Sayfalar

Ne Aramıştınız?

Lezbiyenlik Zina Sayılır mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lezbiyenlik Zina Sayılır mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.08.2017

Lezbiyenlik Günah mı-Lezbiyenlik Zina Sayılır mı?

Bu yazımızda;kuran'da eşcinsellik ile ilgili ayetler,sevicilik,safizm,eşcinsellik günah mı eşcinsellikten nasıl kurtulunur,eşcinsellikten kurtulma duası,kadın kadına ilişkinin günahı nedir?eşcinsellik günah mı nihat hatipoğlu v.b konularda sizleri aydınlatacak ve doğruya götürecek bilgilere sahip olabilirsiniz!..
Lezbiyenlik Zina Sayılır mı
Lezbiyenlik Günah mı-Lezbiyenlik Zina Sayılır mı?
İslam Dininde haram kılınan bir cinsel eylem de Lezbiyenliktir. Kadının kadınla sevişmesi, ilişkisi anlamına gelen bu eylem, kesinlikle haramdır. Lezbiyenlik cinsel bir sapmadır. Bunun haram oluşunda, İslam alimleri arasında ittifak vardır. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/66)

Dilimizde bu ayıbı işlemeye "Sevicilik" denilmektedir. Peygamberimiz buyuruyorlar ki:

"İki kadının sürtüşmesi, kendi aralarında bir (nevi) zinadır." (Feyzü'l-kadir, 4/103)

Kaynaklarda daha çok homoseksüellik üzerinde durulmuştur. İmam Azam’a göre homoseksüellik haram olmakla beraber, faillerine zina cezası değil, ta’zir cezası (hakimin uygun gördüğü bir ceza) verilir.

İmam Malik ve İmam Ahmed bin Hanbel’e göre bunlara ister evli, ister bekâr olsunlar evli olana uygulanan zina-recim cezası verilir.

İmam Şafii’ye göre ise, normal zina cezası olarak bekâr olana yüz değnek, evli olana ise recim cezası verilir.(bk. a.g.y).

Bu üç mezhebin homoseksüelliğe zina cezasını vermelerini destekleyen hadis rivayetleri vardır.


“Lut kavminin fiilini yapanları gördüğünüzde, fail ile mefulü birlikte öldürün.”(bk. Ebu davud, Hudud, 29; Ahmed b. Hanbel, 1/330; Hakim, 4/395).

Ebu Musa’l-Eşarî’nin bildirdiğine göre Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Erkeğin erkeğe, kadının kadına yaklaşması zinadır.”(Taberanî’ el-Kebir, 20/198; Beyhakî, es-Sünenu’l-kübra, 8/233; Mecmau’z-Zevaid, 8/102).

Lezbiyenlik bütün alimlerin ittifakıyla haramdır. Ve yine alimlerin ittifakıyla Lezbiyenlik suçuna zina cezası değil ta’zir cezası uygulanır.(bk. el-Mevsuatu’l-Fıkhıyye Şamile- 2/8559).

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

(Kalb, göze tâbidir. Gözler haramdan sakınmazsa, kalbi korumak güç olur. Kalb, harama dalarsa, günahlardan sakınmak güç olur. O halde, imanı olanların, haram işlememesi, harama bakmaması gerekir.)
Erkeklerin homoseksüel (eşcinsel) olması haram olduğu gibi, kadının da homoseksüel (lezbiyen) olması, yani herhangi bir kadına şehvet ile dokunması ve bakması haramdır. Kadınların, kadınlara şehvet ile bakması ve dokunması, kocasından başkasına, erkek ve kadın, kim olursa olsun, yabancıya süslenmeleri caiz değildir. Erkekle kadın, başka cinsten oldukları için, bir araya gelmeleri nispeten güçtür. Kadının kadına yaklaşması ise daha kolaydır. Bunun için kadının kadına(lezbiyen) bakması ve dokunması, erkeğin kadına ve kadının erkeğe bakmasından daha kötü olabilir.
Lezbiyenliğe Fransızca safizm deniyor.

Erkeğin erkek için ve kadının kadın için avret yeri, diz ile göbek arasıdır. Bir kadın, başka bir kadının, göbek ile diz arasına bakamaz. Zaruretsiz bakarsa, haram işlemiş olur. Kadının yabancı erkek için avret yeri, el ve yüzünden başka, bütün bedenidir. Başkasının avret yerine, lüzumsuz, şehvetsiz de bakmak haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Erkek erkeğin, kadın kadının avret yerine bakması, helal değildir.) [Abdurrezzak Eşiat-ül-lemeat]

(Kadının kadına yaklaşması [lezbiyenlik, safizm] zinadır.) [Taberani]

(Erkeğin kadına, kadının da erkeğe [şehvetle] bakması haramdır.) [Taberani]

(Erkeğin erkeğe, kadının kadına yaklaşması zinadır.Lezbiyenlik) [Beyheki]

(Erkek erkekle, kadın kadınla [zaruretsiz] aynı yatakta yatamaz.) [İ.Ahmed]

(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinirse, ümmetim helak olur.) [Hakim, Beyheki]

(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe, kıyamet kopmaz.) [Hatib]

(Erkek erkekle, kadın kadınla [çirkin iş için] beraber olamaz.) [Abdurrezzak]

(Ahir zamanda eşcinsellik üç kısım olur: Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla, diğeri, tokalaşmak ve kucaklaşmakla yetinir. Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar. Allah bunlara lanet etsin! Eğer tevbe ederlerse, Allahü teâlâ tevbe edenin tevbesini kabul eder.) "Deylemi"

Her türlü günahın tek ilacı vardır. Bu ilaç Kur'an-ı kerimde açıkça bildiriliyor. Bu ilacı kullanan her müslüman, alışkanlık haline gelen büyük günahlardan mutlaka kurtulur. Bir âyet meali şöyledir:

(Namaz, münker ve fahşadan [edepsizlikten, hayasızlıktın, akla ve dine uymayan, uyuşturucu, içki, zina, eşcinsellik, (homoseksüellik, livata, lezbiyenlik) gibi her türlü kötülükten] alıkoyar.) (Ankebut 45)

Namaz, kötülükten alıkoymuyorsa, namaz doğru kılınmıyor demektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Bir kişinin namazı, kendini fahşa ve münkerden [her türlü kötülükten] alıkoyamıyorsa, Allah’tan uzaklığı artar.) [Taberani]

Bir genç, namaz kılar ve her türlü kötülüğü de yapardı. Bu gencin durumunu Resulullaha bildirdiler. Peygamber efendimiz, (Bir gün gelir namaz, onu diğer günahları işlemekten alıkoyar) buyurdu. Aradan çok zaman geçmedi. O genç günahlarına tevbe etti, iyi hâl sahibi oldu. Bu bakımdan namazı doğru kılmalıdır!

Demek ki, namaz kılan bütün kötülüklerden uzak kalıyor. Yani insan namazı doğru kılarsa, dine tam uymuş olur. Dine tam uyan da, hiç bir kötülüğü işlemez, ayrıca dinimizin emrettiği iyi işleri yapmaya çalışır.O halde yapılacak iş, namazı doğru kılmaya çalışmaktır. Namazı doğru kılabilmek için önce itikadın düzgün olması şarttır. Daha sonra diğer şartlar gelir. Bu şartlara riayet eden, mutlaka her türlü kötülüğü bırakır.
Kötülerle gezmek bile çok zararlıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kötü arkadaş, demirci körüğü gibidir. Üflenince, ateş kıvılcımları seni yakmazsa da, kokusu seni rahatsız eder.) [Buhari]

(İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. Sana koku sürmese de, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) [Müslim]

Önceden ağza bile alınmayan lezbiyenlik konusu artık tartışılır hale gelmiştir. Lut kavmini helak eden bu pislik ve iğrenç davranış günümüzde modernlik olgusu özgürlük olgusu altında serbest bırakılmaktadır..

İslam’da "hunsa" Diye bir kavram vardır. Hunsa,lezbiyenlik,travstilik,homoseksüellikle bir ilgisi yoktur. Binde bir veya milyonda bir görülen bir hastalıktır. 

Allahü Teala Kitabı’nda insanoğlunu, ya erkek veya dişi olarak yarattığını bildiriyor, bu iki özelliği birden taşıyan bir üçüncü insan nev’i yarattığını bildirmiyor. Şu halde fıtraten (yaratılıştan) insan ya erkektir, yahut da dişidir. Bu iki cinsiyetin belirleyici organ ve işaretlerini birlikte taşıyanlar, ikisine birden sahip olanlar, bir manada fıtrata aykırı, sakat, fazlalıklı veya eksiklikli doğanlar gibidir.

Fukahanın çoğuna göre,"HUNSA" : Erkeklik ve dişilik âleti bulunan kimsedir. Hangi aletinden idrar yapıyorsa, daha çok ona yakın bir hüküm taşır. Yani erkeklik aletinden idrar yapıyorsa, erkek; dişilik aletinden idrar yapıyorsa, dişi sayılır. (El-Hidâye – Merğinânî)

Her iki aletinden eşit biçimde idrar geliyorsa, o takdirde hem erkek, hem dişidir, yani ona hunsâ denilir., Bu, îmam Ebû Hanîfeye göredir. (El-Kâfî – El-Mervezî)

İmam Ebû Hanîfe’ye göre, taşıdığı her iki aletten de idrar gelirse, o "Hunsâ müşkil" kabul edilir. Bir aletten az, birinden çok gelmesi buna tesir etmez.

Fukahanın çoğuna göre, bu durum, onun ergen olmasına kadar geçerlidir. Ergen olunca, erkeklik aleti harekete geçip evlenecek güçte bulunuyorsa, o takdirde erkek kabul edilir. Sakal ve bıyıklarının da çıkması böyledir. Bunun gibi ergenlik çağına girince göğüsleri büyür, ayhali olursa o takdirde dişi kabul edilir.

Ergenlik çağına girdiği halde ne erkek olduğuna, ne de dişi olduğuna dair belirtilen alâmetler ortaya çıkmazsa, o takdirde "Hunsâ Müşkil-Eşelcinsel" sayılır.

Sadece meni, belsuyunun çıkması yeterli değildir. Çünkü bu her iki cinsten de çıkabilir. (El-Hidâye – Merğinânî – Fetâvâryi Hindiyye)

Lut Kavminin Helakı
( Bu olayı kısaca anlatıyoruz. Siz Şuara suresinde ayrıntılı bulabilirsiniz.)

“Elçilerimiz, yakışıklı birer delikanlı suretinde Lut’un yanına gelince, onların melek olduğunu henüz bilmeyen Lut, kadınları bırakıp erkeklere yönelen sapık hemşerilerinin bu gençleri taciz edeceğinden korkarak, onlardan dolayı üzüntü ve endişeye kapıldı. Misafirlerini koruyacak gücü olmadığını görerek onlar yüzünden içi daraldı ve kendi kendine, “Bugün çok çetin bir gün olacak!” dedi.

Bu arada, şehre gelen yabancıların Lut’un evinde misafir olduğunu haber alan kavmi, sapık arzularının kamçılamasıyla, âdeta kudurmuş bir hâlde koşarak Lut’un kapısına dayandılar. Zaten öteden beri böyle çirkinlikler yapmayı âdet hâline getirmişlerdi.

Lut, “Ey kavmim!” dedi, “İşte kızlarım; onlarla evlenip meşru ve doğal yollarla arzularınızı tatmin etmeniz, sizin için erkeklere yönelmekten çok daha temizdir. Öyleyse, Allah’tan korkun da misafirlerime tacizde bulunarak beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu sizin?”

Buna karşılık onlar, “Sen de gayet iyi bilirsin ki, bizim senin kızlarında gözümüz yok. Çünkü kadınlarla ilgilenmiyoruz biz. Sen aslında bizim ne istediğimizi pekâlâ bilirsin!” dediler.

Bu azgın topluluk karşısında tamamen çaresiz kalan Lut, “Ah, keşke size karşı koyabilecek gücüm olsaydı yahut şerrinizden korunabileceğim sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” dedi.

Şehre sonradan yerleşen bir yabancı olduğu için, kendisini savunacak kabile desteğinden yoksundu. İşte, Lut Peygamber’in üzüntüsü doruk noktasına ulaşmıştı ki:

Sonunda melekler gerçek kimliklerini ortaya koyarak, “Ey Lut!” dediler, “Bizler Rabb’inin elçileriyiz. Artık korkmana, üzülmene gerek yok! Çünkü onlar senin kılına bile dokunamazlar! Zaten kısa bir zaman sonra hepsi helâk edilecektir! Bunun için, gecenin bir vaktinde ailenle birlikte şehri terk etmek üzere yola çık.

İçinizden hiç kimse kâfirlerle birlikte olma özlemiyle geriye dönüp bakmasın! Ancak karın hariç; çünkü o, zalimlerin yanında kalmayı tercih edecek. Bu yüzden de, onların başına gelecek olan azap, onun da başına gelecek. Onların helâk edilme zamanı sabah vaktidir; sabah vakti de yakındır, değil mi?”


Ve nihayet Sodom şehri için helâk emrimiz gelince, Lut’u ve ailesini oradan çıkardık, sonra korkunç bir sarsıntıyla oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine, ateşte pişip sertleşmiş kızgın taşları sağanak sağanak yağdırdık.

O taşlar, öyle tesadüfen yağmadı onların başına. Aksine her bir taş, Rabb’inin katında işaretlenmiş ve zalimleri cezalandırmak için özellikle gönderilmişti. Ve siz ey insanlar! Kendinizi benzer bir felâketten uzak sanmayın! 
Zira bu tür cezalar, zalimlerden hiç de uzak değildir. Allah zaman zaman belâ ve musibetler göndererek insanları uyaracaktır. (Hud, 11/77-83)
Devamını Oku »