. İçinde herhangi bir üzüntü ve suçlulu duygusu barındırmaz. Gerçekten çocuk akıl etmeye başlayıp eşyayı asıl anlamıyla anlamayı idrak edince, kendisini sünnet engelini aşmış olarak görmesi güzel ve kolay bir hava oluşturur.

Uzmanlar, üç yaşına kadar çocuk sünnet ettirilmez ise, yedi yaşına kadar beklenmesini ve yedi yaşından sonra olmasını tavsiye ediyorlar. Çocuk üç yaşından önce olanları çok fark edemiyor, ancak üç ve yedi yaş arasında kendisinden bir parçanın koparıldığını fark ediyor ve bu travmaya sebep olabiliyor.

Yedi yaşından sonra ise, olayı anlayabilecek yaşa geliyor ve bunun bir eksi olmadığını, her erkeğin yaşadığı bir olay olduğunu farkettiği için, daha kolay atlatılabiliyor.
Devamını Oku »

Aile Huzuru İçin Okunacak Sureler


Aile Huzuru İçin Okunacak Sureler
Aile Huzuru İçin Okunacak Sureler
Ailenizde huzursuzluk mu var?,Kocanız hergün size eziyet edip durduk yere size bağırıp,küfür edip dövüyor mu,eşiniz sizi düşman gibi mi görüyor?.. Ailenizde hiç huzur kalmadıysa eşiniz eviyle,sizinle,çocuklarınızla ilgilenmiyor ve evine bakmıyorsa sizin için çok tesirli ve etkili denenmiş sureler paylaşacağız. Hergün 11 KEVSER SURESİ ve hergün 3 defa ALAK SURESİ okursanız evinizde huzursuzluk kalmayacak ve evinizde huzur eksik olmayacaktır,özellikle ALAK SURESİ'ni suya okuyup eşinize içirirseniz daha etkili olcaktır inşallah.


Kevser Suresi
: İnna a,taynakel kevser fe salli li rabbike venhar İnne şanieke hüvel ebter.


96-ALAK Suresinn Türkçe-Arapça Okunuşu
1. Ikra’ bismi rabbikelleziy halak

2. Halekal’insane min ‘alak

3. Ikre’ ve rabbükel’ekrem

4. Elleziy ‘alleme bilkalem

5. Allemel’insane ma lem ya’lem

6. Kella innel’insane leyatğa

7. Erra a hustağna

8. İnne ila rabbikerrüc’a.

9. Eraeytelleziy yenha

10. Abden iza salla

11. Eraeyte in kane ‘alelhüda

12. Ev emara bittakva

13. Eraeyte in kezzebe ve tevella

14. Elem ya’lem biennallahe yera

15. Kella lein lem yentehi lenesfe’an binnasıyeh

16. Nasıyetin kezibetin hatıeh

17. Felyed’u nadiyehu.

18. Sened’uzzebaniyete.

19. Kella la tütı’hü vescüd vakterib.


96-ALAK Suresinin Meali :

1 - Yaratan Rabbinin adıyla oku!

2 - O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.

3 - Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

4 - O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.

5 - İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

6 - Hayır! Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder.

7 - Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.

8 - Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.

9 - 10 - Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?

11 - Gördün mü (ne dersin?), ya o (kul) doğru yolda olur,

12 - Veya kötülüklerden sakınmayı emrederse?

13 - Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,

14 - O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?

15 - 16 - Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.

17 - O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.

18 - Biz de Zebanileri çağıracağız.
Devamını Oku »

En Güçlü Evlilik Duası-Denenmiş

Sizden Gelen Sualler ; Hayırlı Evlilik İçin Denenmiş Dua,Evlenme Duasi,Evlilik Duası Denenmiş,En Kısa Zamanda Evlenmek İçin Dua,Evlenme Duaları,Evlenmek İçin En Etkili Dua Nedir?,Evlenebilmek İçin Okunacak Dua...

En Güçlü Evlilik Duasi Denenmiş
En Güçlü Evlilik Duası-Denenmiş 


Evlenmek İçin Yapılacak Dualar :

Subhânellezî halakal ezvâce kullehâ mimmâ tunbitulardu ve min enfusihim ve mimmâ lâ ya’lemûn.Yasin suresi 36.ayet

21 gün sabah namazdan sonra başında ve sonunda bir defa "sallallahü aleyhi ve alihi sellem" salavat getir.Ayeti 100 defa okuyun.Başkası içinde dua edebilirsin.İ
hşallah 21 gün sonra evli olacak 

Hayırlı bir evlilik için ; 11 salavat 3 defa rahman suresi tekrar 11 salavat 21 gün okunur.Her gün sabit yerde ve zamanda okumalısın sabah veya yatsıdan sonra


Bir diğer evlilik duası ; Prinç üzerine sabah ve akşam 11 defa salavat oku sonra denize veya nehire at deniz hayvanları için sadaka vermiş olursun
Hayırlı bir eşle evlenmek için yapılacak bir diğer dua;

"Yâ Latifu Yâ Vedudu " isimlerini her sabah namazdan sonra 1111 defa oku toplam 40 gün başında ve sonunda 11 defa salavat getir.Eğer arka arkaya üç gün kaçırırsan tekrar sıfırdan başlaman gerekir.
Hayırlı bir eşle evlenmek için yapılacak bir diğer dua;

Yatsıdan sonra 11 gün boyunca ; "Yâ Muti " esmasını 11.000 defa oku başında ve sonunda 11 defa salavat getir.
Evlenmek için yapılacak dua;

Peygamber Yakup a.s tarafından "innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi " Yusuf suresi 86.ayet

Anlamı: Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim

Gün içinde bu ayeti bol bol oku evlenmek için en ünlü dua budur.istersen namazlardan sonra beş defa okursan ateş gibi çalışır.
Evlenmek için yapılması gereken dualardan biride;

Cuma öğle namazından sonra 11 defa salavat Allah'ın ismi "Ya Vedudu " 3125 defa tekrar 11 defa salavat getir ve uygulama 3 cuma yapılır.
Evlenmek için yapılması gereken bir diğer dua;

11 defa salavat ve mümtehine suresi 7 kez

11 defa salavat tam 41 gün boyunca okunur.
Evlenmek için yapılması gereken dua;

11 salavat ve Furkan suresi 54.ayet bin kez

"Ve huvellezî halaka minel mâi beşeren fe cealehû neseben ve sıhrâ(sıhran), ve kâne rabbuke kadîrâ(kadîren)."


11 defa salavat uygulama 21 gün boyunca okunur.


Evlenmek için bir diğer yapılması gereken dua;

Bu uygulamayı 21 gün yapın Bundan asla şüphe etmeyin Kuran-ı Kerimin gücüne inanın.

11 defa salavat ve Ali imran suresi 1.2.ve 3.ayetleri 319 defa okumalısın

Elif lâm mîm. Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm.

Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl

11 defa salavat getir ve şöyle dua et."Yâ Allah benim için uygun gördüğün bir eşle evlenmek istiyorum". Amin.
Devamını Oku »

Adetliyken Ayetel Kürsi Okunur mu (Diyanet)?

Sizden Gelen Sualler : Adetliyken Ayetel Kürsi Okunur mu-Diyanet?,Kadınlar Hayızlıyken Ayetel Kürsi Okuyabilir mi?,Adetliyken Ayetel Kürsi Okunur mu-Nihat Hatipoğlu?,Adetliyken Ezbere Ayetel Kürsi Okunur mu?,Adetliyken Ayetel Kursi Okunur mu-Cübbeli?,Kadınlar Adet Döneminde Ayetel Kürsi Okunur mu?,Regl Olan Kadın Ayetel Kürsi Okuyabilir mi?...
Adetliyken Ayetel Kürsi Okunur mu Diyanet
Adetliyken Ayetel Kürsi Okunur mu-Diyanet?

"Cünüp ve âdetli(regl olan) kadın Kur’ân’dan bir şey okuyamaz."
Yani sırf Kur’ân-ı Kerim okumak niyetiyle bir âyetten daha az bile okuyamaz. Ancak dua, senâ, Allah’a sığınma, zikir veya bir işe başlangıcında yahut öğretmek maksadıyla Kur’ân’dan bazı âyetleri okumak caizdir.
Meselâ, bir ulaşım aracına binerken okunması sünnet olan “Sübhânellezî sahhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn (Her türlü noksandan münezzehtir o Allah ki, bunu bizim hizmetimize verdi, yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.”
Aynı araçtan inerken de “Rabbenâ enzilnî münzelen mübâreken ve ente hayrü’l-münzilîn (Ey Rabbim, beni hayır ve bereketi bol bir yere indir. Misafir ağırlayanların en hayırlısı Sensin).
Bir musibet ve ölüm haberi alınca, “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Muhakkak biz Allah içiniz ve muhakkak yalnız Ona dönücüleriz).
Yine bir işe başlarken “Bismillâhirrahmânirrahîm” demek, şükür maksadıyla “Elhamdülillah” demek de bu kabildendir.


Aynı şekilde Fâtiha, Âyetü’l-kürsî, Felâk, Nâs ve İhlâs Sûrelerini zikir maksadıyla, Allah’ı hatırlamak düşüncesiyle okumak haram değildir.
Mâlikî Mezhebi’ne göre, hayızlı ve lohusa olan kadının az miktarda Kur’ân okumasında bir mahzur bulunmamaktadır. Bu az miktar da yukarıda adı geçen sûreler miktarıdır. Bu meseleye delil olarak; kadınların uzun süre bu halde kalmış olduklarından dolayı istihsânen caiz görmüşlerdir.
Hanbeli ve Hanefi Mezhebi’ne göre, Kur’ân-ı Kerim’in kelimelerini heceleyerek, harf harf okumak caizdir. Çünkü böyle bir okuyuş “kıraat”e girmemektedir. Yine tilavet olmadan Mushafa bakmayı, sesini çıkarmadan içinden okumasını da caiz kabul etmişlerdir. Çünkü bu durumda da kıraatten (okumaktan) söz edilmez.
Bütün bu görüşler müçtehid imamların çeşitli delillere dayanarak vardıkları içtihad farklılıklarıdır ve hepsi de doğrudur.
Bunun yanında, Kelime-i Şehâdet, Kelime-i Tevhid, istiğfar, salavat-ı şerife gibi tevhid ve zikir cümlelerini bir veya birden fazla okumak caizdir.
Hanımların bu özel günlerde Kur’ân-i Kerim’in dışında tefsir, hadis ve fıkıh gibi dinî kitapları ellerine almaları İmam-ı Âzama göre caizdir. Ancak bu kitapların içinde bulunan âyetlere el sürmemeleri gerekir.
Kur’ân âyetlerinin bu durumda iken yazılması meselesinde el-Feteva’l-Hindiyye’de şu kayıtları okuyoruz:
“Cünüp veya hayızlı olanların yazmakta oldukları satırların arasına Kur’ân’dan bir âyet yazmaları mekruhtur. Fakat yazdıkları bu âyetleri okumazlarsa mekruh olmaz.”
“İmam-ı Muhammed ise, bu kimselerin Kur’ân yazmamaları bana göre en sevimli davranıştır, diyerek bu hususta ihtiyatlı ve dikkatli olmayı tavsiye etmektedir.”

Buna göre, Besmele de Kur’ân’dan bir âyet olduğundan hayızlı iken yazılmaması daha isabetli olur.
Bu arada hangi mezhebe bağlı olursa olsun, bu haldeki bir kadın Kur’ân’ın bir âyetine bile el süremez. Ancak Kur’ân’a yapışık olmayan temiz bir bez ve kâğıtla tutabilir.

Adetli ve nifas hâlinde olan bir kadına Kur'an okumak haramdır Peygamber Efendimiz hayızlı, loğusa ve cünübün Kur’an okuması ile ilgili şöyle buyurmuştur; “Hayızlı kadın ve cünüp olan kimse Kur’an’dan bir şey okuyamaz” buyurmuşlardır( Tirmizi, Taharet, 98; İbni Mace, Taharet, ,105; Darakutni, Sünen, 1/117)Ayrıca hz Ali (ra)de şöyle demiştir: “Allah Resülünü cünüplüğün dışında Kur’an okumadan bir şey alıkoymazdı” (Ebu Davud, Taharet, 90; Neseî, Taharet, 170; İbn Mace, Taharet, 105) Dolayısıyla bu hadisler cünüp ile hayızlı Kur’an okuyamayağı hususunda önemli bir delildir(Aynî, el-Binaye, 1/644)

Bu hadislerden hareketle İslam alimlerinin çoğunluğu adetli kadının Kur’an’dan, Kur’an okuma maksadıyla bir ayet bile okuyamacağını söylemişlerdir Aynı zamanda bunlar bu halde iken Kur’an ayetlerini de yazamazlar Bu konuda Tevrat, İncil ve Zebur da Kur’an gibidir(İbn-i Abidin, Haşiyetu Reddi’l-Muhtar, 1/293)

Fatiha dua niyetiyle okunabilir Ayrıca Kur’andaki duaya benzeyen ayetler de Kur’an okuma niyetiyle değil de dua maksadıyla okunabilir Mesela; Rabbena atina fiddünya haseneten ve filahireti haseneten ve gına azabennar gibi

Aynı şekilde sevinçli bir haber duyan bir kimse “Elhamdülillah” diyebilir Üzücü bir haber duyan da “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” diyebilir (İbrahim Halebi, Halebi, Sağir, s37-39; İbn-i Abidin, Haşiyetu Reddi’l-Muhtar, 1/293)

İmam Malik’e göre hayızlı kadın mazeretli olduğundan ve Kur’an okumaya da muhtac olmasından dolayı cevaz vermiştir Ancak hayız kanı kesildikten sonra gusl etmeden önce okuyamaz (Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslamî, 1/471)

Diğer yandan zikir çekebilir dua edebilir Bunlara bir mani yoktur Hatta özel günlerindeki bir bayanın kıbleye doğru oturarak zaman zaman tesbih çekmesi dua etmesi isabetli bir davranış olur böylelikle adet gördüğü günlerinde bu şekilde manen beslenmiş olur

Hayızlı ve nifaslı kadınların veya cünüplerin kunut vesaire gibi çeşitli duaları okumalarında, tesbih ve tehlil kelimelerini söylemelerinde ve Hazret-i Peygambere salât ve selâm getirmelerinde hiçbir mahzur yoktur Hayız ve nifaslı halde olanlar, Kur'an-ı Kerîm'i okuyamamakla beraber, onu dinleyebilirler

Kur'an Kursu öğretmenliği yapan bir kadın, hayız hâlinde öğretim işini yardımcısına yaptıracaktır Yardımcısı yoksa Hanefî ulemasından Kerhî ve Tahavî'ye göre öğretimini devam ettirecektir Kerhî: Öğretmen hanım hayız hâlinde kelime kelime, Tahavî ise, yarımşar âyet söylemekle öğretim yapılmasında 'beis yoktur' demişlerdir

Netice itibariyle İslam alimlerinin çoğunluğu Hanefî, Şafiî ve Hanbelî mezhebine göre hayızlı ve cünüp olan Kur’an ayetlerinden okuyamaz (Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslamî, 1/471)
Devamını Oku »

Ehl-i Sünnet İrfana mı Dayalıdır?

Ehl-i Sünnet İrfana mi Dayalidir
Ehl-i Sünnet İrfana mı Dayalıdır?
Ehl-i sünnet İslam anlayış ve uygulamasının sahih İslam anlayışı olduğu konusunda benim şüphem yoktur. Ancak bu terimin içini nasıl doldurduğumuz önemlidir.

İngilizlerin icad etmediği ama ümmetin aleyhine kullandıkları Vehhâbîliği temsil eden ve yaymak için çaba gösteren devlet ve kurumlara bakarsanız “yalnız onlar ehl-i sünnet ve cemaat” oluyorlar; Mâtürîdîleri ve Eş'arîleri bile ehl-i sünnet saymıyorlar. Onlar böyle söyleyip dursunlar, gerçek olan şudur ki, itikad mezhepleri ortaya çıktığından bu yana ehl-i sünnet deyince asırlar boyunca anlaşılan ve doğru anlaşılan mana-karşılık, selef (selefîler değil), Mâtürîdîler ve Eş'arîlerdir.

Bugün dünyada yaşayan Müslümanların yaklaşık ikiyüz milyonu hariç geri kalanı ehl-i sünnet itikadını korumaktadırlar. Bunca gayrete rağmen Vehhâbîlik dahil diğer mezheplerin yayılma imkanı bulamamasının sebepleri arasında ve belki başında ehl-i sünnet mezhebinin fıtrata, akla ve naslara (vahyin lafız ve ruhuna) başkalarından daha uygun olması gelmektedir. Bu sebeple ben, İslam dünyasını tehdit eden itikadi fitne ve fesadın bid'at mezheplerden ziyade dinsizlik ve sekülarizm (özellikle gevşek ve eksik dindarlık) olduğunu düşünüyorum.

Ehl-i sünnetin irfana mı, beyana mı dayandığı konusuna gelelim:
Fazla bilgiye bile gerek yok, bir ilmihal kitabını açıp okursanız şunu görürüsünüz:

Din bilgi ve hükmünün asıl kaynakları (edille-i şer'iyye) Kitâb, Sünnet, icma ve kıyastır. Bu kaynaklar herkese açıktır, doğrudan temasla bilgi edinemeyen kimseler için de çare “bilenlere sormak, bilenlerden öğrenmektir”. Şeriat (sahih İslam) bilgisi ilham yoluyla değil, fıkıh ve kelam usulünde ortaya konmuş bulunan yöntemle elde edilir.

İrfan, beyan ve ilim dışında bir manada kullanıldığında bundan maksat ilhamdır, keşiftir, ve bunlara bağlı birikimdir. Yine ilmihal kitaplarında “şer'î delillerin her mümini bağladığı”, ilham ve keşfin ise genel bir bilgi ve hüküm kaynağı (delil, hüccet) olmadığı yazılıdır, ehl-i sünnet bu konuda ittifak halindedir.

Sünnetle ve ehl-i sünnetle tasavvufu eşitlemek, “ümmet varlığını, itikadını, değerlerini irfan (tasavvuf) sayesinde korudu” demek çok problemli bir ifadedir.

Şerîata hâdim olan tasavvufa ve irfana bir itirazım olmadığı gibi karşı çıkanları da hatalı bulurum, bulmuşumdur. Ama İslam'ın beyana (edille-i şeriyyeye) ve bunlara dair ilimler ile eğitime değil de irfana dayandığını söylerseniz ve irfandan da tasavvufu kastederseniz bu daireye girmemiş milyonlarca mümini sahih İslam'dan, ehl-i sünnet camiasından ve sünnetten dışlamış olursunuz.

Başkalarını devamlı feraset ve basirete davet edenleri ben de şu maddeleri kabul konusunda aynı uyanıklık ve duyarlılığa davet ediyorum:

1. Tasavvufsuz İslam olmaz diyenler ne söylediklerinin farkında iseler bundan derhal vazgeçsinler, aksi halde en azından ehl-i sünnet İslam'ından uzaklaşmış olurlar.

2. İslam'da tasavvuf yoktur, tasavvuf bid'attır, İslam'a yabancı din, düşünce ve kültürlerden gelmiştir diyenler de bu davadan vazgeçmelidirler; başkalarında da tasavvufa benzer düşünce ve eğitim yöntemleri olabilir, ama İslam tasavvufu İslam'a aittir, onun meyvasıdır, ancak tasavvuf; mümin, Müslüman ve ehl-i sünnet olmanın şartı değildir.

3. Bugün tasavvufu tarikatlar temsil ediyor, ihlas ve ihsan vasıflarını elde edebilmek için başka çare bulamayıp tarikata girmek isteyenler varsa şu ölçülere dikkat etmeleri elzemdir:

a) Tarikat şeyhi islâmî ilimleri tahsil etmiş, ilmiyle âmil, yüksek ahlak sahibi ve ehlinden icazetli bir şahıs olmalıdır.

b) Tarikat şeyhi irşad hizmeti karşılığında halktan hiçbir menfaat sağlamamalıdır. İmkan varsa geçimi de kendi helal kazancından olmalıdır.

c) Tarikat şeyhi hata da edebilir, günaha da girebilir; bu sebeple onun sözleri ve fiilleri ile tasavvuf adına söylenenlerin ve yapılanların tamamı şeriatın şaşmaz ve objektif ölçütlerine göre değerlendirilmelidir.

d) Onun tarikatına girmiş olanların, eski hallerine göre iman, ibadet, muamelat, ahlak… bakımlarından daha iyi Müslümanlar olduğu, tarikattan bu manada istifade edildiği sabit bulunmalıdır.

Fıkhın ve kelamın mezhepleri olduğu gibi tasavvufun da farklı kolları ve tarikatları vardır. Bu kollardan bir kısmında bid'atlar, hurafeler, ehl-i sünnet itikadına aykırı inançlar ve kabuller mevcuttur; işte bunların da ifsadından sahih İslam'ı koruyan fıkıh ve kelamdır; bu ilimlerde işlenen ehl-i sünnet itikad ve uygulamasıdır; bunlara sadık kalan tasavvuf kollarını da bu ilim korumuştur..

Kaynak: Prof.Dr. Hayrettin Karaman
Devamını Oku »

Adetli Kadın Camiye Girebilir mi (Diyanet)?

Adetli Kadın Camiye Girebilir mi-Hayrettin Karaman?,Hayızlı Kadın Camiye Girebilir mi-Mustafa İslamoğlu?,Hayizli Kadin Camiye Girebilir mi?,Hayızlı Kadın Mescide Girebilir mi?,Adetli Kadın Camiye Girebilir mi Nihat Hatipoğlu?,Adetli Kadın Camiye Girebilir mi Faruk Beşer?,Adetliyken Camiye Girilir mi Nihat Hatipoğlu?,Adetliyken Camiye Girebilir mi Diyanet İşleri Başkanlığı?..

Adetli Kadin Camiye Girebilir mi-Diyanet
Adetli Kadın Camiye Girebilir mi (Diyanet)?

Hayızlı kadının zaruri durumlar dışında mescidlere girmesi caiz değildir. Zaruri durumlar dışında mescide girmek, orada eğleşmek ve itikâfa çekilmek de caiz değildir.

Hadiste şöyle buyurulur: "Hiç bir hayızlı veya cünüp mescide giremez."(İbn Mâce, Tahâre, 92; Dârimî, Vudû',116).

Şâfiî ve Hanbelîler, hayızlı ve lohusanın kirletmemek şartıyla, mescitten karşıdan karşıya geçmesini câiz görürler. Hz. Peygamber (asv)'in Âişe (r. anha)'ye böyle bir izin verdiği nakledilmektedir. (Müslîm, Hayz, I1-13; Nesâî, Tahâre, 172, Hayz, 18; İbn Mâce, Tahâre, 120).

Hayızlı kadının mescide girip orada kalması, Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre câiz değildir. Bununla birlikte bazı İslâm bilginleri, kadınların özel hallerinde mescide girmelerinin hükmü konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. 
Bunlara göre; Rasulullah (s.a.v.) gayri müslimleri dahi mescide almıştır. Buna göre, cünüp kimselerin temizlenmeleri kendi isteklerine bağlı ise de; adetli ve lohusa bayanların temizlenmeleri iradelerine bağlı olmadığından, bu durumundaki bayanların, başta irşad faaliyetleri olmak üzere, camide yapılan dini içerikli hizmetlerden yararlanmak amacıyla camiye girmelerinde bir sakınca bulunmamaktadır.

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun konu ile ilgili 2009/116 no'lu mütalaası şöyledir:

"... Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonunca değerlendirilen "Hayızlı ve Nifaslı Kadınların Mescide Girmeleri"
konusu görüşüldü.

Günümüzde hac ibadeti, şartlar gereği sınırlı bir zaman diliminde gerçekleştirilebilmektedir. Hac için gelen kadınlar, bu süre içerisinde hayız ve nifas gibi kendilerine özgü özel bir hal ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Şartlar gereği ömründe bir defa hac yapma fırsatı yakalayan kadınların özel durumlarında Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Haram'ı ziyaret etmeleri, dua ve zikir amacıyla mescidlere girebilmeleri, günümüzde çözüm bekleyen önemli bir dini problem olarak gözükmektedir.

Kadınların adetli iken mescide girmeleri, İslam alimlerinin çoğunluğu tarafından caiz görülmemektedir. Ancak bazı alimler bunu caiz görmektedirler. Bu görüşten hareketle, hacda adetli iken dua, zikir ve istiğfar ile meşgul olmak, Kâbe'yi seyretmek veya Hz. Peygamberi ziyaret etmek gibi amaçlarla Harem-i Şerif'e ve Mescid-i Nebevî'ye girmek isteyen adetli hanımların, buna cevaz veren alimlerin görüşleri doğrultusunda amel edebilecekleri oy çokluğu ile mütalaa edilmiştir."
(Diyanet İşleri Başkanlığı)
Devamını Oku »