Sayfalar

Ne Aramıştınız?

Aileden Gizli Dini Nikah Yapmak Caiz midir? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aileden Gizli Dini Nikah Yapmak Caiz midir? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.08.2014

Aileden Gizli Dini Nikah Yapılabilir mi?

Aileden gizli dini nikah,Aileden gizli dini nikah yapılabilir mi?,Aileden gizli dini nikah yapmak caiz midir?,Aileden gizli dini nikah olur mu?,Aileden gizli olarak kıyılan nikah geçerli midir?,Reşit olan kızla erkek, kendi aralarında kendilerini karı koca kabul edebilirler mi?,Bir bayanla rızası dahilinde ilişkiye girmek veya gizli nikah haram mıdır?


aileden gizli imam nikahıEvvela, ne İslam hukukunda ne de hiçbir beşeri hukuk sisteminde hiçbir konuda iki akit yoktur. Dolayısıyla resmi nikah, dini nikah diye bir ikilem söz konusu değildir. İslam hukukuna göre, nerede ve kimin nezaretinde kıyılsa kıyılsın, şekil şartlarına uygun olarak kıyılan bir nikah akdi geçerlidir.

Ancak, yeni ailenin kuruluşu, kuruluş tarihi, üyeleri, miras ve nafaka gibi hukuki sonuçları ve neslin tespiti gibi hususların önemine binaen nüfusta tescil edilerek resmiyet kazandırılması zorunludur.

Saniyen, Eimme-i selaseye (üç mezhebe) göre, kızın velisinin(veli: baba, dede, kardeş ..gibi baba tarafından kızın en yakın erkek akrabası) haberdar olmasının ötesinde bizzat nikah akdinde veli sıfatıyla temsil etmesi gerekir. Velisiz kıyılan bir nikah, ehli Sünnettin bu üç mezhebine göre geçersizdir. Buna karşın, Hanefi mezhebine göre en iyisi velinin nikâhta temsil etmesi ise de, damat denk olmak şartıyla velisiz de kıyılan nikah geçerli sayılır.

Bugün belediye nikah memuru tarafından kıyılan nikahlar, yalnız Hanefi mezhebinin şekil şartlarına uygundur. Maliki, Şafii ve Hanbeli ekollerin şekil şartlarına uygun olmadıkları için geçersizdir. Delil açısından cumhurun görüşleri daha kuvvetlidir.

Ayrıca, geçici niyetiyle yapılmak istendiği için gizli kıyılan sözde nikâh akdi bütün mezheplere göre geçersizdir. Nikâh muvakkat olmaz. Ayrıca, ahlak dışı bir harekettir. Yetişmelerine hayatlarını feda eden şefkat abideleri olan ebeveyni, bu mürüvvet olayında saf dışı ederek rızalarını almadan, onları hiçe sayarak evlenmeye karar vermek, ana babaya en ağır bir saygısızlık ve en büyük bir aşağılamaktır.

Çünkü ailesinden gizlemenin ve resmi nikahtan kaçmanın altında izahı güç oyunlar söz konusu olabilir. Bu oyunların hepsi zevalli kızın aleyhinde olan olaylardır. Zira, dini nikahın resmiyette hiçbir mana ifade etmediği için kadının hiçbir hukukunu koruyamaz. Erkek, başkasını sevdiğinden kadını terk edebilir, nafakasını kesebilir, dini nikahı var diye kadından faydalanabilir, hangisi ölse diğeri ondan miras alamaz, nesep tespiti sıhhatli yapılamaz vs. gibi olumsuzlukların çoğu kadının aleyhinde olacaktır. Erkek dini nikahı devam ettiği halde resmen ikinci bir kadınla evlenebilir, ya zevalli kız boşanmadıkça evlenemez, çünkü dini nikahı vardır! Dolayısıyla resmi nikah yapılmadan dini nikahın kıyılması, kızın geleceğini karartabilecek ve kıza karşı yapılacak büyük bir yanlışlıktır.

Nikâh bir akit, sözleşme ve anlaşmadır. Bunun için bazı şartları vardır. Bu şartlardan birisi yerine getirilmezse nikâh sahih olmaz.

1. Evlenecek kişilerin veya vekâletlerini verdikleri şahısların hazır bulunması.
2. Tarafların irade beyanı. Evlilik akdini kabul ettiklerine dair eşlerin “kabul ettim” şeklinde ifade etmeleri.
3. Kızın velisinin izninin olması. Bu hüküm Hanefi mezhebi hariç diğer mezheplere göredir.
4. Şahitlerin hazır olması. Bu şahitler, ergenlik çağına ermiş, aklı başında iki erkek veya bir erkekle iki kadın olmalıdır. Yani şahitlikte mutlaka bir erkeğin bulunması icap eder.

Bunlardan başka bir şart daha vardır; o da nikahın duyurulmasıdır.Bu Malikilere göredir. Ancak Osmanlı Aile Hukuku kararnamesinde de mahalle kadısına kayıt yaptırılmayan nikahların geçersiz sayılacağı ifade edilmiş ve resmi nikah üzerinde ısrarla durulmuştur.

Resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasını uygun görmüyoruz.Özellikle kadının dini ve dünyevi hukukunun korunması açısından dini nikahın yanında resmi nikahın da yapılmasını gerekli buluyoruz.

Nitekim Osmanlı Aile Hukuku kararnamesinde de mahalle kadısına kayıt yaptırılmayan nikahların geçersiz sayılacağı ifade edilmiş ve resmi nikah üzerinde ısrarla durulmuştur.

Yalnız kalınca günah işlemiş olmamak için dini nikahı tercih ediyorlar. Halbuki daha sonra telafisi çok zor durumlarda kalabiliyorlar.

Bir kadın ve erkek aileden habersiz ya da ailenin izniyle şahitler huzurunda nikahlansalar karı koca sayılacaklarından erkek boşamadan kadın başkasıyla evlenemez. Bu açıdan çok tehlikelidir. Nitekim bize bu konuda onlarca soru geliyor.
"Ben bir erkekle dini nikah kıydırmıştım. O beni boşamıyor ne yapayım?" 
"Ben dini nikahtan boşanmadan başkasıyla evlendim. Zina sayılır mı?" gibi tüyler ürperten pek çok problemle karşılaşıyoruz. Bu durumda sonunda telafisi imkansız olaylar olabiliyor. Bu nedenle resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasını asla doğru bulmuyoruz.

Zaman zaman kapıldığı öfkelerle pişman olacağı şeyler yapan bir adam Efendimize (asm) gelerek sormuştu:

– Beni cennete götürecek bir iş haber ver ki onu yapayım da cennete gideyim!

Efendimizin cevabı çok kısa ve net oldu.:

– Öfkeni yen, öfkene uyma, sana yeter!

Evet, öfke basite alınacak bir hal değildir. Nitekim öfkesini yenemeyen adam, tetiğe basar; bir insanı gözünü kırpmadan öldürüverir. Bundan sonrası ise ömür boyu pişmanlıktır...

Öfkenin bu türlü sonucundan dolayıdır ki Efendimiz sık sık ikazlarda bulunur:


– Öfkene uyma, öfkeni yen, öfkeni yut, öfkeye götüren tahrikten uzak dur, şayet cennete götürecek bir amel sahibi olmak istiyorsan!.. diyerek çevresine uyarılarda bulunmuştur.

Sonucu mutlaka pişmanlık olan öfke konusunda bilinmesi gereken en mühim nokta, öfkenin tek çeşit olmamasıdır.

Bazıları öfkeyi sadece sinirsel bir şiddetten ibaret zannederler.

Halbuki öfkenin bir de cinsel tahrik sonucu duyulanı vardır ki, bu türlü cinsel öfke, tetiği çekip de gözünü kırpmadan adam öldürten sinirsel öfkeden daha korkunç sonuçludur.

Hatta cinsel öfkenin sinirsel öfkeden çok daha korkunç sonuçlar vereceğinden dolayıdır ki Efendimiz (asm) bu öfkeye sebep olacak tahrikçi görüntü ve çevrelerden uzak durmayı, mahremiyet sınırlarını aşmamayı, taşmamayı tenbih buyurmuş, bu konudaki ikazlarından birinde de şöyle çarpıcı bir uyarıda bulunmuştur:


– Cinsel duyguları ayaklanan insan, aklının ya tümünü ya da üçte ikisini yitirmiş insan gibidir. Yani her türlü riski göze alacak hale gelir, cinsel duyguları kabarıp isyana yönelen insan...

Evet, tek ve tenha yerlerde iki yabancının göz göze, yüz yüze gelmesi, cinsel öfkenin yavaş yavaş kabarmasına zemin teşkil etmesi demektir. Önce masumca sohbetler, sonra el tutuşup tokalaşmalar, derken bir zaman gelir ki cinsel öfkenin kabarmış dalgaları tarafları sürükleyip götürmeye başlar. Olmayacak şeyleri olur hale getirmeye bile yönelirler. Tıpkı telefondaki kızcağızın çare arayışları gibi.

Bir kızcağız telefonun öbür ucundan soruyordu:

Okuldaki arkadaşımla gizli dini nikah yapmak istiyoruz, ne dersiniz?

Tepkili cevabım sert oldu herhalde.

– Ben, intiharın her türlüsüne karşıyım. Hayatının baharında bir genç kızın ailesinden habersiz gizli nikahla hayatını baştan riske sokması, büyük ihtimalle bir intihar gibidir. Erkek için aynı derecede olmasa da kız için sonuç bundan başkası değildir, dedim...

– Çaresi yok mu bunun? diye üsteledi kızcağız.

– Var, hem de çok kolay, dedim.

Heyecanlandı:

– Lütfen onu söyleyin hemen.

– Resmi nikahla evlenmek. Böylece kendini ve aileni büyük bir yıkıma uğramaktan kurtarmak.

– Ama şu anda buna imkan yoktur. Ne ailem buna razı olur, ne de bizim okul ve yaş durumumuz buna müsaittir.

– Demek hem yaş, hem okul, hem de aile durumu müsait olmadığı halde, siz yine de gizlice dini nikahla evlenmeye cesaret edebiliyorsunuz. Bu acelenin sebebi ne ola ki?

– Uzun zamandır birlikte arkadaşlık etmekteyiz. Birbirimize çok alıştık. Önümüzdeki bu manileri düşünemez hale geldik sanki. Dini nikah yaptırmayı göze alıyoruz artık.

Evet cinsel öfkeye girecek kadar mahremiyet sınırlarını aşıp da yabancıyla yüz yüze göz göze yaşamaktan kaçınmamak, işte böyle sonucu düşünemez hale getirir tarafları. Ömür boyu pişmanlık duyacakları hatayı göze aldırır. Sadece kendilerini değil ailelerini de perişan hale sokarlar.

Kaldı ki, Şafiiye göre, velinin izni olmadan dini nikah yapılamaz.

Hanefi’de de, taraflar denk değilse velinin itiraz edip ayırma hakkı vardır

Bunlardan başka resmi nikahtan önce dini nikah yapmak da kanunen yasaktır artık.
Devamını Oku »