Sayfalar

NE ARAMIŞTINIZ?..

23.02.2017

Kün fe yekün Kelime Anlamı ve Manası Nedir?


Kün fe yekün kelime anlami ve manasi
"Kün fe yekün" Kelime Anlami ve Manasi 


"Yekûle lehû : kün, feyekûn" dur, bir tanesi yâsîn suresinin son sayfasında olmak üzere kur'ân-ı kerîm'de bir kaç yerde bulunur?


Kuran-ı Kerim in Bakara 117, Enam 73, Nahl 40, Yasin 82 sure ve ayetlerinde Kün feyekün ifadesi geçiyor.

"Bismillahirrahmanirrahim. Kün fe yekun. Açıklaması ise "Ol deyince olur."
Yani Allah c. c ol demesiyle herşey olur.. kün dedi kün deyince var eyledi on sekiz bin alemi"


"Yekule lehû (ona der ki) : kün (ol), feyekûn (bunun üzerine o da oluverir)"

"Kün, “Ol” demektir. “Emr-i kün feyekün”, “Allah’ın yaratmayı dilediği şeye, “ol” diye emretmesi ve böylece onun varlık sahasına çıkması” demektir. Tefsir-i Kebir sahibi Fahreddin Râzi, “ol” emri hakkındaki değişik te’villeri sıralar ve en kuvvetli te’vil olarak şunu kaydeder:Kün fe yekun

“Cenâb-ı Hakk’ın “ol” demesinden maksat, eşyanın yaratılmasında İlâhî kudretin sür’atle nüfuz ettiğini göstermektir. Bir de bu, Hak Teâlâ'nın eşyayı deneme yanılma olmaksızın yarattığını gösterir.” 

Üstad Hazretleri: Kün fe yekun“Eşya fena ve zevale (fâni olmaya ve yok olmaya) gitmiyor, daire-i kudretten daire-i ilme geçiyorlar.” buyuruyor. 
Gözümüzden kaybolan eşyanın yokluğa gitmeyip Allah’ın ilminde bâki kaldığını bize ders veren bu güzel ifadeleri konumuz yönünden tahlil ettiğimizde şu hakikate varırız:

Yaratılmadan önce her şey Allah’ın ilim dairesinde mevcut. Bu şeylerden hangisinin yaratılmasını irade buyurursa, onu ilim dairesinden kudret dairesine geçiriyor; yâni var ediyor. İşte “ol” emri ilim dairesinde mevcut olan bu eşyaya veriliyor. Yâni, Allah’ın onları yaratmayı irade etmesi ve onların da böylece varlık sahasına çıkışları sanki bir emirle oluyor.

O halde, “kün” emri bir temsildir. “İlim dairesinden kudret dairesine geç” mânâsını ifade eder.

“Kün” emriyle ilgili âyet-i kerimelerden iki misal: “Göklerin ve yerin mübdii’ dir(onları önceden hiçbir örneği bulunmaksızın yaratandır) Bir şeyin olmasını isteyince ona sadece ol der, o da oluverir.”(Bakara, 2/117)

Burada “ol” emri, kudretin hemen faaliyete geçmesi mânâsına geliyor. Bu emrin tevilini İslâm âlimlerimiz aynen böyle yapmışlar. Tıpkı, “her şeyin melekûtu O’nun elindedir” âyetindeki “el” tabirini, kudret olarak tefsir ettikleri gibi, bu “ol” emrini de yine kudret ve irade olarak tefsir etmişler. Ve bundan murat, “Allah’ın dilediği şeyin hiçbir engel olmaksızın hemen meydana gelmesidir.” demişler.

Diğer bir âyet-i kerime:  “Doğrusu Allah indinde İsa’nın meseli, Âdem meseli gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ol dedi, o da oluverdi.” (Âl-i İmran, 3/59) 

Bu âyet-i kerimede geçen “ol” emrinin mânâsına bir derece yanaşmak için eşya hakkındaki şu sınıflandırmayı dikkate almak gerekiyor. Bilindiği gibi eşya iki âleme ayrılıyor. Birisi “halk âlemi”, diğeri ise “emir âlemi.” Beden halk âleminden, ruh ise emir âleminden. Halk âlemi bu hikmet dünyasında safha safha, kademeli olarak yaratılmaktadır. 

Emir âlemi için ise bu tarz bir yaratılış söz konusu değildir. O âlemde her şey bir anda vücut bulur. Ruh, değişik safhalardan geçip de sonunda o hâli almış değildir. Doğrudan ruh olarak yaratılmıştır. İnsan bedeninde vazifeye başlaması da yine bir anda gerçekleşir.

Kün fe yekun Önce topraktan yaratılan Âdem babamıza daha sonra “ol” emrinin verilmesini Muhyiddin-i Arabî Hazretleri bu emir kanunuyla izah eder:

“Ol denince oluverir kavl-i şerifi, ruhun üflenişine işarettir. Ve bunun, emir âleminden olduğuna işarettir. Önceden bedenin yaratılışı gibi bir madde ve müddete ihtiyaç kalmadığını ifade eder.” 

Bahsimize konu olan bu âyet-i kerime akla engin bir ufuk açıyor. Önce topraktan Hz.Âdem (as) yaratılıyor ve sonra ona “ol” emri veriliyor. Bu emirle Hz.Âdem (as)’in topraktan inşa edilen cesedi ruha ve hayata kavuşuyor. Nitekim buradaki “ol” emrini büyük müfessir Elmalılı Hamdi Efendi, “Canlı bir mahlûk kesil.” şeklinde tefsir etmektedir. Zira, zaten var olan bir nesneye yeniden “ol” emri verilmesi onun yeni bir şekle girmesi anlamına gelir; aksi halde bu emre bir mânâ vermek mümkün olmaz.

Şimdi bu âyetin penceresinden etrafımızdaki sonsuz faaliyetlere bir göz atalım ve “ol” emrini onlarda görelim, okuyalım. Hidrojen ve oksijen bir “ol” emriyle su olmuşlardır. Yenilen gıda bir süre sonra et, kan, saç, tırnak oluyor. Farklı ol! emirleriyle. Rahimdeki nutfenin “alâka” olması da yine “ol” emriyledir. Bu emir ve benzerleri aralıksız tekrarlanır. İlâhî kudret ve irade o tohumu halden hâle evirip çevirir ve sonunda insan vücut bulur. 

Emdiğimiz havaya gırtlakta, ağız boşluğunda ve dudakta ayrı emirler veriliyor ve böylece ağzımızdan değişik harfler dökülüyor. Allah, ağız fabrikasında havadan ses yaratıyor; yine “ol” emriyle. O ses, mübarek bir kelime ise, Rahmanî bir hakikat terennüm ediyorsa yeni bir emir alıyor: Melek ol. Demek ki, hayatımız her an “kün” emrinin cilveleriyle kaynaşıp durmaktadır.


İbn arabi füsus'da der ki
Ibn-arabi-kun-fe-yekun
İbn arabi
Bu işte Allah'a atfedilen yalnızca o'nun emr'idir. "muhakkak ki bizim bir şeye kavlimiz (sözümüz), onu (yaratılmasını) irâde ettiğimizde ona "ol" dememizdir: o da olur (yâni varlığa bürünür)" (16/40) diyerek açıklamaktadır.
Şu hâlde "tekvîn", her ne kadar yaratılacak olan şey Allah'ın emr'ine itaatle hareket ediyorsa da gene de, yaratılan şeye atfedilmektedir. ve (biz bu beyânı olduğu gibi kabûl etmek zorundayız, çünkü) Allah sözünde sâdıktır.
Öte yandan bu tekvîn(in şeye nisbet edilmesi de) hakikatte akla uygundur,nitekim bir misâl vermek gerekirse, kendisinden korkulan ve kendisine isyân edilmesi mümkün olmayan bir âmir eğer kölesine "kalk!" (arapçası: "kum!") derse, köle efendisinin bu emrine uyarak derhâl ayağa kalkar.
O'nun ayağa kalkışında efendisinin ona bunu emretmiş olmasından başka bir şey yoktur.
Kölenin bizzât ayağa kalkması ise efendisinin fiili değil bizzât kendi fiilidir.Demek ki "tekvîn"in aslı teslîs temeli üzerinedir.
Yâni hak (yaratıcı) tarafından ve mahlûk (yaratılan) tarafından olmak üzere her iki yönden de üçer unsur bu işe katkıda bulunmaktadır.
Buradaki nüans şudur ki Allah bu âyette fe yukevvin (yâni oldurur ya da varlığa büründürür) değil de feyekûn (yâni"o" da olur ya da varlığa bürünür) demektedir ki burada cümlenin öznesi şeyin kendisidir.fusûs, s. 140/116/174-175/ıı-335-336.

Bu bakımdan ibn arabî'nin düşünce sisteminde islâmî 
Kün fe yekun"yoktan yaratılış" ilkesi geçerli olmaktadır.Ama onun tezini sıradan "yoktan yaratılış"dan farklı kılan ibn arabî'nin gözünde yokluğun tümüyle şartsız bir adem değil de somut varlık düzeyindeki "adem" oluşudur. Onun yokluk diye baktığı ayn-ı sabite (idealar) düzeyinde ya da, aynı şey demek olan,Allah'ın bilinci'ndeki "varlık"dır.Onun "yokluk" dediği, ontolojik görü açısından,"mümkün olan"dan yâni varlığa bürünebilme kuvvetine sâhip olandan başka bir şey değildir. "hilkat"i bir çeşit tek kişilik ilâhî bir piyes gibi gören sıradan telâkkînin menşeinde "mümkînât"a izâfe edilmesi gereken müsbet kuvvetin bilinmemesi (cehli) yatmaktadır. 
Gizli iken Allah'ın ontolojik emrine cevap olarak varlığa bürünme hususunda her şey, ibn arabî'ye göre, yeterince güç ve kuvvet sâhibidir.
Buna göre yaratılmışların âlemi fâ'iliyyet'in pençesindedir ve bu âlemi teşkil eden eşyâ da kendi yaratılışına müsbet bir biçimde bilfiil katkıda bulunmaktadır.
Kile şekil vererek (çanak ve çömlek gibi) bir takım eşyâ yapan bir sanatkâra bakıldığında, sathî bir gözlemle, kilin kendisi bakımından hiçbir müsbet "fâ'iliyyeti" haiz olmadığı ve sanatkârın hoşuna giden hangi şekil olursa olsun o şekle girdiğini müşâhede etmek mümkündür.

Böyle bir teşhisde bulunan bir kimsenin gözünde o sanatkârın elindeki kilin hâli mahzâ pasiflik, mahzâ fiilsizliktir.Bu kimse kilin de, kendi yönünden, sanatkârın faaliyetini müsbet bir biçimde tâyin ettiğini farketmemektedir.Hiç şüphesiz bu sanatkâr kilden oldukça büyük bir çeşitliliğe sâhip pek çok eşyâ yapabilir, ama ne yaparsa yapsın kilin tabîatının kendisine vaz ettiği mahdut sınırların ötesine geçmesi mümkün değildir. Başka bir şekilde ifâde edecek olursak, aslında, kilin kuvveden fiile çıkan mümkün bütün şekillerini tâyin eden kilin bizzât kendisidir. işte "yaratılış" sürecindeki bir şeyin durumu da aşağı yukarı bunu andırır.
Devamını Oku »

22.02.2017

Satranç Oynamak Haram mı?

Sizden gelen sorulardan özetler: Satranç haram mı cübbeli,Satranç oynamak günah mı nihat hatipoğlu,Satrançla ilgili hadis,Satranç fetva meclisi,Satranç oynamanın dini hükmü,Satranç diyanet işleri,Satranç haram mı fetva meclisi...

satranc oynamak haram mi
 Satranç Oynamak Günah mı?..
Kendini din alimi diye tanıtan aslında alimlikle uzaktan yakından alakası olmayan showanist ve showanistler geçenlerde satranç oynamanın haram ve günah olduğunu söyledi. Bu konuda bir tane ayet,hadis veya dini bir kaynaktan örnek göstermeden,kendi akli melekeleri nasıl işliyorsa dili onu söyleyen bu cahil cühelaların lafına bakarak bir çok insan satranç oynamak gerçekten haram mı diye düşünür oldu.
Hal böyleyken gerçeği nedir,santraç oynamak haram mıdır,satranç oynamak günah mıdır?,yoksa bunların hepsi bir safsatadan ibaret midir,sizlere bu konuda gerçekleri anlatmak istedik.

Öncelikle satranç zarla oynanan bir oyun değildir.Kuranda satranç oynamak günahtır veya haramdır diye bir bilgi söz konusu değildir,hiç bir ayet,hadis ve geçerliliği olan dini kaynakta satranç haramdır dinen oynanması caiz değildir,günahtır diye bir yazıya rastlayamazsınız!..
Satranç şartsız yani bir şeyine oynanmıyorsa caizdir!.. Fakat şarta bağlanıp,çayına,parasına,altınına v.b şeyler uğruna oynanırsa haram ve günahtır,çünkü her türlü oyunun şarta bağlanması kumara girmektedir,kumarda dinimizce yasak,günah ve haramdır.

Bu mevzu aslında bu kadar basittir,satrancı bırakılım, hangi oyun olursa olsun bir şarta ve karşılığa bağlanıyorsa haram ve günahtır,zihninizi kuvvetlendirmek,zekanızı geliştirmek için oynanan satranç haram değildir.Aksini iddia eden satranç haramdır,satranç oynamak günahtır diyen kanıtlasın,ama doğru kaynaklardan kanıtlasın,rivayetlerle değil,kendini zamanın şeyh,şıh,imam ilan etmiş insanların verdiği vaazlarla,yazılan rivayet kitaplarıyla ispatlanamaz satrancın haram olduğu!..

Çok daha büyük sorunlarımız varken,din hakkında öğrenmemiz gereken yığınlarca şey varken,islamiyet hakkında bu kadar cahilken,kendini din alimi olarak tanıtan insanların,çıkıp bu saçma sapan konularla insanların kafalarını karıştırmaları,gündemi meşkul etmelerini gerçekten anlamak imkansız,saygı,sevgi ve hoşgörü dini olan islamiyet bu mu sizler için?..İslamiyeti insanlara bu şekilde mi sevdireceksiniz,dinimizi insanlara bu şekilde mi anlatacaksınız?
Kaşlarınızı çatıp,parmağınızı dövecek gibi sallayarak bu tarz boş mevzuları anlatmak yerine güler yüzle,yumuşak bir sesle ve uslupla islamiyeti,dinimizi insanlara anlatmayı ne zaman öğrenecekseniz!

İLAVE BİLGİ : Kumar Oynamak Günah mıdır?
Devamını Oku »

20.02.2017

Aile Geçim Duası

Aile Geçimi için Dua
Mutlu Aile Geçimi İçin Dua
Aile geçimi için,ailenin güzel geçinmesi için karı kocanın geçimi için;Her gün sabah ve akşam olmak üzere 1 Fatiha 3 İhlası-şerif okunarak sevabı Hz.Peygamber Efendimizin ruhuna bağışlanır.

Aşağıdaki dua 7 defa okunur.

“Hasbiyallâhü lâ ilâhe illâ hû,aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbil arşil azıym”. Her gün sabah akşam bu duaya devam eden kimseler mesut bir aile hayatı geçirirler.

Aileler,eşler,birbir­leriyle iyi geçinemedikleri takdirde Kur’anı ke­rimdeki Vâkıa suresi tatlı bir şeyin üzerine(bal,tatlı,şeker v.b) birlikte muhabbet zamanı uygun bir saatte 9 defa okunur ve yedirilirse aralarındaki geçimsizlik ve soğukluk kalkar yerini tatlı bir muhabbete bırakır. Eğer yapılan bir kötülük olmazsa ömürlerinin so­nuna kadar birbirlerini derin bir tutkuyla severler.

Ayrıca aynı isteği temin etmek için aynı sure yani Vakıa suresi miskianber mürekkebi ile yazılır bu yazı silindikten sonra üzerine dokuz defa Vakıa suresi okunur ve tatlı yiyeceklere(bal,pekmez,tatlı v.b) karıştırıla­rak geçimsiz kimselere yedirilirse aynı netice alınmış olur. Okmak İçin Tılayınız; 
Vakıa Sursi 

Aile arasındaki çıkan huzursuzlukları dindirmek için bir diğer dua;

"Bismillahirrahmanirrahim, Ve elkaytü aleyke mehabbeten minni." 

Anlamı; Ey Musa! Sevilmen ve benim nezaretimde yetiştirilmen için. sana kendimden sevgi verdim. Bu dua 41 defa okunursa aile arasında muhabbet meydana gelir.
Bir kişi eşini çok seviyor ve ondan yeteri kadar sevgi göremiyorsa bir bardak suya 786 kere "Besmele" okuyup suya üfler ve o suyu eşine içirirse Allah'ı Teala'nın izniyle ona karşı muhabbeti kazanır.

Bismillahirrahmanirrahim
Ya kaviyyü, Ya Ganiyyü, Ya Vefiyyü, Ya Azizü, Ya Rahimü. Ya Rrabbi. Ya zel arşil mecid. Ya fa'alün lima yüridü bi'l hakkı e'ınna birahmetika Ya Erhamer-rahimin. Deyip, her seferinde bir bardak suya üfler ve o suyu her gün eşine içirirse, Allah'ı Teala'nın izniyle aralarındaki soğukluk kalkar.


Bismillahirrahmanirrahim
Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym. Anlamı; Yedişer defa okuyan kimse, mesud bir aile hayatı geçirir. Dünyanın sıkıntılarından kurtulur. Huzurlu bir hayat elde eder.
Devamını Oku »

16.02.2017

Dinimizde Söylenmesi Caiz Olmayan Sözler

Bu günki konumuzda dinden çıkaran sözler var mıdır?,domuz kelimesi günah mı,birine domuz demek günah mıdır,bir müslümanın söylememesi gereken sözler hakkında detaylıca bilgiler paylaşacağız.Sıkça sorulan "ben demek şeytandandır" veya aşkım demek günah mı,sevgilime aşkım demek günah mı,kaka demek günah mı bu tarz soruların cevaplarını paylaşacağız sizlerle...

dinimizde-söylenmesi-caiz-olmayan-sözler
 Dinimizde Söylenmesi Caiz Olmayan Sözler!..
  • Haksızlık karısında susan dilsiz şeytandır demek caizdir,söylenmesi günah değildir!..
  • Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti demek uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.
  • Ben demek şeytandır!..Ben demek benciliktir,bencilik şeytana mahsus bir özelliktir
  • Sevgilime aşkım demek günah mıdır?,Cevap: Aşkım demek günah değildir fakat herkesin içinde söylenmesi caiz değildir.
  • Çocuk yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz olmaz. Çünkü mucize sadece Peygamberlerde görülür, çocuğa Peygamber denmiş olur. Allah’ın kudreti ile kurtuldu demek gerekir.
  • Günahkâra veya kâfire, "Günah keçisi" demek caiz değildir.
  • Ana babası Hristiyan olan, namazda zammı sure olarak (Rabbenağfirli velivalideyye...) âyetini okuması caizdir, salli bariklerden sonra dua olarak caiz değildir.
  • "Haram ama seviyorum" demek haram olur, küfür olmaz.
  • "Allah yazdıysa bozsun" demek, dua niyetiyle caizdir.
  • Kâfire, "dayı, amca, dayıcığım, buyurun" demek, âdet olarak söylendiği için caizdir.
  • Allah bizi düşündüğü için göz vermiş demek caiz olmaz. Zira düşünmek mahluklara mahsustur.
  • "Allah kuşlara kanat vermeyi ihmal etmemiş" demek uygun değildir. Allahü teâlâ ihmal etmez. Sanki ihmal de edebilir anlamı çıkacağı için söylememeli. İhmal etmez anlamında söylemek küfür olmaz.
  • "Yüzünü gören Cennetlik veya hacı oluyor", demek caiz olmaz. Çünkü bir kimseyi görmekle Cennetlik veya hacı olunmaz. Bu bakımdan böyle söylemek yanlıştır.
  • Çocuklara bazen "o ellenmez kaka diyoruz" kaka demek günah mı?.. Cevap : günah değildir!..Hz. Ka’kâ’ (r.a.), büyük komutan büyük sahabe ve Yahudilerin en çok nefret ettiği şahsiyetlerden biriydi.Kaka demek dışkı anlamına gelirken,Hz. Ka’kâ’ (r.a.) dan bahsedilmediğini onun adının zikredilediğini en akılsız insanın bile bilmesi gerekir
  • Müslümana şeytan gibi adam demek caiz değildir. Cin gibi demek caizdir.
  • Müslüman ölü için "Toprağı bol olsun" demek caiz olmaz, bu ifade gayrimüslimler için kullanılır.
  • "Allah kuşların planını kader defterine çizerken yakıt ihtiyaçlarını da hesaba katmış" demek caiz ise de böyle ifadeler kullanmak uygun olmaz.
  • "Allah insanın binasını hücre tuğlası ile örmüş" demek caiz ise de dememelidir.
  • Kâfire yaptığı iyilik için Allah razı olsun ifadesini imana gelmesini veya "Allah razı olduğu şekle çevirsin" diye niyet ederek söylemek caizdir.
  • "Allah unutmadı" demek edepsizlik olur. Sanki böyle demekle unuttuğu zaman da olabilir anlamı çıkmaması için böyle söylememeli.
  • "Allah yarattı demem döverim, almadan vermek Allah’a mahsus" gibi sözler küfür olmaz, ancak, Allahü teâlânın ismini, gereksiz yere kullanmak hürmetsizlik olur. Lüzumsuz yere yemin gibidir.
  • "Şerefsizim ki doğru söylüyorum" demek caiz değildir. Müslüman böyle söylemez. 
  • "Anam avradım olsun" demek küfür olmaz. Ama Müslüman bir kişiye böyle söylemek yakışmaz.Çirkin bir yemin etme şeklidir.
  • İlah yerine "Ey rahmeti bol padişah" demek, ibadet olmayan yerlerde caizdir.
  • Eskimiş Kur'an demek caiz değildir. Eski Mushaf olur ama, eski Kur'an olmaz. Kur’an, Allah kelamı demektir. Kur'an-ı kerimin kağıtlara yazılmış şekline Mushaf denir. Bunun gibi, büyük Kur'an, küçük Kur'an demek de caiz olmaz.
  • Bazıları, “Domuz oğlu domuz, domuz gibi bakıyorsun. Eşek oğlu eşek demek küfürdür, çünkü böyle söyleyince Hazret-i Âdem'e kadar gider. Böyle söyleyenin iman ve nikahını tazelemesi gerekir” diyorlar. Bunlar doğru değildir. Hazret-i Âdem'e kadar gitmez. Böyle söylemek uygun değilse de, küfür olmaz. Müslüman böyle sözler söylemez.
  • "Anladıysam Arap olayım" demek uygun değildir. Niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.
  • "Allah bana kulum demesin" diyerek yemin etmek caiz değildir, çok tehlikelidir.
  • Allah’a akıl sahibi demek caiz değildir, akıl mahluktur. Allahü teâlâ aklın yaratıcısıdır.
  • Eskiden mürşid-i kâmiller vardı, ama dünya işlerinden anlamazlardı demek caiz değildir. Onlar ahiret işleri gibi, dünya işlerini de bilirlerdi. Bazı kimseler de evliya ayrı, âlim ayrı diyorlar. Yani evliya ilimden anlamaz diyorlar. Evliya haramdan, mekruhtan kaçan salih kimsedir. İlim olmadan haramdan, bid'atlerden nasıl kaçılır ki?
  • İnsanlar için, "Beni ihya etti, beni ihya ettiniz" demek caiz değildir. İhya etmek kelimesi, canlandırmak, can vermek, diriltmek anlamındadır. Bu anlamda kullanılması uygun değildir.
  • Gayrimüslime hacı demek: Bir Yahudiye veya Hristiyana hacı demek caiz midir?Hacı, İslam’ın hac şartını eda eden Müslümana denir, gayrimüslime hacı denmez.
  • Papaz olmak: Biriyle tartışınca veya kavga edince, papaz olduk deniyor.Böyle söylemek küfür değilse de, uygun olmaz. Çünkü şakadan bile, ben papazım demek caiz değildir.
  • Huz-il-kitabe: Mızraklı ilmihalde, Yahya adlı kimseye, "Ya Yahya! Huz-il-kitabe" demek küfür olur deniyor. Niye küfür oluyor?.. Bu ifade, bir âyet-i kerimenin bir kısmıdır. Böyle Kur’an lafzıyla söylemekle, Kur’an-ı kerim hafife alınacağı ve oyuncak haline getirileceği için, küfür oluyor.
  • Afattan murat: Bir kitapta "şimdi geldim Bismillah dese, afattır" deniyor. Burada afattan murat nedir? Cevap : Tehlikeli iş, felaket demektir. Kibirlenerek, kendini büyük göstererek, sanki padişah gelmiş gibi, yanıma besmele ile girilir gibi şeyler söylemek uygun değildir anlamındadır.
  • Hayırlı işler demek: İçki satan veya kumar oynatan yere gidince, hayırlı işler demek caiz değildir!..
  • Mübarek isimlere hürmet: "Koyun olmayan yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler" demek caiz değildir
  • Kötüye iyi demek caiz değildir!..
Devamını Oku »

10.02.2017

Bismişah Allah Demek Günah mıdır,Caiz mi?

bismisah-allah-demek-günah-midir-caiz-mi
Bismişah Allah Demek Caiz mi?
Aleviler, dualarına "bismi şah" (şahın adıyla) diyerek başlarlar.Bismişah,Alevi ve bektaşilerin besmele çekme şeklidir. Şahın Adıyla anlamındadır.Bu,kitap ve sünnette yoktur.Müslüman kişinin besmelesi "Bismillahirrahmanirrahim" dir.Bismişah demek günah değildir ama Bismişah demek caiz değildir!..
Devamını Oku »

7.02.2017

Cinler Define veya Gömüyü Sahiplenip Korur mu?

Cinler define yeri söyler mi?..gibi sorular yağmur gibi geliyor,aklım mantığım almıyor böyle sorulara,define konusunda en çok gelen bir diğer soruda define ararken cin çarpar mı?.. Define cin ilişkisi öyle bir boyuta ulaşmış ki,bir okuyucudan gelen mesajı burda yayınlamak istedim ama onun adına ben utandığım için yayınlamaktan vazgeçtim!.. Cinlere define buldurmak için senelerce biriktirdiği parayı cinci hocalara harcamış bir sürü insan çaresizce bizlere hallerini arz ediyorlar.
Cinlerden define yeri öğrenmek için dua veya dular var mı diye soranlar bile var...
Dün bir okuyucudan yardımcı cinler hakkında bilgi alabilrmiyim sorusu gelince,artık bu konuya bir açıklık getirme vaktinin geldiğini anladım ve aşağıda ki yazıyı sizler için hazırladım,umarım faydalı olur.

cinler gömüyü sahiplenip korur mu?
Define ve Cinler  Hakkında
Define veya gömü arayanlar arasında cinlerle alakalı bir takım söylentiler vardır.Hazine ve define konusu hakkında yazılmış kitaplarda cin meselesinede değinilmiştir. Define ile ilgili yazılmış bir kitapta cinlerle ilgili bir takım yazıları aşağıda paylaştık;
  • Defineyi gömenler, defineyi 24 saat sürekli bir şekilde koruyamayacakları için cin çağırıyorlar ve onlara bekçilik yaptırıyorlar.
  • Kilisenin papazları kilisenin paralarını gömerken kara büyü veya papaz büyüsü yaparlar.
  • Bazı paralar,cinler padişahının koruması altındadır.
  • Besmelesiz gömüde ve eşkıya parasında cin vardır.
  • Gömüyü kazmadan önce pek çok definecinin tercihi,cin çağıran kişilere başvurarak hazine yerinin doğruluğunu tespit ettirmektir.
  • Hoca, şüpheli araziden getirilen bir avuç toprağa bakarak arazide define olup olmadığını söyler. Paranın cinler tarafından sahipli olup olmadığını da söyler. Paranın miktarını ve derinliğini söyler.
  • Cinler ellerinde olan defineyi vermemek için uğraşırlar, çeşitli engelleme yöntemlerine başvururlar.
  • Cinlerin koruduğu define parası etrafında kazıdan önce çevirme yapılır. Çevirme siyah kemik saplı bıçak veya nar veya gül dalıyla kazılacak yerin etrafında dua okuyarak daire çizmektir. Bu arada tütsü yakılır, daire içinde 5 köy yumurtası kırılır; bu cinleri bir bomba gibi korkutur.
  • Eğer kazıda define bulunursa, bu paranın bir kısmı kazılan çukurda cinler için bırakılır. Bu şekilde cinler görevlerine devam edebilirler.
Bu ve buna benzer konular bu kitaplarda onlarca sayfa anlatılıyor. Bu anlatımlar aslı astarı olmayan safsata sözlerdir. Meleklerle, cinlerle, gaip ile ilgili bilgileri bize ancak Yüce Allah ve onun Peygamberi verebilir. Yüce Allah'ın ve sevgili Peygamberimizin bize öğrettiklerinde yukarıda anlatılan şeylerin zerresi bile yoktur.

Yüce Allah Kurân-ı Kerîm'de kendini "Hayrürrazikin" "Rızık verenlerin en hayırlısı" olarak tanımlamıştır:

34/39 De ki: "Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarf ettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızk verenlerin en hayırlısıdır."


Rızık ve rızkın bir çeşidi olan "defineyi" de Allah'tan istemek gerekir. Bu arada define bulmak için cinlerden medet umanları da doğru yola yani Allahın yoluna davet ediyoruz. Cinlerle uğraşmaktan vazgeçin zira "Şeytan da cinlerdendir." Cinlerle uğraşanlar herzaman çarpılma,şeytana uyma ve günah işleme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.Yüce Allah'ın Fatiha suresinde bize söylettirdiği: "İyyake na'büdü ve iyyake nesta'in"  "Sadece sana kulluk eder ve sadece senden yardım dileriz" vazifesini yerine getirelim.
Cinlerden,cinci hocalardan medet ummayalım.Definenin yerini cinler hiçbir zaman söylemez,cinci hocalar zaten bilseler gidip kendileri çıkarırlar size söylemezler,kaldı ki hiç bir imanı bütün hoca bu işlerle uğraşmaz,bir hoca size filanca yerde altın var,define var derse biliniz ki o hoca sahtekar bir imansızdır
Sizin tek yapmanız gereken gönlünüzü-kalbinizi Allaha yatırıp ondan istemek,ondan yol göstermesini dilemektir.Yüce Allah dilerse bir sebep yaratır ve sizi oraya götürür,onu buldurur,ama kısmetinizde define bulma yoksa,o sizin rızkınız değilse önünden geçseniz,üstüne bassanız göremezsiniz.
Define ararken cinlerden korkulmaz, tek korkulacak varlık Allah'tır. Yüce Allah dilemezse de kimsenin başına bir musibet gelmez. Ancak korkunun önüne geçilemezse, Yüce Allah, bu durumda kullarının kendisine sığınmalarını emretmiştir. Allaha sığınmak için ve o korkulardan kurtulup nice musibetlerden korunmak için "Ayetel Kürsi" ile "Felak" ve "Nas" surelerini okumanız yeterlidir,başkacada hiç bir şeye ve hiç kimseye ihiyacınız yoktur!..
Kısacası bir define yada gömüyü cin yada cinler sahiplenmişse ve o gömüyü koruyor yada o define cinler tarafından korunuyorsa sizi de dualar aracalığı ile Allah koruyor,bunu aklınızdan çıkarmayınız,sizin zırhınız dualar,gözeteniniz Allah C.C'dür,Allahtan daha büyük bir varlık olmadığına göre ve Allah ona sığınanı geri çevirmeyeceğine göre sizin Allahtan başka hiç bir şeyden korkmanıza gerek yoktur.
Devamını Oku »

4.02.2017

Nihat HATİPOĞLU (Dilek Tesbihi)

Dilek tesbihi yapanlar Allahın izni ile dilekleri kabul olur,99 tesbih duası veya dilek tesbihi 100 ihlas olarak adlandırılan dilek tespihi hakkında Pr.Dr. Nihat HATİPOĞLU sunduğu programda detaylı bilgiler paylaştı.Bu sayede dilek için tesbih çekmek sadece tesbihe 3 ihlas 1 fatiha okumak olmadığını,öncesinde namazda kılmak gerektiğini öğrendik.Dilek tesbih namazı nasıl kılınır aşağıda detaylıca anlattık.Ayrıca sizlerden gelen 100 lük tesbihe 3 ihlas 1 fatiha nasıl okunur?,tesbihle çekilen dilek duları hangileridir?... gibi soruların cevabını vermiş olduk!..

dilek tesbihi nihat hatipoglu
Nihat HATİPOĞLU-Dilek Tesbihi

Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Allah rızası için 2 rekat  namaz kılınır,hemen ardından 2 rekatta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için kılınır,en son 2 rekat namazda hacetiniz için yani dileğiniz için kılınır.Toplamda 6 rekat namaz kılınmış olur.
Hemen ardından bir tesbih alıp her bir boncuğuna ve sonunda birde imamesine okumak şartı ile 3 ihlas 1 fatiha olmak üzere 100 fatiha 300 ihlas okunur!..
Tesbihe okuma işlemi bittikten sonra dilek dilenir ve o tesbih kıbleye doğru yüksekçe bir yere asılır ve orada kalır,dileğiniz olduktan sonra 41 adet tesbih satın alınır ve bu tesbihler çevrenizdekilere konu komşuya,akrabaya dosta dağıtılır veya camiye bağışlanır!..Tesbihleri dağıttıktan sonra dilek için astığınız tesbihi yerinden alabilirsiniz.Allah dilediğiniz tüm dilekleri kabul eder inşalla,bu tespih hacet için çok tesirli ve etkilidir,denenmiş ve yapanların dilekleri kabul olmuştur.
Devamını Oku »