Sayfalar

Ne Aramıştınız?

Yalancı Şahitlik Yapmak Günah mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yalancı Şahitlik Yapmak Günah mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.09.2015

Yalancı Şahitlik Yapmak Günah mı?

Yalancı Şahitlik Yapmak Günah mı?,Yalancı Şahitlik Yapmak ile İlgili Hadisler,Yalancı Şahitlik Yapmak ile İlgili Ayetler,Yalancı Şahit Yapmanın Cezası...

Yalancı Şahitlik Yapmak Günahmı

Yalan söylemek haramdır. Ayrıca yalancı şahitlik yapmak iki katlı çirkin bir durumdur ve en büyük günahlardan sayılmıştır.

Ebu Bekre radıyallahu anh anlatıyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:

"Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?" buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmişlerdi. Biz:

"Evet!" deyince:

"Allah'a şirk koşmak, anne ve baba haklarına riayetsizlik, cana kıymak!" buyurdular. Bu sırada dayanmış durumda idi, yere oturup:

"Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahitlik!" dedi ve bunu o kadar tekrar etti ki,

"Keşke kesse artık!" temennisinde bulunduk."[Buhâri, Şehâdât 10, Edeb 6, İsti'zân 35, İstitâbe 1; Müslim, İmân 143, (87); Tirmizi, Şehâdât 3, (2302)]

Yalan: Yalanı iş edinme, çok yalan söyleme. Yalan, kişinin gerçeği saklayıp bildiğinin aksini söylemesidir. Yalancılık çok çirkin bir huydur. Dinimiz yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır.

Yalan rûhî bir hastalıktır, Müslümanların kendilerini bundan korumaları gerekir. Çocuklar daha küçükken doğru sözlülüğe alıştırılmalı, yalanın zararları kendilerine anlatılmalıdır.

Cenab-ı Hak "Yalan sözden kaçının." (Hac, 22/30)

diye emrettiği hâlde basit dünya menfaatleri için yalan söyleyenler vardır. Özellikle yalan yere şahitlik yapmak çok kötü bir davranış ve büyük bir günah sayılmıştır. Gerçek bir Müslüman kendi aleyhinde de olsa, doğru söylemeli ve asla yalana yaklaşmamalıdır. 
Çünkü Allah Teâla şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler! Hak üzere durup adaleti yerine getirmeğe çalışan hâkimler ve Allah için doğru söyleyen şâhidler olun. Velev ki, o şahitliğiniz nefisleriniz yahut ana babanızla yakın akrabanız aleyhine olsun. İster üzerine şahitlik yapılan kimseler zengin veya fakir bulunsun..." (Nisa, 4/135).

Peygamber Efendimiz (asm) de, yalan söylemenin ve yalan şahitlik yapmanın büyük günahlardan olduğunu ısrarla belirtmiştir (Riyazü's-Sâlihîn, III/138). Ayrıca yalanın münafıklık alâmetlerinden olduğunu haber vermiştir. (Müslim, İman, 107).

Dinimizde sadece üç yerde yalan söylemeye izin verilmiştir:

a) Zulüm ve haksızlığa uğramış bir adamın can, mal veya namusunun zarar görmekten kurtarılması için;

b) Dargın olan karı-kocayı veya iki kişiyi barıştırmak için. Çünkü Rasûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:


"İnsanlar arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir."(Müslim, Birr ve Sıla, 27)

c) Harp te düşmanı yenmek için.


Yalanın kötülüğüne gelince, Peygamberimiz (asm);

"Yalan kötülüğe, kötülük Cehennem'e götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır." (Buharî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105) buyurmuştur. Yalanın en büyük kötülüğü işte budur. Yani, insanı Allah Teâla'nın rızasından uzaklaştırıp Cehennem'e götürmesidir.

Ayrıca yalan insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar, yerine düşmanlık tohumları eker. Yalan er geç ortaya çıkacağından, yalancılar, kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler.Kısaca yalan, insanı dünyada da ahirette de felakete sürükler.

Yalan yemin: Vakıaya aykırı olan bir şeyin doğruluğuna yemin etmek.

Yalan yere yemin eden kişi, Allah'ı yeminine şahit göstererek insanları kandırmak istediği için, O'nun mukaddes adını istismar etmekte, O'na iftirada bulunmaktadır. Bu nedenle Hz. Peygamber (asm), büyük günahların en büyüklerinden birinin de yalan yemin olduğunu söylemiştir. (Buharî, Edeb, 6).

"Birbirinizi aldatmak için (yalan) yemin etmeyin, bu yüzden yere sağlam basan ayak sürçebilir ve Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azab tadarsınız. Bunun için size (ahirette de) büyük bir azab vardır."(Nahl,16/94) âyeti, yalan yeminin cezasının ilahî azab olduğunu belirtmektedir.

Bir kimse geleceğe yönelik yaptığı bir yemini bozduğunda, kefaretini ödemek suretiyle yeminin günahından kurtulur (bk. Yemin Kefareti); fakat yalan yemin öyle büyük bir günahtır ki, onun cezasını kefaret dahi düşüremeyeceği için, yalan yeminde kefaret olmaz. Böyle bir günah işleyen kişi, yalanına şahit gösterdiği Allah'a tövbe etmeli, af dilemeli ve bir daha bu günahı işlememelidir. Onun günahım ancak Allah affedebilir.

Yalan yeminle başkalarının hakkı alınmışsa, velev ki bu kanun yoluyla olsun, ikinci bir günah daha işlenmiş olur. Haksız yere elde edilen bu hak, sahibine ödenmedikçe tövbe ile kurtuluş olmaz. Mesela bir kimse, ödemediği borcunu bile bile "ödedim" diye yemin etse, karşı taraf da alacağını ispat edemese ve hâkim, yalan yemin edenin borçsuz olduğuna hükmetse, bu kişi iki büyük günahı birden işlemiş olur.

Bir de dikkatsizlik, kötü alışkanlık, hata gibi sebeplerle yalan yere yemin etmek durumuna düşülür. Şüphesiz ki bunun günahı diğeri gibi değildir. Fakat gelişi güzel, lüzumsuz yere Allah'ın adını anmak da bir günahtır. Bu nedenle dile hakim olmalı, yemini alışkanlık haline getirmemeli, ancak çok önemli durumlarda yemin etmelidir.

Yeminde niyet, yemin ettirenin maksadına göredir. bu nedenle, yemin eden kişi kalbinden başka şeyleri geçirerek yemin ederse yine yalan yemin etmiş olur. Mesela, Ahmed'e olan borcu için yemin ettirilen kişi, Mehmed'e ödemiş olduğu borcu kastederek, "borcumu ödedim" diye yemin ederse, yalan yemin etmiş olur.

Yalan yere şehadetin dünyevi cezası:

Hukukçularımız, yalancı şahitler için cezayı sadece ahirete bırakmamışlar, dünyada da bir takım cezalar öngörmüşlerdir. Yalan yere ettikleri şahitlik yüzünden, sebep oldukları maddî zararın tazmininin yanı sıra başka cezalar da verilir. Yalancı şahit için genelde belli bir ceza tespiti yapılmamış, bu tamamen hâkimin takdirine bırakılmıştır. İmam Ebû Hanîfe yalancı şahidin caddelerde teşhir edileceğini, Ebû Yusuf ve Muhammed ise dayak ve hapis cezası ile cezalandırılacaklarını söylerler (Merğinânî, a.g.e., III/132; İbn Kudâme)

Yalancı şahitlik mümin bir kulun vasfı olamaz: 

“Onlar o müminler ki, yalan yere şahitlik etmezler. Boş şeyler söz ve hareketler ile karşılaştıkları zaman yüz çevirerek, vakarla geçip giderler.” (Furkan, 72)
Ömer b. Hattab’a (r.a.) Iraklı bir adam gelerek:
“Sana başı ve sonu olmayan bir iş için geldim” deyince, 
Hz. Ömer:
“O nedir?” dedi. 
Adam:
“Ülkemizde baş gösteren yalan yere şahidlik” cevabını verdi. Hz. Ömer de:
“Gerçekten öyle mi oldu?” dedi. 
Adam:
“Evet” deyince, 
Hz. Ömer:
“Vallahi, İslâm’da hiç bir kimse fasıkların şahadetiyle hapsedilmez” dedi. (Dâmâd, Mecmau'l-Enhur)

Yalancı şahitlik en büyük günahlardandır

Biz Resulüllah’ın (asm) yanındaydık, üç defa:
“Size en büyük günahları haber vereyim mi?” diyerek şunları sıraladı:
1.Allah’a ortak koşmak
2. Ana babaya asi olmak
3.Yalancı şahitlik yapmak,

Dikkat ediniz yalancı şahitlik ve yalan konuşmak birdir” dedi ve yaslandığı yerden doğrulup oturdu. Bunları tekrar tekrar söyledi. Nihayet biz -üzüntü ve acıdan dolayı keşke sussa diye düşündük. (Buhari, Müslim, Tirmizi) 

Peygamber (asm) şöyle buyurdu:
“Dikkat ediniz! Size büyük günahların en büyüklerini haber vereyim mi?”
“Hazreti Peygamber bu sözünü üç defa tekrarladı. 
Hazır olan topluluk:
“Evet, Ya Resulüllah haber veriniz, dediler. 
Hazreti Peygamber şöyle buyurdu:
“Allah'a ortak koşmak ve Ana-babaya asi olmaktır.” 

Resûl-i Ekrem, duvara yaslanmış iken hemen doğrularak dizleri üzerine oturdular ve şöyle buyurdular:
“Ve hele yalan konuşmak (yalan yere şahitlik etmek)” Bunu birçok defa tekrarladılar; öyle ki, biz içimizden artık tekrarlamaktan vazgeçmesini temenni ettik.” (İbni Mace)
Allah'a ortak koşmak ve ana-babaya asi olmak günahlarından sonra Hazreti Peygamberin yapmış oldukları yeni bir uyarma işin önemini göstermektedir. Yaslanmışken diz üzerine oturarak, “hele yalan yere şahitlik etmekten sakınınız” buyurmasından, şirkten sonra en büyük günahın yalan yere şahitlik olması gerekir. Çünkü yalan yere şahitlik, bütün, hakların yok edilmesine sebep olacağı gibi, Allah, korusun, haksız yere bir kimsenin belki binlerce kişinin ölümüne de sebep olabilir. Bundan dolayı gerçekten yalan yere şahitlik etmek, şirkten sonra en büyük günahtır.

Yalancı şahitlik Allah'a (cc)şirk koşmakla eşittirAllah’ın Resulü kalkıp hutbe okudu ve üç kere:
 
Ey insanlar, yalan şahitlik Allah’a şirk koşmakla eşittir, buyurdu. Sonra da “o halde murdardan, putlardan kaçının ve yalan sözden çekinin” ayetini okudu. (Hacc, 30-31) (İmam-ı Ahmed)
Resulüllah (asm) bir hutbe esnasında şöyle buyurdu:
“Ey İnsanlar yalan söylemek ve yalancı şahitliği Allah’a ortak koşmaya denk tutulmuştur” diyerek Hac suresi 30. ayetini okudu:
“Artık putlara tapma pisliğinden çekinin ve yalan sözden sakının.” (Müsned)

Yalancı şahitlik yapanlar cehennemi hak etmiş olur ; İbn Abbas (ra) der ki:
“Kim yalan yere şahitlik eder ve bu şahitliği ile Müslüman bir kişinin malını elinden alır yahut onun kanının akıtılmasına sebep olursa cehennemi hak etmiş olur.” (El-Haris)
“Yalancı şahitlikte bulunarak bir Müslümanın malının elinden alınmasına veya kanının dökülmesine sebep olan kimse, cehennem ateşini hak etmiş olur.” (İmam Suyuti)
“Yalancı şahit, kıyamet günü Allahu Teâlâ kendisine azabını kararlaştırmadan tek bir adım dahi atamayacaktır.” (İmam Suyuti)

Yalancı şahide cehennem vacip olur: “Yalancı şahidin ayakları, daha şahadet mahallinden ayrılmadan Allah Teâlâ hazretleri ona cehennemi vacip kılar.” (Kimya-ı Saadet )
“Yaş bir misvak çubuğu için bile olsa, şu minberimin yanında bile bile yalan yere yemin eden hiçbir köle ve cariye yoktur ki ona cehennem vacip olmasın.” (Kimya-ı Saadet )
“Her kim bilmediği konuda bir Müslümanın aleyhine şahitlik yaparsa cehennemdeki yerini hazırlasın.”(İmam-ı Ahmed)

Yalancı şahitlik yapan Allah'ın (cc)gazabı altındadır: “Açılan bir dava için (yalancı şahitlik yapmak gibi) zalime yardım eden bir kimse, o işten vazgeçinceye kadar Allah'ın gazabı altındadır.” (İmam Suyuti)

Şahitlikten çekinen yalancı şahitlik yapmış gibi olur : 

“Şahitliğe çağrıldığında onu gizleyen -şahitlikten çekinen- kimse yalancı şahitliği yapmış gibi olur.”(Taberânî)

Görmediği bir rüyayı görmüş gibi anlatan yalan şahitlikte bulunan gibidir :

“Resûlullah (asm) bize bir hutbe îrâd etti. Hadiste şu ifadelere de yer verilmiştir:
“Her kim şahitliğinden vazgeçer yahut şahitliğini gizlerse Allah Teâlâ o kimseye kıyamet günü yaratıkların önünde kendi etini yedirecek ve dilini çiğner vaziyette onu cehenneme sokacaktır. Kim de bir Müslümana yahut bir kâfire yalan yere şahitlik yaparsa kıyamet günü dilinden asılacak ve cehennemin en alt derecesinde münafıklarla beraber olacaktır. Kim de görmediği bir rüyayı görmüş gibi anlatırsa yalan yere şahitlik yapmış gibi olur.”
(El-Harîs)

Devamını Oku »